<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İnternettin Abi</title>
	<atom:link href="http://www.internettinabi.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.internettinabi.com</link>
	<description>İnternettin abinin söyleyecekleri var</description>
	<lastBuildDate>Sat, 06 Dec 2014 11:40:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.6.1</generator>
		<item>
		<title>Jürgen Habermas ‘ta Dil-Ahlak İlişkisi &#8211; Taylan URBAY</title>
		<link>http://www.internettinabi.com/jurgen-habermas-ta-dil-ahlak-iliskisi-taylan-urbay/</link>
		<comments>http://www.internettinabi.com/jurgen-habermas-ta-dil-ahlak-iliskisi-taylan-urbay/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2014 18:23:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Taylan Urbay</dc:creator>
				<category><![CDATA[SANAT VE KÜLTÜR]]></category>
		<category><![CDATA[Dil-Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Hegel-Gil Rasyonalizmi]]></category>
		<category><![CDATA[İdealizm]]></category>
		<category><![CDATA[İletişimsel Eylem]]></category>
		<category><![CDATA[Jürgen Haberman]]></category>
		<category><![CDATA[Kant-Gil Rasyonalizmi]]></category>
		<category><![CDATA[Materyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[objektivizasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Pozitivizm]]></category>
		<category><![CDATA[şeyleşme]]></category>
		<category><![CDATA[sezgicilik]]></category>
		<category><![CDATA[Viyana Okulu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.internettinabi.com/?p=597</guid>
		<description><![CDATA[Jürgen Habermas kendine ait felsefi sisteminin temeline, Hegel ‘in 5 öznel ruh kategorisinden biri olan “dil’’ ‘i yerleştirmiştir. Dil en sade tanımıyla, ]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Jürgen Habermas kendine ait felsefi sisteminin temeline, Hegel ‘in 5 öznel ruh kategorisinden biri olan “dil’’ ‘i yerleştirmiştir. <b>Dil en sade tanımıyla, insanlar arasındaki anlaşmayı sağlayan ve üzerinde ortak bir anlayışa ulaşılmış sessel simgeler sistemidir. </b>Bu noktada dil mekanizması, bir gösteren (kavram) ve bir gösterilen (dış dünyadaki bir nesne) arasındaki bağlantısallık kurulması yoluyla çalışmaktadır. Ne var ki Hegel ‘in sistemi içinde dil, sadece iletişim kurma aracı olmayıp aynı zamanda kişinin tüm duygu dünyasının (metafizik) ve zihinsel tasarımlarının içinde barındırıldığı bir tanımlamalar alanıdır. Öte yandan dil, Hegel ‘in epistemolojisinin rasyonalist kapsamı içinde nesne-kavram tekabüliyetine yapılan vurgunun işlevsel aracısıdır. Diğer bir deyişle Descartes ‘in algı ve gerçeklik arasındaki yada benzer şekilde Hegel ‘in varlık ve ona ait refleksiyon (varlığa ait, ondan insan zihnine yansıyan kavramsal düşünce) arasındaki fark kavramlaştırmaları bir yabancılaşma kategorisi olmakta ve zihinsel süreçler (Hegel ‘de nesne-kavram diyalektiği) içinde ortadan kaldırılması gereken durumlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu noktada Jürgen Habermas ‘ın konumunu daha iyi kavrayabilmek için, Batı epistomolojisine genel bir bakış yararlı olacaktır. Bu kolay bir çaba olmadığından konuyu Yeni Çağ ‘dan itibaren günümüze sınırlandırarak ele almak gereklidir. Batı felsefesinin kökleri Eski Yunan uygarlığındadır ve temel konusu “akıl’’ ve onun işleyiş ilkeleridir. Yeni Çağ ‘da Platon ‘un Rasyonalizmi Descartes ile birlikte dirilmiştir. Rasyonalizmin temel önermesi, insan zihninde doğuştan gelen ve deneye bağlı olmaksızın var olan önsel bilgilerin yada kavram çerçevelerinin bulunduğudur. Descartes ‘in buna eklediği temel yenilik ise, kendinden sonraki hemen tüm Rasyonalistlerin üzerinde kafa yoracağı bir alan açmıştır: <b>Algı ile gerçeklik arasındaki fark. </b>Diyalektik gelişme sistemini ekleyerek Rasyonalizmi en geniş sistematik sınırlarına ulaştıran Hegel ‘de bu <b>“Varlık ile Yansıma”</b> arasındaki fark olarak ifade edilecektir. <b>Günümüze kadar gelen temel bilimlerle ilgili tüm gelişmelerin, bu farkın aşılmasına yönelik olduğu rahatlıkla iddia edilebilir. Descartes ‘in bu yorumu iç dünya (zihin) ile dış dünya (maddi ortam) arasındaki karşılıklı ilişki şeklinde de daha açık olarak ifade edilebilir.</b></p>
<p style="text-align: justify;">18 yy.dan itibaren Rasyonalizme alternatif olarak, insan zihninin doğuştan boş bir levha olarak meydana geldiği, ancak sonradan elde edilen duyumlarla bilgi yapılarının deneysel olarak oluştuğunu iddia eden ve Anglo-Saxon dünyada ortaya çıkan Empirisizm akımının ilk ve en önemli temsilcisi John Locke ‘dir ve günümüze kadar etkisini çeşitli varyantlarla korumuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Batı felsefesindeki diğer ana bölünme ise <b>İdealizm</b> ve <b>Materyalizm</b> arasında olmuştur. İdealizm ‘in öznel versiyonu, dış maddi dünyanın varlığını tamamen yadsımıştır ve en önemli temsilcisi George Berkeley ‘dir. Nesnel idealizm dış dünyanın varlığını yadsımamakla birlikte, iç dünyanın/düşüncenin, onun üzerinde belirleyici olduğunu iddia eder. En önemli temsilcileri ise Immanuel Kant ve G.W.F. Hegel ‘dir. Bilginin tek kaynağının maddi dünya/nesneler dünyası olduğunu ve bu dünyaya ait tam/kesin/doğru bilginin elde edilebileceğini belirten Materyalizm ise, tarihsel kökleri yine Eski Yunan felsefesine dayanmakla birlikte, Yakın Çağda Ludwig Feuerbach ile dirilmişve Karl Marx ile modern formuna kavuşmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Böylece Batı Felsefi geleneğinin her biri ikili iç bölünmeye sahip, iki ana bölünme üzerinden ve bunların dörtlü kombinasyonuna göre şekillendiğini iddia etmek yerinde olacaktır. Ne var ki, 19. yy.ın ikinci çeyreğinden itibaren daha sofistike felsefi akımlar gündeme gelmeye başlamıştır. Bunların belki de en etkin olanı ise <strong>Pozitivizm</strong> olmuştur. Pozitivizm, kurucusu Aguste Comte ile birlikte, Kant ve Hegel ‘den o güne kadar gelen Metafizik felsefi yaklaşımları reddetmiş ve görünen olguların incelenmesi gerektiğine vurgu yapmıştır. Pozitivizm metafizik karşıtlığı konusunda Materyalizm ile birleşir ancak, nesnelerin özünün kavranamayacağı savı ile ondan ayrılarak idealist tutuma yaklaşır. Öte yandan, <b>“</b><b>gerçeklik<b>”</b></b> ile ilgili araştırmalarında ise Pragmatism ‘in yöntemine çok yakın bir yöntem izlediği dikkat çekmektedir. Viyana Okulu çerçevesinde Ludwig Wittgenstein ve Ernst Mach ve Richard Avenarius ‘un çalışmaları, Pozitivist dil felsefesi ve epistemoloji alanındaki yetkin örnekleri temsil etmektedir. Vladimir Lenin ise 1909 tarihli Materyalizm ve Amprio-Kritisizm adlı eserinde, Richard Aenarius ‘un felsefi sisteminin eleştirisi üzerinden kendi Materyalist duruşunu şekillendirmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">20 yy.da ise Pozitivizm ‘in baskın nesnelci tutumuna karşı, İdealizm ‘in metafiziğe açılan çeşitli formlarının Dilthey, Gadamer, Bergson, Heidegger gibi filozoflarca tekrar sistematik bir biçimde gündeme getirildiği görülmüştür. Dilthey ve Gadamer kendi dil anlayışlarının <b>Hermenotik</b> (Yorumsama) disiplini kapsamında geliştirmişlerdir. Çıkış noktaları ise, bir diğer Hegelyen öznel ruh kategorisi olan <b>“</b><b>karşılıklı tanınma<b>”</b></b> olmuştur. Bu bağlamda özneler arası ilişkilerin kuruluşunda, dil yoluyla karşı öznenin tanımasında öznelliğe yönelik hermenotik yöntemin işlevine vurgu yapmışlardır. Bergson <b>“</b><b>sezgicilik<b>”</b></b> felsefesiyle, Spinoza metafiziğini tekrar canlandırmış, Heidegger ise <b>varlık ‘ın</b> öznel deneyimlerle nasıl algılandığı üzerine odaklanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Habermas ‘a göre <strong>“İletişimsel Eylem”</strong>, iletişime katılanların zihinsel/bilişsel art alanındaki bir yaşama evreni içinde gerçekleşir. İletişime katılanlar için yaşama evreni ancak doğal art alan kabullerinin düşünseme öncesi biçiminde ve naif bir biçimde edinilmiş beceriler biçiminde vardır. Bu <b>koyut (postulate)</b> Habermas ‘ın Rasyonalizm ile olan bağlantısını serimler. Burada önsel (apriori) olan doğal art alan kabülleridir. Ne var ki bu Rasyonalizm, zihinsel algı kalıplarının varlığını kabul eden Kant-Gil Rasyonalizm değil, öznel ruh kategorilerini önsel olarak temel alan Hegel-Gil Rasyonalizm ‘dir.</p>
<p style="text-align: justify;">Habermas temel yapıtı olan <strong></strong><b>İletişimsel Eylem Kuramı ‘nda</b> Hegel ‘in epistemolojisinden bir miktar koparak Kıta Avrupası rasyonalizminden Anglo-Saxon deneyciliğine (Emprisizm) kayar. Hatırlanacağı üzere Emprisizm Rasyonalizim ‘in aksine, önsel zihinsel şema ve çerçevelerin varlığını reddederek ve zihnin bilgi yapılarının dış dünyadan edinilen duyumlar üzerinde şekillendiğini vurgulayarak Rasyonalizmin mutlakçı epistemolojik eğiliminden uzaklaşmıştır. Böylece Emprisizm ‘de mutlakçı bilgi arayışından çok odak <strong>“</strong><b>eylem<strong>”</strong></b> ve onun gerçekleştirilmesinin koşullarına kaymıştır. Emprisim bu noktada Pragmatizm ve Instrumentalizmi doğurmuştur ve diğer bir deyişle amacı doğru/kesin bilgiye ulaşmaktan çok, doğru (yerini bulan) ve istenen pratik sonucu sağlayan eyleme ulaşmaya kaymıştır. Nesne-kavram tekabüliyeti arayışı yerini önerme-eylem tekabüliyetine bırakır. Bu bağlamda <strong>İletişimsel Eylem Kuramı</strong> içinde dilsel önerme tiplerinden <strong>“</strong><b>edim-sözel<b>”</b></b> önermeler merkezi bir yer tutmaktadır. Sonuç olarak Habermas ‘ın felsefi sistemiyle, Immanuel Kant ‘ın da zamanında yaptığı gibi, rasyonalist ve emprisist epistemolojiyi kaynaştırdığı iddia edilebilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><b><strong>“</strong>Edim-sözel<b>”</b></b> önerme, önermeyi dile getiren kişinin gelecekte belirli bir eylemi yapacağına dair bir vaat içeren önermedir. İnsanlar arası ilişkilerde oldukça sık kullanılmaktadır. Ne var ki önermenin dile getirilmesi, vaat edilen eylemin gerçekleştirileceğine dair bir garanti içermemektedir. Vaat edilen eylemin zaman içinde gerçekleştirilip gerçekleştirilmemesi ise, vaatte bulunan öznenin <b>ahlaki tercihine</b> kalmaktadır. Ortaya atılabilecek olan birçok edim-sözel önerme zaman içinde belirtilen vaatlerin yerine getirilip getirilmediğine göre sınanır. Bu sınama süreci ise, dil-ahlak bağlantısının açıkça belirdiği alanların başında gelmektedir. Verilen vaadin yerine getirilmesi <b>önerme-beklenti-eylem</b> tekabüliyetini sağlamış olacağından, yabancılaşma etkisinin ortadan kalkması sonucunu doğurur. Söz konusu gerçekleşme <b>“</b><b>ahde vefa’’</b>  ilkesinin yerine getirildiğini gösterir. Böylece aynı ilke insani değerler kümesi üzerinden şekillenen iletişimin yapılaştırdığı <b>“</b><b>yaşama</b> <b>evreninin<b>’’</b></b> temel özelliği olan <b>“</b><b>dayanışma<b>’’</b></b> ilkesinin de temel taşını oluşturmaktadır.Bir <b>“</b><b>yaşama evreni<b>’’</b></b>, kendisini oluşturan üyeleri arasındaki iletişimin ve eylem koordinasyonunun belli ahlaki ön-kabuller ve dostluk, dayanışma, yardımlaşma, ahde vefa gibi insani değerler üzerinden şekillendiği bir komüniteryen grup tipine işaret etmektedir. Ne var ki bu grup tipi <b>“</b><b>şeyleştirici<b>’’</b></b> süreçleri karşısında, her an dağılma riskini üzerinde taşımaktadır. Bu potansiyel olgu ise Habermas tarafından <b>“</b><b>yaşama evreninin sömürgeleştirilmesi<b>’’</b></b> terimiyle betimlenir. Bunun sonucunda, bir yönüyle aşırı objektivite arayışında ve modern çalışma koşullarının içinde olan, ancak diğer yönüyle insani/dayanışmacı değerlerin taşıyıcısı olan çalışan birey, zihinsel düzeyde bir <b>“</b><b>ide parçalanması<b>’’</b></b> ‘na maruz kalır.</p>
<p style="text-align: justify;">İnsanlar arası ilişkilerdeki bu mantığın paralel olarak makro-sosyolojiye taşınması da benzer imaları ortaya çıkarmaktadır. Talcott-Parsons ‘un toplumun fonksiyonel bölünmesinden  <b>(zirve-taban bölünmesi</b>) hareket eden Habermas, ekonomik-politik alan ile taban arasındaki ilişkide <b>(yada yöneten-yönetilen ilişkisi)</b> zirve tarafından tabanın rızasını oluşturmak için oluşturulan <b>“</b><b>sahte-uzlaşmalara<b>’’</b></b> dikkat çeker. Basit bir dil ile ifade edilirse bu, politikacı tarafından seçmene verilen boş vaattir. Bunların önüne geçebilmek için tüm toplumsal karar alma süreçlerinin yukarıdan aşağıya olmak yerine, azami katılımcılıkla gerçekleştirilmesini önerir. Örneğin; bir iş kanunun yapılması sırasında kanunun konusunu oluşturan çalışan kesimlerin, kanunun oluşturulma sürecine katılmalarının sahte-uzlaşma oluşumunun önüne geçebileceği iddia edilebilir. Böylece Habermas ‘ın önerisi zirve taban ilişkilerinde ortaya çıkan politik yabancılaşmanın aşılmasında işlevsel bir anlam kazanmaktadır. Habermas ‘ın önerisinin diğer boyutu ise, felsefi anlamıyla modernitenin ortaya çıkardığı aşırı <b>objektivizasyon/şeyleşme</b> problemine karşı bir çözüm önerisi niteliğinde olmasıdır. Hatırlanacağı gibi modernist epistemolojik eğilim toplumsal ilişkilerin kuruluşunda mümkün olan en nesnel değerlendirme kalıplarına doğru bir yön taşır. Bu eğilimin aşırılaşması ise tüm karar alma süreçlerinde duygu ve düşüncelere sahip olan <b>“</b><b>insan<b>’’</b></b> faktörünün basit, sıradan bir unsura indirgenerek hiçlenmesi tehlikesini de beraberinde getirmektedir. Mümkün olan en geniş katılımcılığın sağlanması, bu eğilimin taşıdığı potansiyel tehlikenin bertaraf edilebilmesine yönelik de bir etki doğurma potansiyeline sahip olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.internettinabi.com/jurgen-habermas-ta-dil-ahlak-iliskisi-taylan-urbay/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tarafımı Belirledim &#8211; Esra SELAMOĞLU &#8211; İLKYAR</title>
		<link>http://www.internettinabi.com/tarafimi-belirledim-esra-selamoglu-ilkyar/</link>
		<comments>http://www.internettinabi.com/tarafimi-belirledim-esra-selamoglu-ilkyar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2014 18:07:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>internettinabi</dc:creator>
				<category><![CDATA[YAŞAM]]></category>
		<category><![CDATA[İLKYAR]]></category>
		<category><![CDATA[TARAFIMIZ ÇOCUKLAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.internettinabi.com/?p=611</guid>
		<description><![CDATA[Tarafımı belirledim. Ben çocukların tarafındayım; masum, tatlı bakışlı, çokça gülen yüzlü bazen hüzünlü… Koşup oynamak, kucağa alınmak, sevilmek, okşanmak isteyen biricik çocuklarımızın&#8230; ]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Tarafımı belirledim.</p>
<p>Ben çocukların tarafındayım; masum, tatlı bakışlı, çokça gülen yüzlü bazen hüzünlü…</p>
<p>Koşup oynamak, kucağa alınmak, sevilmek, okşanmak isteyen biricik çocuklarımızın&#8230;</p>
<p>Misler gibi okullarda okumaya, çiçekli bahçelerde koşmaya, sevgi kadar saygı da görmeye layık çocuklarımızın.</p>
<p><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/11/2014-11-02_2100451.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-612" alt="2014-11-02_210045" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/11/2014-11-02_2100451-300x87.jpg" width="300" height="87" /></a></p>
<p>Evet ben tarafımı belirledim.</p>
<p>Dünyadaki ve ülkemizin tüm çocuklarının tarafındayım.</p>
<p>İşte İLKYAR ‘ı tam da bu yüzden çok seviyorum ya…</p>
<p>İLKYAR ‘da çocukların tarafında bence… Kitaplarla, deneylerle, şarkılarla, sunumlarla, oyunlarla, yürek yüreğe sohbetlerle İLKYAR ‘da çocukların tarafında.</p>
<p><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/11/2014-11-02_211525.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-613" alt="2014-11-02_211525" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/11/2014-11-02_211525-300x166.jpg" width="300" height="166" /></a></p>
<p><span style="text-align: justify;">Sabahın erken bir vaktinde o gencecik gönüllü arkadaşlarım bir iniyor Mavi Otobüs ‘ten, bir kucaklıyor minik yürekleri, ellerinden tutup bir oynuyorlar, bir başlıyorlar şarkılara, türkülere, deneylere, hiç bilmedikleri tanımadıkları dünyalara bir götürüveriyorlar çocukları, çocuklarımızı…</span></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/11/2014-11-02_211654.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-614" alt="2014-11-02_211654" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/11/2014-11-02_211654-300x162.jpg" width="300" height="162" /></a></p>
<p>Sonra o ablalar abiler nasıl da şaşırtıveriyorlar o gencecik zihinleri, yeni ufuklar açıyorlar söyledikleriyle, anlattıklarıyla… Hem de yepyeni ufuklar…</p>
<p>Bir de ne yapıyorlar biliyor musunuz? Hayal eşiklerini yükseltiyorlar bu güzel çocukların: Önce “Ben yapamam ki bunları.” diyenler, bir de bakıveriyorsunuz günün sonunda “Ben de senin gibi üniversiteyi kazanacağım.” diyor bir abiye yada bir ablaya.</p>
<p><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/11/2014-11-02_211840.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-615" alt="2014-11-02_211840" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/11/2014-11-02_211840-300x155.jpg" width="300" height="155" /></a></p>
<p>Çocuklardan tarafım hep.</p>
<p style="text-align: justify;">En çok onlardan, hele de yatılı okullarda okuyanlardan etkileniyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Evlerinden, anne babalarından uzak, öğretmenlerine emanet oluşlarından…</p>
<p style="text-align: justify;">Yeşil, kahverengi, ela ama mutlaka sımsıcak bakan gözlerinden…</p>
<p style="text-align: justify;">Hele bir sarılışla, bire bin veren bereketli topraklar gibi hep el ele, gönül gönüle olmak isteyişlerinden…</p>
<p style="text-align: justify;">Yatakhanelerine davet edip “Biraz daha kal” deyişlerinden, “Saçımı örer misin abla?” diye soruşlarından, “Ah hiç gitmeseniz!” dileklerinden…</p>
<p style="text-align: justify;">Bazen güzel bir yuvaya çevrilmişse de, genellikle toz toprak, kir pas içinde, bakımsız yatakhanelere, o kırık dökük lavabolara, tuvaletlere layık görülmelerinden etkileniyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/11/2014-11-02_212120.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-616" alt="2014-11-02_212120" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/11/2014-11-02_212120-243x300.jpg" width="243" height="300" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">İstiyorum ki bu güzel, tatlı, sevgi dolu, masum çocuklar da bütün yaşıtları gibi, her şeyin en güzeline en iyisine ulaşabilsinler; onların da sıcacık kabanları, botları olsun, soğuk havalarda giyecekleri, oyuncakları olsun rengarenk, kitapları olsun raflar dolusu, merakla açtıkları kocaman gözleriyle sordukları tüm soruların cevaplarını arayacak olanakları ve gelecek için hayalleri, umutları olsun&#8230;</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><em>İlkyar ‘larımızın geleceğine güzellikler katmak için belki bir kitap için, belki anısını yaşatmak </em></strong><strong><em>istediğiniz büyüğünüz için bir kitaplık, belki de daha fazlası için İş bankası ODTÜ şubesi (4229)</em></strong></span><br />
<span style="color: #ff0000;"><strong><em>TL Hesabı    : TR26 0006 4000 0014 2290 7069 68</em></strong></span><br />
<span style="color: #ff0000;"><strong><em>EUR Hesabı: TR92 0006 4000 0024 2293 5074 26</em></strong></span><br />
<span style="color: #ff0000;"><strong><em>USD Hesabı: TR91 0006 4000 0024 2293 5762 17</em></strong></span><br />
<span style="color: #ff0000;"><strong><em>(Hesap sahibi İLKYAR) Lütfen bağışınızın açıklama kısmına isminizi mutlaka lütfen belirtin…</em></strong></span><br />
<span style="color: #ff0000;"><strong><em>Web Adresi : www.ilkyar.org.tr / Eposta : ilkyar.yonetim@gmail.com</em></strong></span><strong><em><br />
</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.internettinabi.com/tarafimi-belirledim-esra-selamoglu-ilkyar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Benim Büyük Çaresizliğim &#8211; Yezdan ATILGAN &#8211; İLKYAR</title>
		<link>http://www.internettinabi.com/benim-buyuk-caresizligim-yezdan-atilgan/</link>
		<comments>http://www.internettinabi.com/benim-buyuk-caresizligim-yezdan-atilgan/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2014 17:41:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>internettinabi</dc:creator>
				<category><![CDATA[YAŞAM]]></category>
		<category><![CDATA[ÇARESİZLİK]]></category>
		<category><![CDATA[İLKYAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.internettinabi.com/?p=600</guid>
		<description><![CDATA[Saat 5. Gözümü açıyorum. Hangi okuldaydık hatırlamaya çalışıyorum. Kendi yurdumda, ODTÜ ‘de olduğumu farkediyorum. Büyük hayal kırıklığı&#8230; Artık çok klasikleşen proje sonrası okula bir ]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Saat 5. Gözümü açıyorum. Hangi okuldaydık hatırlamaya çalışıyorum. Kendi yurdumda, ODTÜ ‘de olduğumu farkediyorum. Büyük hayal kırıklığı&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Artık çok klasikleşen proje sonrası okula bir türlü alışamama zamanı. Ama bu sefer garip bir hal daha mevcut. Sanki projeden öncesi hiç yokmuş gibi. Sanki ben Eylül ‘de doğmuşum gibi. Ondan öncesi büyük karanlık, büyük boşluk. Günlük rutin işlerimi halletme çabasındayım. Ders notlarını tamamla, defterleri al, yurt parasını yatır. Bankaya gidiyorum yurt parasını yatırmaya. Dışarıdan bir müzik sesi geliyor. İstemsizce yanağımdaki yaraya dokunuyorum. Son gece Sultan ‘la vedalaşırken Sultan ‘ın tokası çizmişti yanağımı. Sultan çok üzülmüştü görünce. Bense o yaranın varlığından dolayı çok mutluyum. Sultan ‘ın elini tutmuş gibi oluyorum her defasında. Sıra bana geliyor bankada. Karışıyorum yeniden kalabalığa. Kim bu insanlar, neden bu kadar kalabalık her yer? Büyüyor kalabalık gözümde. Onlar büyüyor, ben küçülüyorum. Küçülüp kaybolmak istiyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/11/2014-11-02_204900.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-601" alt="2014-11-02_204900" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/11/2014-11-02_204900-300x224.jpg" width="300" height="224" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Esma ile konuşuyorum. Esma okula gitmek istiyor, ama bir sürü şanssızlık bırakmıyor yakasını. Ama Esma asla vazgeçmiyor. Esma ‘ya destek olmaya çalışıyorum kendi çapımda, konuşuyorum onunla “Abla, önce Allah ‘a sonra sana güveniyorum” diyor. Telefonun öbür ucunda Esma bu kadar zorluğa dayandığı için büyüyor yüreğimde. Esma büyüyor, bense küçülüyorum. Hissettiğim şey çaresizlik.</p>
<p style="text-align: justify;">Çivi uzatıyorum ikinci sınıfa giden bir çocuğa, konuşuyoruz, “Adın ne, kaç yaşındasın, kaç kardeşsiniz?” Anlatıyor bana, babasının uzaklarda çalıştığını, haftasonu gidecek bir evi olmadığını. 4 kardeş yiboda kaldıklarını. Sonra öğreniyorum, ablasının geceleri uykusunda sayıkladığını. En son ne için ağlamıştım ben? Sık sık görüşmemize rağmen bir arkadaşım uzaklara gittiği için mi? Utanıyorum kendimden. Muhammet anlatıyor, büyüyor yüreğimde. Bense küçülüyorum. Hissettiğim şey çaresizlik.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/11/2014-11-02_205124.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-602" alt="2014-11-02_205124" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/11/2014-11-02_205124-300x225.jpg" width="300" height="225" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Emine çıkmıyor aklımdan. Türkçe bilmediği için bir türlü konuşamadığım Emine günün çoğunluğu ağlayarak geçiriyor. Koridor deneyleri sırasında yanıma sokuluyor, belli ki elimdeki deney ilgisini çekmiş. Bir tek orada güldüğünü gördüm. Emine niye ağladı, korkmuş muydu, sıkılmış mıydı bilemedim. Emine niye ağlamıştı? Sahi siz en son neye ağladınız? Neye üzüldünüz? Şimdi düşününce hepsi size de saçma geliyor mu? Emine neye üzüldü anlayamadım, Emine ‘nin gözyaşları küçülttü beni. Hissettiğim şey çaresizlik.</p>
<p style="text-align: justify;">Necbe Teyze ile tanıştık. “Berdel gittim.” diyor Necbe Teyze. Sonra eşi ve eşinin ikinci hanımı Necbe Teyze ‘yi 7 çocuğuyla beraber nasıl bıraktıklarını anlatıyor. Geçirilen zor günler bir kaymakamın Necbe Teyze ‘yi işe almasıyla bir nebze olsun azalıyor. Kaymakamın adını bile sormadım ama elini öpmek istedim o an. Necbe Teyze ‘nin kızının okula gitme zamanı yakınmış, ama bunun için gerekli olacak maddi imkan yok Necbe Teyze ‘de. Ona fikir vermekten, burs veren insanları anlatmaktan başka çarem yok. Utanıyor Necbe Teyze isteyemem diyor. Okulu bitirip bir an önce işe girmem gerektiğini anlıyorum.</p>
<p><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/11/2014-11-02_205551.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-603" alt="2014-11-02_205551" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/11/2014-11-02_205551-300x225.jpg" width="300" height="225" /></a></p>
<p>Boş olduğum her an bunlar geliyor aklıma. Derse gitmem gereken zamanlarda karıştığım kalabalık korkutuyor beni. Sanki bu insanları ilk defa görüyormuşum gibi. Kim bu insanlar, ne yapıyorlar? Hepsi ayrı ayrı yabancı bana.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/11/2014-11-02_205659.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-604" alt="2014-11-02_205659" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/11/2014-11-02_205659-300x225.jpg" width="300" height="225" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Kendimizi büyük bir koşuşturmanın içinde bulurken hep, bu kadar çabanın ileride iyi yerlere gitmesini dilemekten başka çarem yok. İyi insanların iyi yerlerde olmasını diliyorum. Necbe Teyze ‘ye yardımcı olan kaymakamın herkese örnek olmasını diliyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Birkaç kızla konuşuyoruz. “Üniversiteye gitmek istiyor musunuz?” diye soruyorum. “Babamız göndermez abla, biz cahil kalacağız.” diyor. O an önyargılarımızın fazlaca esiri olduğumuzu görüyorum. Nerden duymuşlar okumayanların cahil olduğunu. Anlatmaya çalışıyorum cahil kalmakla üniversiteye gitmemenin hiçbir alakası olmadığını. Fatma ‘nın bu sene sonunda yani 8.sınıfı bitirdikten sonra kardeşlerine bakmak zorunda olduğu için okula gidemeyeceğini biliyorum. Fatma çok büyük bir fedakarlık yaptığı için okuyamayacak belki, ona cahil demeye kimin dili varır. Hangimiz onun kadar büyük bir fedakarlık yapmışızdır; 7 tane kardeşine abladan çok anne olan Fatma ‘ya cahil deseler, bu utancı hepimizin taşıması gerekmez mi?</p>
<p style="text-align: justify;">Esma ‘nın okula gideceğini öğrenince su serpilmiş gibi oluyor yüreğime. Esma başardı. Gökçe de başaracak, Muhammet, Sultan, Nimet&#8230; Belki hepsi okula gidemeyecek, ama çok daha büyük başarılara imza atacaklar, belki hiçbirimizin asla başaramayacağı büyük başarılara&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/11/2014-11-02_210045.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-605" alt="2014-11-02_210045" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/11/2014-11-02_210045-300x225.jpg" width="300" height="225" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Gözümde büyüttüğüm dertlerin, aslında ne kadar küçük olduğunu keşke sadece proje dönüşleri hatırlamasam yada keşke Emine de Fatma da Gökçe de Muhammet de benim dert ettiğime benzer şeyler dert edebilseler yada keşke diğer çocuklar gibi olsa dertleri, onları en çok üzen çok fazla çikolata yedikleri için annelerinin onlara çikolota almayışları olsa keşke.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/11/2014-11-02_210257.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-606" alt="2014-11-02_210257" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/11/2014-11-02_210257-300x225.jpg" width="300" height="225" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Keşke onların dayanmaya çalıştığı o yükleri hepimiz omuzlasak aynı anda. Onlar büyüyor benim yüreğimde, bense küçülüyorum. Hissettiğim şey çaresizlik&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong><em>İlkyar ‘larımızın geleceğine güzellikler katmak için belki bir kitap için, belki anısını yaşatmak </em></strong><strong><em>istediğiniz büyüğünüz için bir kitaplık, belki de daha fazlası için İş bankası ODTÜ şubesi (4229)</em></strong></span><br />
<span style="color: #ff0000;"><strong><em>TL Hesabı    : TR26 0006 4000 0014 2290 7069 68</em></strong></span><br />
<span style="color: #ff0000;"><strong><em>EUR Hesabı: TR92 0006 4000 0024 2293 5074 26</em></strong></span><br />
<span style="color: #ff0000;"><strong><em>USD Hesabı: TR91 0006 4000 0024 2293 5762 17</em></strong></span><br />
<span style="color: #ff0000;"><strong><em>(Hesap sahibi İLKYAR) Lütfen bağışınızın açıklama kısmına isminizi mutlaka lütfen belirtin…</em></strong></span><br />
<span style="color: #ff0000;"><strong><em>Web Adresi : www.ilkyar.org.tr / Eposta : ilkyar.yonetim@gmail.com</em></strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.internettinabi.com/benim-buyuk-caresizligim-yezdan-atilgan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pietà ve Michelangelo Buonarroti &#8211; Hülya DÜZENLİ</title>
		<link>http://www.internettinabi.com/pieta-ve-michelangelo-buonarroti/</link>
		<comments>http://www.internettinabi.com/pieta-ve-michelangelo-buonarroti/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2014 11:56:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hülya Düzenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[SANAT VE KÜLTÜR]]></category>
		<category><![CDATA[Michelangelo]]></category>
		<category><![CDATA[Pietà]]></category>
		<category><![CDATA[Rönesans]]></category>
		<category><![CDATA[Uyuyan Cupid]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.internettinabi.com/?p=567</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazıda Michelangelo ‘nun aynı içerikte ama yaşamının farklı yıllarında ürettiği yapıtlarından söz etmek istedim. Sanat tarihinde birçok sanatçının defalarca resmettiği yada heykelleri ]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bu yazıda Michelangelo ‘nun aynı içerikte ama yaşamının farklı yıllarında ürettiği yapıtlarından söz etmek istedim. Sanat tarihinde birçok sanatçının defalarca resmettiği yada heykelleri ile unutulmazlar yarattığı Pietà ‘lardan söz edeceğim.</p>
<p style="text-align: justify;">Önce sanatçının özgeçmişine kısaca değineyim isterseniz. Michelangelo di Lodovico Buonarroti Simoni; 6 Mart 1475 ‘de İtalya ‘nın Toscana Bölgesi ‘nde Arezzo yakınlarında bulunan Caprese ‘de doğar. Doğduğu sırada kasabanın Belediye Başkanı olan babası Ludovico Buonarroti, görevinden ayrılınca aile Floransa ‘ya taşınır. Beş çocuklu aile için sıkıntılı günler başlamıştır; küçük Michelangelo ‘yu bir taş işçisinin karısının bakımına bırakırlar. Yıllar sonra sanatçının, &#8221;Dadımın göğsünden sütüyle birlikte, keskiyi ve tokmağı da emdim.&#8221; dediği rivayet olunur. Babası, küçük yaşta annesini kaybeden Michelangelo ‘yu, sanatçı olursa ailenin itibarının zedeleneceğini düşünerek hiçbir zaman desteklememiştir. Hatta amcaları da dahil olmak üzere, tüm aile, ona engel olmak için çok sert yöntemlere başvurmuşlar, ancak sanat eğitimi almasına engel olamamışlardır.</p>
<div id="attachment_568" class="wp-caption alignnone" style="width: 234px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/1-.jpg"><img class="size-medium wp-image-568" alt="“Michelangelo ‘nun Portresi” Daniela Volterra, desen " src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/1--224x300.jpg" width="224" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">“Michelangelo ‘nun Portresi” Daniela Volterra, desen</p></div>
<p style="text-align: justify;">Vasari, sanatçının ilk eğitim yılları hakkında şöyle yazar; “1488, Nisan ‘ın birinci günü,<b> </b>sanatçının babasının ‘Ben Lodovico di Leonardo Buonarroti, oğlum Michelangelo ‘yu Domenico ve David di Tommaso di Currado ‘nun yanına üç yıllığına çırak olarak verdim.’ dediğini kaydediyorum.” Michelangelo, 13 yaşından itibaren fresk ressamı Domenico Ghirlandaio ‘nun atölyesinde eğitime ve çalışmaya  başlamıştır. Aynı yıllarda birçok genç sanatçının yaptığı gibi, Medici ailesine ait olan San Marco Bahçesi ‘nde bulunan antik çağ kolleksiyonlarından desen çalışır. Bu sırada Lorenzo de Medici, yani Muhteşem Lorenzo ile tanışır. Antik Çağ düşüncesi, şiir başta olmak üzere, entellektüel dünya ile ilgilenmeye başlar. Dante ‘yi defalarca okur, kendisi de şiir yazar. Lorenzo ‘nun 1492 ‘deki ölümüne kadar da büyük destek görür.</p>
<p style="text-align: justify;">Çabuk kızan, sinirli, kendini beğenmiş alaycı, aksi ve kavgacı bir kişiliğe sahip olduğu düşünülen sanatçı; 1495 ‘te “Uyuyan Cupid” heykelini bitirir. Bu heykeli, San Giorgio Kardinali ‘ne  antika diye satarlar. Aynı yıllarda Roma ‘ya giden sanatçı “Baküs” adlı bir mermer heykel  yapmıştır. Bu yapıtları, tamamen antik çağ sanatçısı titizliği ve kalitesindedir. Sanki, o çağda yapıldığı zannedilecek kadar yüksek bir maharettedir.</p>
<p>İşte bu durum, yazımızın konusu olan eserle ve sanatçının tepkisiyle ilgili bazı sonuçlara neden olmuştur.</p>
<div id="attachment_569" class="wp-caption alignnone" style="width: 224px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/2.jpg"><img class="size-medium wp-image-569" alt="“Pietà” 1499, mermer, yük.174 cm, taban genişliği 195 cm Basilica di San Pietro, Vatican   " src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/2-214x300.jpg" width="214" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">“Pietà” 1499, mermer, yük.174 cm, taban genişliği 195 cm Basilica di San Pietro, Vatican</p></div>
<p style="text-align: justify;">Rönesans dünyasının kentleri farklı karakterlere sahipti. Floransa ‘nın zenginlerinin entellektüel dünyası ve bilinci, ne denli sağlamsa, Roma ‘nın zenginlerinin alt yapısı o denli zayıftır. Floransa ‘da sanatçılarla ilişki, bilinç ve bilgi ile zenginleşmiş iken, Roma ‘da küstah ve ben bilirim havası hakimdir. Michelangelo Roma ‘ya gittiğinde bir aracı vasıtasıyla yaptığı  heykelin, antika diye satıldığını ve üstelikte kendisine söylenenden çok daha fazlasına satıldığını öğrenince küplere biner. Eseri alan kişinin küstahlığı da cabasıdır. Bu çağın sanatçısının, antik çağ sanatçıları kadar yetenekli olamayacağını ve aldığı eserin original bir Yunan yada Roma eseri olduğunu anlayabileceğini iddia etmesi onu çılgına çevirir.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonunda aracı eseri, Michelangelo ‘nun yaptığını itiraf etmek zorunda kalır. Söylenen odur ki, işte bu yüzden sanatçı, 1499 ‘da yaptığı ünlü heykeli “Pietà” ‘nın üzerinde Meryem ‘in elbisesini çapraz olarak kesen bantta, ilk ve tek olarak, heykelin en görünen yerine imzasını atar: “<i>MICHAEL ANGELUS BONAROTUS FLORENTINUS FACIEBAT /</i> <i>Floransalı Michelangelo Bounarroti tarafından yapıldı.</i>”</p>
<div id="attachment_570" class="wp-caption alignnone" style="width: 310px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/3.jpg"><img class="size-medium wp-image-570" alt="“Pietà”ayrıntı, 1499, mermer, yük. 174 cm, taban genişliği 195 cm Basilica di San Pietro, Vatican    " src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/3-300x174.jpg" width="300" height="174" /></a><p class="wp-caption-text">“Pietà”ayrıntı, 1499, mermer, yük. 174 cm, taban genişliği 195 cm Basilica di San Pietro, Vatican</p></div>
<p>Sanatçı ömrünün büyük bölümünü Roma ‘da geçirir.</p>
<p style="text-align: justify;">Biz şimdi yazımızın konusu olan ve bugün San Pietro Kilisesi ‘nde bulunan “Pietà” ‘ya ve sanatçının yaptığı diğer Pietà ‘lara odaklanalım. Bilindiği gibi Pietà; çarmıhtan indirilen İsa ‘nın annesinin kucağına aldığı acıklı ve duygusal anın betimlenmesidir. Kelime, İtalyanca kökü ile dilimizde de aynen kullanılmaktadır. Latince Pietās ‘ın çekimli hali olan, Pietatem ‘den gelen ve ‘merhamet’ anlamında kullanılan bu kelime, aynı zamanda “<i>aileye, devlete veya Tanrı ‘ya bağlılığı</i>” da işaret eder. Pietà (İtal.); acıma, bağlılık, saygı, Pity (İng.); acıma, Pitie (Fran.); acıma…</p>
<div id="attachment_571" class="wp-caption alignnone" style="width: 310px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/4.jpg"><img class="size-medium wp-image-571" alt="“Pietà (Vesperbild)” 1400, Bohemian, kalker, 38.1x39.1x14 cm., Museum of Metropolitan, Newyork, ABD  " src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/4-300x240.jpg" width="300" height="240" /></a><p class="wp-caption-text">“Pietà (Vesperbild)” 1400, Bohemian, kalker, 38.1&#215;39.1&#215;14 cm., Museum of Metropolitan, Newyork, ABD</p></div>
<p style="text-align: justify;">Pietà ‘lar o zamana kadar genellikle Alpler ‘in kuzeyinde özellikle Almanya ‘da Vesperbild ‘de günahlardan arınma düşüncesine bağlı olarak yapılmıştır. Michelangelo Pietà heykelini, İsa ‘nın ölümünden sonra acılar içindeki annesinin kucağında oturur şekilde sahnelenmesinden yola çıkarak yapmıştır. Ancak o sıralarda 23 yaşında olan sanatçı, bu dramatik sahnede yer alan Madonna imgesini daha önceleri hiç denenmemiş bir biçimde ele alır. Başını hafifçe eğerek kucağında cansız bedenini taşıdığı oğluna doğru bakmakta olan anne, tüm zamanların ötesinde genç bir kadın olarak betimlenmiştir. Bu yaşlarda evladı olan bir anne değildir o!</p>
<p style="text-align: justify;">1951 doğumlu Fransız şair ve yazar Christian Bobin, güzelin veya aklın varlığı için, yeni doğum yapmış kadına bakılmasını önerir. “<i>Eğer zeka, düşüncenin o en narin çiçeği, resmedilmek istenseydi, hangisi olursa olsun genç bir annenin yüzü alınırdı. Aynı şekilde her </i><i>aşkın ıstırap verici, eksik ve koparılmış yanını söylemek gerekseydi de</i>”der. Burada acıların en acısını tadan anne için, artık yaşamın anlamı kalmamıştır. Kadın için ıstırapların en büyüğü yaşanmıştır. Artık onun, evladının yanına gitmek, yitirdiği parçasına kavuşmak için tanrıya yalvarmaktan başka bir çaresi yoktur.</p>
<div id="attachment_573" class="wp-caption alignnone" style="width: 232px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/5.jpg"><img class="size-medium wp-image-573" alt="“Pietà”ayrıntı, 1499, mermer, yük. 174 cm, taban genişliği 195 cm Basilica di San Pietro, Vatican" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/5-222x300.jpg" width="222" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">“Pietà”ayrıntı, 1499, mermer, yük. 174 cm, taban genişliği 195 cm Basilica di San Pietro, Vatican</p></div>
<p style="text-align: justify;">“Ölü İsa ‘nın bedeni kas, damar ve sinir sistemlerinin tasviri mükemmel bir biçimde gösterilmiştir. Hiçbir ceset, ölümden sonra bu denli başarılı bir biçimde tasvir edilmemiştir. Annenin zamanlar ve gerçek ötesi kavramsal duruşuna karşın İsa, son derece dingin, gönül rızasıyla, teveccüh içinde bir ifadeye sahiptir. Yapıt ünlü tarihçi Vasari ‘nin de dediği “İlahi Güzellik” kavramına işaret eder. Michelangelo, ilahi gücü, meziyetleri yada mutlak güzelliği, dünyevi güzellik aracılığıyla sunmaktadır.</p>
<div id="attachment_574" class="wp-caption alignnone" style="width: 310px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/6.jpg"><img class="size-medium wp-image-574" alt="“Lazlo-Toth ‘un Saldırısı”1972" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/6-300x271.jpg" width="300" height="271" /></a><p class="wp-caption-text">“Lazlo-Toth ‘un Saldırısı”1972<span style="font-size: 13px; line-height: 19px;"> </span></p></div>
<div id="attachment_575" class="wp-caption alignnone" style="width: 310px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/7.jpg"><img class="size-medium wp-image-575" alt="“Lazlo-Toth ‘un Saldırısı”1972" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/7-300x202.jpg" width="300" height="202" /></a><p class="wp-caption-text">“Lazlo-Toth ‘un Saldırısı”1972</p></div>
<div id="attachment_576" class="wp-caption alignnone" style="width: 310px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/8.jpg"><img class="size-medium wp-image-576" alt="“Lazlo-Toth ‘un Saldırısı”1972" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/8-300x224.jpg" width="300" height="224" /></a><p class="wp-caption-text">“Lazlo-Toth ‘un Saldırısı”1972</p></div>
<div id="attachment_577" class="wp-caption alignnone" style="width: 310px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/9.jpg"><img class="size-medium wp-image-577" alt="“Lazlo-Toth ‘un Saldırısı”1972" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/9-300x254.jpg" width="300" height="254" /></a><p class="wp-caption-text">“Lazlo-Toth ‘un Saldırısı”1972<span style="font-size: 13px; line-height: 19px;"> </span></p></div>
<div id="attachment_580" class="wp-caption alignnone" style="width: 240px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/101.jpg"><img class="size-medium wp-image-580" alt="“Lazlo-Toth ‘un Saldırısı”1972" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/101-230x300.jpg" width="230" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">“Lazlo-Toth ‘un Saldırısı”1972</p></div>
<div id="attachment_581" class="wp-caption alignnone" style="width: 238px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/11.jpg"><img class="size-medium wp-image-581" alt="“Lazlo-Toth ‘un Saldırısı”1972" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/11-228x300.jpg" width="228" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">“Lazlo-Toth ‘un Saldırısı”1972<span style="font-size: 13px; line-height: 19px;"> </span></p></div>
<div id="attachment_583" class="wp-caption alignnone" style="width: 226px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/12.jpg"><img class="size-medium wp-image-583" alt="“Lazlo-Toth ‘un Saldırısı”1972" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/12-216x300.jpg" width="216" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">“Lazlo-Toth ‘un Saldırısı”1972</p></div>
<p style="text-align: justify;">Sanat tarihçi Giorgio Vasari, 1550 ‘de bu yapıtı gördüğünde kitabına şöyle yazar: “<i>Bazen ancak doğanın yapabileceği mükemmellik ve tazelikte bir güzelliğe sahip, kayadan fırlayan bir mucizevi başarı yaratılmıştır</i>.”  <i></i></p>
<p style="text-align: justify;">21 Mayıs 1972 ‘de Laszlo Toth isminde bir çılgın Macar, San Pietro Bazilikası ‘nda sunak korkuluğundan atlayarak 12 çekiç darbesi indirerek Rönesans ‘ın başyapıtlarından biri olan Michelangelo ‘nun Pietà ‘sına ciddi biçimde zarar verir. Meryem ‘in İsa ‘nın başını tuttuğu kolu ve elini koparmış, burnunun ucunu kırmış ve heykelin çeşitli yerlerinde de yüz kadar küçük kırıklar oluşturmuştur. Tehlikeli bir insan olduğu ve akli dengesinin yerinde olmadığı düşünülerek 9 Şubat 1975 ‘te Macar asıllı Avusturalyalı bu yerbilimci, istenmeyen yabancı olarak İtalya ‘dan sınırdışı edilmiştir. Saldırgan, Avusturalya ‘ya döndükten sonra da, kamunun önünde ve mahkemelerde elinde çekicini göstererek ve ağlayarak “<i>Ben İsa Mesih ‘im – onun ölü bedeninden dirildim.”</i> diye seslenir. Lazlo Toth daha sonraları Macaristan ‘a geri dönmüş, sosyal yaşamında genel olarak yalnız bırakılmış olmakla birlikte, 70 ‘li yaşlarına kadar yaşamış, ailesi torunları olmuştur.</p>
<div id="attachment_584" class="wp-caption alignnone" style="width: 224px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/13.jpg"><img class="size-medium wp-image-584" alt="“Pietà” 1499, mermer, yük.174 cm, taban  genişliği 195 cm Basilica di San Pietro, Vatican" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/13-214x300.jpg" width="214" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">“Pietà” 1499, mermer, yük.174 cm, taban genişliği 195 cm Basilica di San Pietro, Vatican</p></div>
<p style="text-align: justify;">Bu saldırı nedeniyle, eserin restorasyonu söz konusu olduğunda sanat çevresinde büyük tartışmalar başlar. Bazıları eserin hasarlı olarak bırakılmasını isteseler de, çoğunluğun kararı ile restorasyon tamamlanır ve bu saldırıya ait bir işaret bırakılmaz.</p>
<div id="attachment_585" class="wp-caption alignnone" style="width: 223px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/14.jpg"><img class="size-medium wp-image-585" alt="“Palestrina Pietà” 1555, mermer, yükseklik 253 cm Galleria dell'Accademia, Floransa, İtalya" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/14-213x300.jpg" width="213" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">“Palestrina Pietà” 1555, mermer, yükseklik 253 cm Galleria dell&#8217;Accademia, Floransa, İtalya</p></div>
<p style="text-align: justify;">Palestrine Pietà ‘sı olarak bilinen yapıt, sanatçıya atfedilmekle birlikte, tümünün onun tarafından yapıldığı konusunda net bir bilgi yoktur. Ölü İsa ‘nın bedenini taşıyan diğer iki kişi ile birlikte düşünülmüş bu yapıtın, büyük bir bölümününde bitmemiş olduğu düşünülmektedir. İsa güçsüz, zayıf ve tüm ağırlığını bırakmış bir ölü bedene sahiptir. Onu taşımaya çalışan kişiler ise, yalnız koltuğunun altından ve bacağından kavrayarak sanki onu bir yere yerleştirmeye çalışmaktadır. Bu kişilerin kimlikleri ve ifadeleri yeterince gösterilmemiş hatta işlenmemiş bir mermer gibi durmaktadır. Yine de sanatçının, sanki kayanın içinden kendiliğinden oluşarak, bize doğru gelecek olan figürü, bir önceki safhadaymış gibi bir etkiye sahiptir.</p>
<div id="attachment_586" class="wp-caption alignnone" style="width: 227px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/15.jpg"><img class="size-medium wp-image-586" alt="“Pietà” 1550, mermer, yük. 226 cm Museo dell'Opera del Duomo, Floransa, İtalya" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/15-217x300.jpg" width="217" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">“Pietà” 1550, mermer, yük. 226 cm Museo dell&#8217;Opera del Duomo, Floransa, İtalya</p></div>
<p style="text-align: justify;">Michelangelo ‘nun son iki yada üç Pietà ‘sı &#8211; ki hepsi yarım kalmıştır &#8211; olasılıkla mezar heykelleri gruplarının parçaları olarak düşünülmüştür. Bazıları belki de kendi mezarı için tasarladığı çalışmalardır. Vasari ‘ye göre; sanatçı Roma ‘da bulunan Santa Maria Maggiore Kilisesi ‘nde yakılmak istiyor ve 1547 ve 1553 yılları arasında çalıştığı, 1555 ‘de yıkılma sırasında bacakları zarar gören Pietà ‘nın ayakları altına gömülmeyi düşünüyordu. Sanatçı zarar gören bu heykelin parçalarını hizmetlisine vermiş, o da bu parçaları satmıştır. Parçaları  ve alan kişi birleşetirerek heykeli yeniden ayağa kaldırır.</p>
<div id="attachment_589" class="wp-caption alignnone" style="width: 236px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/16.jpg"><img class="size-medium wp-image-589" alt="“Pietà”ayrıntı, 1550, mermer , yük. 226 cm Museo dell'Opera del Duomo, Floransa, İtalya" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/16-226x300.jpg" width="226" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">“Pietà”ayrıntı, 1550, mermer , yük. 226 cm Museo dell&#8217;Opera del Duomo, Floransa, İtalya</p></div>
<p style="text-align: justify;">Heykelin, dekorasyonu Giorgio Vasari  ile başlayıp, Baccio Bandinelli (1547–72) ile devam edip 1579 ‘da Federico Zuccari tarafından tamamlanmış olan, Santa Maria del Fiore Katedrali ‘nin içine konulması düşünülmüştür. Heykel grubunda İsa ‘yı taşıyan figür olasılıkla Michelangelo ‘nun portresidir. Yapıt, bugün İl Grande Museo del Duomo ‘da bulunmaktadır.</p>
<div id="attachment_590" class="wp-caption alignnone" style="width: 161px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/17.jpg"><img class="size-medium wp-image-590" alt="“Pietà Rondanini” (bitmemiş) 1552-64, mermer, yük. 195 cm                Castello Sforzesco, Milano, İtalya" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/17-151x300.jpg" width="151" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">“Pietà Rondanini” (bitmemiş) 1552-64, mermer, yük. 195 cm Castello Sforzesco, Milano, İtalya</p></div>
<div id="attachment_591" class="wp-caption alignnone" style="width: 118px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/18.jpg"><img class="size-medium wp-image-591" alt="“Pietà Rondanini” (bitmemiş) 1552-64, mermer, yük. 195 cm Castello Sforzesco, Milano, İtalya" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/18-108x300.jpg" width="108" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">“Pietà Rondanini” (bitmemiş) 1552-64, mermer, yük. 195 cm Castello Sforzesco, Milano, İtalya</p></div>
<p style="text-align: justify;">Son olarak sanatçının ölümünden altı gün önce başlayıp bitiremediği “Rondanini Pietàsı” ‘nı konuşacağız. Michelangelo ‘nun sanat yaşamının başlarında Antikite ‘ye nasıl bağlı olduğunu, bir sanatçı olarak ulaştığı maharetin en az antik çağ sanatçıları kadar üstün bir mertebeye ulaştığını, bunların yanı sıra doğayı ne denli titizlikle incelediğini biliyoruz. Sanatçının kadavraları inceleyerek, gerçekliği büyük bir titizlik ve doğrulukla yanılsama alanına taşıma ustalığına hayran kalmamak olanaksızdır. Hayatının ilerleyen dönemlerinde bu özelliklerinin yanına ifade ve yaşamsal dramların tasvirini de eklemek gerektiğini düşünüyorum. İfade olgusu başlangıçta kavramsal ve ilahi iken, zamanla yaşamsal, dramatik ve lirik özellikler taşımaya başlar. Bu yapıtı, onun ilk Pietà ‘sından bu yana, sanat anlayışının ne denli değiştiğini işaret eden, Maniyerist özelliklerle doludur.</p>
<p style="text-align: justify;">Figürlerden hangisinin diğerini desteklediğini anlamak mümkün değildir. Her iki figürde birbirlerine büyük bir bağlılık ve yardımlaşma duygusu ile sarılmışlardır. Her ikisinin de yardıma ihtiyacı vardır ve her ikisi de dünyadan ve Tanrıdan anlayış ve destek beklemektedir. Herkesin duaları üzerlerine olsun istemektedirler. Tensel zenginlikten çok, tinsel zenginlikle sarmalanmışlardır.</p>
<div id="attachment_592" class="wp-caption alignnone" style="width: 226px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/19.jpg"><img class="size-medium wp-image-592" alt="“Pietà Rondanini” (bitmemiş)-ayrıntı, 1552-64, mermer, yük. 195 cm Castello Sforzesco, Milano, İtalya" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/19-216x300.jpg" width="216" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">“Pietà Rondanini” (bitmemiş)-ayrıntı, 1552-64, mermer, yük. 195 cm Castello Sforzesco, Milano, İtalya</p></div>
<p>18 Şubat 1564 ‘te ölen sanatçı bugün dünya heykel sanatının en büyük isimlerinden biridir. Bitmemiş yapıtları bile Rodin gibi büyük heykelcilere yol göstermiştir. Tüm büyük sanatçıların öncü olmaları gibi…</p>
<p style="text-align: justify;">Kaynakça</p>
<p><a href="http://theboulevardiers.com/2012/01/18/when-it-starts-dripping-from-the-ceiling/">http://theboulevardiers.com/2012/01/18/when-it-starts-dripping-from-the-ceiling/</a></p>
<p><a href="http://www.cathnewsusa.com/2013/05/vatican-marks-anniversary-of-1972-attack-on-michelangelos-pieta/">http://www.cathnewsusa.com/2013/05/vatican-marks-anniversary-of-1972-attack-on-michelangelos-pieta/</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.internettinabi.com/pieta-ve-michelangelo-buonarroti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>NBA 2. Sezon &#8211; Emrah ÇINAROĞLU</title>
		<link>http://www.internettinabi.com/nba-2-sezon-emrah-cinaroglu/</link>
		<comments>http://www.internettinabi.com/nba-2-sezon-emrah-cinaroglu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2014 10:36:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrah Çınaroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[YAŞAM]]></category>
		<category><![CDATA[BASKETBALL]]></category>
		<category><![CDATA[basketbol]]></category>
		<category><![CDATA[Chicago Bulls]]></category>
		<category><![CDATA[nba]]></category>
		<category><![CDATA[NBA LİGİ]]></category>
		<category><![CDATA[Wizards]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.internettinabi.com/?p=626</guid>
		<description><![CDATA[Herkese Merhaba, Sanırım ben de rookie yılımı bitirdim ve artık NBA yazılarının 2. sezonuna başlayabilirim. Aslına bakarsanız yazıyı geç hazırlayabildiğimden, sezonun nerdeyse ]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Herkese Merhaba,</p>
<p style="text-align: justify;">Sanırım ben de rookie yılımı bitirdim ve artık NBA yazılarının 2. sezonuna başlayabilirim. Aslına bakarsanız yazıyı geç hazırlayabildiğimden, sezonun nerdeyse ilk ayını izleyerek değerlendirebilme şansım oldu. Önemli transferlerin akabinde, Doğu ve Batı Konferansları ‘nda güçlü takımları analiz ederek başlarsak sezon öncesi atmosferi biraz daha iyi yakalayabiliriz, diye düşünüyorum. Doğu ‘da favoriler Chicago Bulls, Cleveland Cavaliers, Washington Wizards ve bir nebze de olsa Miami Heat ile Indiana Pacers.</p>
<p style="text-align: justify;">Bulls çok önemli katkılar yaptı. Gasol, Mcdermott ve Mirotic takıma önemli bir derinlik kattı. Tabii herkesin merak konusu Rose ‘un sezon boyunca sakatlıklardan uzak kalıp kalamayacağı. Şu ana kadar görünen, Rose kendi üzerinde bir baskı hissetmiyor ama takımın oldukça temkinli davrandığı kesin. En ufak bir şüphede dinlendiriliyor. Sanırım son iki sezonunda oturan bir oyuncu için çok da yanlış bir durum değil. Bulls her zaman savunmasıyla ön planda. Bu sezon Jimmy Butler ‘ın All Star olmasını bekliyorum, çok formda&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Cavaliers King ‘in de belirttiği gibi, uzun bir öğrenme sürecine girecek. Bol bol inişler ve çıkışlar izleyeceğiz; ama play-off ‘lara kadar hızlı bir aşama kaydedemezlerse işleri zor. Çünkü ne Irving ne de Love savunmada durdurucu oyuncular değiller.</p>
<p style="text-align: justify;">Bana göre ligin en çakı gibi takımı Wizards. Harika bir kadroları var ve yaş itibari ile gençler. Pierce gibi usta ve liderlik edebilecek oyuncuları da aralarına kattılar. Wizards geçen seneden beri hakikaten seyir zevki veren bir takım oldu.</p>
<p style="text-align: justify;">Miami ‘de Wade ve Bosh artan yüklerini nasıl taşıyacaklar, Deng onlara ne kadar adapte olabilecek, göreceğiz. Genel olarak oturmuş bir takım olmaları en büyük avantajları, ama  o takımın liderini kaybettiler. Wade o boşluğu ne kadar doldurursa, Miami o oranda başarılı olur, diye düşünüyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Pacers için Paul George ‘un sakatlığı sadece kendi organizasyonlarını değil, tüm basketbolseverleri üzen bir şansızlık oldu. George ‘u takip edebildiğim kadarıyla, iyileşme sürecinde olduğunu biliyoruz; ama artık, profesyonel takımlar, oyuncularına daha uzun vadeli yatırımlar yaptığı için sahalara dönmeleri konusunda eskisi kadar ısrarcı değiller. Sezonun önemli bir bölümünü kaçıracak George ‘un da dönmesiyle, Pacers daha nitelikli bir takım olacaktır; ama playoff ‘larda, her ne kadar rakipleri zorlayacaklarsa da, şansları az.</p>
<p style="text-align: justify;">Doğu ‘yu kapatmadan ligin en genç takımlarından Toronto Raptors ‘u atlamayalım. Açıkçası Doğu ‘da iddialı takımlar listesine koymamıştım; ama ilk ay içindeki performansıyla güzel bir çıkış yakaladılar. Batı ‘da uzun yıllardır olduğu gibi, işler daha karışık ve aday çok. San Antonio Spurs, Oklahoma City Thunders, Golden State Warriors, Los Angeles Clippers, Portland Trailer Blazers, Houston Rockets, Memphis Grizzlies takımlarını sayabiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;">Listenin en başına Spurs ‘u koymakla hata etmeyeceğimizi düşünüyorum. Yıllardır aynı kadro ve kazanmayı bilen bir sistem. İşte kişilere bağlı kalmadan ekol basketbolu sanırım bu şekilde oluyor. Thunders sezona sakatlıklarla girdi ve ilk üç haftayı nerdeyse Lakers ile aynı galibiyet yüzdesiyle kapadı. Durant ve Westbrook sakatlıkları çok ciddi değil ve kısa zamanda sahalara dönecekler. Bu da onların hızlı bir yükselişe geçmelerini sağlayacaktır. Durant ‘ın ticari anlaşmaları nedeniyle milli takımdan affını istemesi, beni biraz etkilese de son sezonun MVP ‘si, kesinlikle ligde planları bozabilecek bir oyuncu.</p>
<p style="text-align: justify;">Batı ‘nın çakı takımıysa Grizzlies. Küçük Gasol sezona MVP standartlarında giriş yaptı. Memphis Warriors ile son derece formda. Rockets ‘da Howard ‘ın istenen olgunluğa, hırsa ve basketbol zekasına gelip gelmediğini zamanla göreceğiz. Warriors ‘da Steve Kerr etkilerini görmek mümkün. Geçen sezonda zaten başarılı olan genel yapı üzerine, kendi rotüşlarını yapıyor ve Curry &amp; Thompson ikilisinin hücum zenginliklerini izliyoruz. Bu sene savunmada biraz daha sertleşmiş gibiler; ama bunu sezon sonuna doğru daha gerçekçi şekilde analiz edebiliriz.</p>
<p>Clippers ‘ın tüm hava süzülen ve süzdüren yıldızlarına rağmen, hala istenen savunma sertliğinde olduğunu düşünmüyorum. Coach Rivers elinden geleni yapıyor ama sahaya yansıtmalarında sıkıntı yaşadıkları çok açık.</p>
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.internettinabi.com/nba-2-sezon-emrah-cinaroglu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nesnelerin İnterneti (IoT &#8211; Internet of Things) &#8211; Mehmet Ulaş BAŞLAMIŞ</title>
		<link>http://www.internettinabi.com/nesnelerin-interneti-iot-internet-of-things/</link>
		<comments>http://www.internettinabi.com/nesnelerin-interneti-iot-internet-of-things/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2014 07:13:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Ulaş Başlamış</dc:creator>
				<category><![CDATA[BİLİM VE TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[Akıllı Cihazlar]]></category>
		<category><![CDATA[Akıllı Sistemler]]></category>
		<category><![CDATA[Akıllı Termostad]]></category>
		<category><![CDATA[Ev Otomasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[IoT]]></category>
		<category><![CDATA[Nesnelerin İnterneti]]></category>
		<category><![CDATA[RFID]]></category>
		<category><![CDATA[Sensörler]]></category>
		<category><![CDATA[Sistemlerin Sistemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.internettinabi.com/?p=548</guid>
		<description><![CDATA[Akıllı cihazların internet üzerinden iletişimi denince, henüz son tüketici seviyesinde algılanan kısıtlı bir kapsam olsa da, teknoloji sektörünün lideri birçok firma, birkaç ]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Akıllı cihazların internet üzerinden iletişimi denince, henüz son tüketici seviyesinde algılanan kısıtlı bir kapsam olsa da, teknoloji sektörünün lideri birçok firma, birkaç yıl önce konuya ilişkin ARGE yatırımlarımlarını yaparak çalışmalarını başlattı bile. Aslında endüstriyel otomasyon alanında, nesneler “scada” gibi sistemlerin yardımıyla, çoktan insanlar ve birbirleri ile konuşuyor ve dertlerini insanlara anlatıyorlardı. Tabii bu iletişim daha çok fabrika içersindeki yerel bir ağda gerçekleşiyordu.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Çeşitli haberleşme protokolleri sayesinde, birden fazla cihazın birbirini tanıması ve birbiri ile gerçek zamanlı (çevrimiçi) konuşması ve bir platformda buluşarak bilgi paylaşması ile bir alt sistem oluşuyor. Daha sonra o alt sistemler bir araya gelerek daha büyük sistemleri oluşturuyorlar.</b> Bu tanım, biraz teknik bir tanım olması sebebiyle, aşağıdaki örnekler ile daha fazla anlaşılacaktır. <b>Nesnelerin İnterneti teknolojisinin temel amacı, insanların bilgiye, bilgisayar başına oturmadan veya başka bir insan ile iletişime geçmeden ulaşması olarak tarif ediliyor. Fakat, şimdiden görünen o ki, nesnelerin internetinin bizleri getireceği nokta, insanın günlük bazı bilgilere ulaşma ihtiyacı olmaksızın, gündelik yaşam akışını düzenleyebilecek olmasıdır.</b> İnsanların buna artık eskisinden daha fazla ihtiyacı olduğu bir gerçek ve artık insanlar zaman, dikkat ve kesinlik konularında daha fazla sıkıntılılar; çünkü gündelik yaşamda zaten çok fazla detay ile uğraşır hale geldiğimiz bir gerçek. Libelium ‘un hazırladığı “Akıllı Dünya Görseli” nin büyük halini görmek için aşağıdaki linke tıklayınız.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://mobilgin.com/wp-content/uploads/2014/07/IoT_Libelium_Smart_World_Big.png">http://mobilgin.com/wp-content/uploads/2014/07/IoT_Libelium_Smart_World_Big.png</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/Resim-2.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-549" alt="Resim-2" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/Resim-2-300x214.jpg" width="300" height="214" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Aslında rivayet odur ki herşey 1991 yılında başlamış. Cambridge Üniversitesi ‘nde onlarca akademisyenin bulunduğu bir binada herkesin kullanabileceği sadece 1 adet kahve makinası bulunmaktaymış. Kahve makinasının bulunduğu kattaki çalışanlar için olmasa da, diğer katlarda bulunan akademisyenler için onlarca basamak merdiven çıkıp kahve makinasının içinin boş olduğu görmek, sinir bozucu bir hal almış. Bunun üzerine bir grup akademisyen, dakikada 3 görüntü yakalayan ve bu görüntüleri herkesin kendi bilgisayarına aktarmasını sağlayan bir sistem tasarlamışlar. Böylelikle her akademisyen, kahve miktarını çevrimiçi ve gerçek zamanlı görmeyi başarmak suretiyle, Nesnelerin İnterneti ‘nin ilk fikir temelleri için ufuk oluşturmuş oldular. Hatta bir rivayete göre, bu ünlü kahve makinesi, eBay aracılığı ile yapılan bir açık arttırmada 5.000 USD ‘nin üstünde bir fiyata satılmış. Aşağıda, bu kahve makinesinden alınan görüntüyü bulabilirsiniz. Konuyla ilgili daha fazla detay için ise aşağıdaki linkten faydalanabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/Resim-3.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-550" alt="Resim-3" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/Resim-3.jpg" width="192" height="214" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Fakat, nesnelerin birbirleri ile bağlantısı fikri 1999 yılında Kevin Ashton tarafından ortaya net olarak atıldı ve o zaman için bu kavram, RFID etiketleri sayesinde, radyo frekansı üzerinden birbirleriyle haberleşen cihazları kapsıyordu. Kevin Ashton, bu fikri, P&amp;G ‘nin tedarik zincirinde verimliğini arttırmak için ortaya atmıştı; yani o zaman için aslında endüstriyel bir çözümdü. Ancak haberleşme noktasında gelişen teknolojinin, radyo frekansın dışında da çözümler üretmesi ile konsept çok daha geniş bir vizyona erişti.</p>
<p><b></b><b>Hayatımızı Nasıl Değiştirecek?</b></p>
<p>Sanırım bu konuyu aşağıdaki örnekler ile açıklamaya çalışmak daha doğru olacaktır :</p>
<p><b>Örnek 1</b></p>
<p style="text-align: justify;">Evinizin bir bahçesi olduğunu ve bu bahçenin de periyodik olarak sulanması gerektiğini düşünelim.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>1) </b>Elimize bir hortum alarak bahçemizi sulayabiliriz ve bu yaptığımız işi tamamen kendi algılarımıza göre (bahçenin toprağının kuruluğunun gözlenmesi vs.) yönetiriz. Burada otomasyon sıfırdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>2) </b>Bahçeye bir sulama sistemi yaptırırız ve bu sulama sistemini de hergün saat 08:00 ‘de devreye girip 10 dakika devrede kalacak şekilde ayarlarız. Hava yağışlı olsa da, bahçenin sulamaya ihtiyacı olmasa da bahçe böyle bir sistemde, belirtilen saatlerde, sulanmaya devam edecektir. Burada otomasyon vardır ama bu akıllı bir sistem olmaktan çok uzaktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>3) </b>Şimdi bu 2 numaralı ev çözümünü, bir de akıllı telefonumuz ile entegre edelim ve uzaktan manuel müdahaleye açalım. Bizim teknolojik olarak geldiğimiz nokta, aslında tam burasıdır. Bu noktada da aslında, akıllı telefonumuz ile bahçe sulama sistemi arasında kurduğumuz ilişki, televizyon ve uzaktan kumandası ilişkisinden farklı değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">IoT ile gelmeyi hayal ettiğimiz ilk nokta, bahçe içine gömdüğümüz bir nem sensörü grubunun ölçüm verilerini sürekli olarak platformun veri tabanına kaydetmek ve sulama sisteminin de, bu platformdan bu verileri okuyarak hareket etmesini sağlamaktır. Bu çözüm, aslında tam anlamıyla – istenildiği kadar &#8211; daha “akıllı” değildir. Konuya bir de önümüzdeki 3 günün hava durumu verilerini de katarsak ve yarına yağmur yağma olasılığını bu sistemin platformu tarafından algılanmasını sağlarsak ve sulama aktivitesini de buna göre düzenlersek, işte bu sistem artık tam anlamıyla “akıllı” olmuştur ve insan hayatına değer katacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu örnek üzerinden gidersek, buradaki platformu bir orkestra şefi olarak düşünebilirsiniz ve temsil ettiği sistem de aslında küçük bir ev sistemidir (yukarıda “alt sistem” olarak tanımlamıştık). Kimin platformu iyiyse (örneğin; entegre olabileceği cihaz çeşidi), bu yarışı o önde götüteceği kesin. İşte tam da bu sebeple, Google, Apple, Microsoft ve Oracle gibi teknoloji devi şirketler, bu cihazların buluşacağı platform konusunda ARGE çalışmalarına ve yatırımlarına birkaç yıldır devam ediyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/Resim-4.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-551" alt="Resim-4" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/Resim-4-300x221.jpg" width="300" height="221" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Örnek 2</b></p>
<p style="text-align: justify;">Şehir dışında bir toplantınız var ve toplantıya trenle gidiceksiniz;</p>
<p style="text-align: justify;"><b>1) </b>Müşteri sabahki toplantıyı 45 dakika ileri alıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>2) </b>Arabanız benzin deposunu kontrol ediyor ve tren istasyonuna gidebilmeniz için yakıt almanız gerektiğini biliyor. Bu yakıt doldurma işleminin tahmini 5 dakika süreceğini hesaplıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>3) </b>Aynı anda trafik durumu kontrol ediliyor ve istasyona giden yolda kaza olduğunu öğreniliyor, alternatif yolun ise size 15 dakika zaman kaybettireceği hesaplanıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>4) </b>Tren ise 20 dakika rötar yapacağını bildiriyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>5) </b>Tüm bu bilgiler, yatağınızın başındaki saatinize bildiriliyor ve alarmınız 5 dakika daha geç çalıyor, bu da 5 dakika daha çok uyumanızı sağlıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>6) </b>Saatiniz arabanıza da haber veriyor ve evden çıkış saatinizden 5 dakika önce çalışmaya ve motoru ısıtmaya başlıyor. Ayrıca kahve makinasına da 5 dakika daha geç çalışmasını söylüyor.</p>
<p>Şimdi IoT için örnekleri biraz daha çoğaltalım;</p>
<p>- Evinizin kapısına gelen kişi için, siz evde olmasanız da, kapıyı açan telefonunuz ile haberleşen bir mekanizma,</p>
<p><iframe src="//www.youtube.com/embed/ouOrfvqUGbI" height="510" width="854" allowfullscreen="" frameborder="0"></iframe></p>
<p>- Sahibinin ajandasını kontrol ederek ilk randevu saatine ve hava durumuna göre onu uyandıran bir çalar saat,</p>
<p>- Ev sahibi uyanmadan 30 dakika önce banyo veya kullanılacak diğer odaları ısıtmaya başlayan bir ısıtma sistemi,</p>
<p>- Trafik durumundan sürücüyü anında haberdar eden bir araba,</p>
<p>- Yatağından kalkmadan kısa bir süre önce kahve için su hazırlamaya başlayan bir kettle,</p>
<p><iframe src="//www.youtube.com/embed/i8SrbL5mz_E" height="510" width="854" allowfullscreen="" frameborder="0"></iframe></p>
<p>- Ev dahilinde kullanılan, termostat, duman ve karbonmonoksit dedektörleri (Dünyanın ilk akıllı termostatı ile Nest, Google Ventures ‘dan 80 Milyon USD ‘lik yatırım aldı),</p>
<p><iframe src="//www.youtube.com/embed/L8TkhHgkBsg" height="450" width="800" allowfullscreen="" frameborder="0"></iframe></p>
<p style="text-align: justify;">Tabi işin çok farklı bir boyutu da var. Platform üzerinde biriken kişisel verilerin kimin tarafından sahip olunacağı tartışılması gereken apayrı bir konu. Facebook, Google ve benzerleri tarafından zaten kişisel alışkanlıklarımızın takip edildiği bir dünyada bir de bunları evimize davet etmemiz, aslında bir yanıyla da korkutucu ve daha düne kadar bilim kurgu filmlerine konu olan bir durumdu. Özellikle kişisel bilgilerin gizliliği ve korunması konusunun ileriki yıllarda sıkça tartışılacağı bir gerçek.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/Resim-6.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-553" alt="Resim-6" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/Resim-6-300x231.jpg" width="300" height="231" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">IoT ‘in, sadece ev otomasyonu çözümleri sunmayacağı, endüstriyel çözümler de sunacağı kesin. Hali hazırda büyük baş süt çiftliklerinde kullanılması mümkün hayvan takip sisteminden söz etmek istiyorum. Hayvanın kulağına ve midesine yerleştirilen birer sensör ile hayvanın sürekli olarak vücut sıcaklığının ve midesinin pH değerinin izlenmek suretiyle, hayvan sağlık durumu takip ediliyor ve herhangi bir anormallikte (bunun tespiti tabiki olması gereken değerler ile karşılaştırmak suretiyle ortaya çıkacaktır) çiftçinin bilgisayarına yada cep telefonuna mesaj gidiyor. Tabii bu noktada kritik konu sadece verinin depolanacağı platform yada sensörler ile iletişimin kurulması için yazılım çözümü değil, sensörlerin kendisi de oluyor. Sensörlerin maliyetleri azalmadığı sürece, böyle bir sistemin kullanılabilirliğinin artacağı öngörüsünde bulunmak ta yanlış olacaktır. Sadece maliyet te değil; sensörlerin boyutları küçülmelidir, bu da doğaldırki ARGE yatırımı demektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Zaten, konu eğer cihazlar arasında bir haberleşme ise, ki bir uç örnek olarak,  yumurtanın kalmaması durumunda buzdolabınızın siz süper markette iken telefonunuza mesaj atmasını istiyorsanız, buzdolabının da yumurta kalmadığını anlaması lazımdır. Bu da bir şekilde buzdolabı içindeki, bir sensör yardımıyla olacaktır. IoT konusunun paralelinde sensörlerin de teknolojisini takip etmek ve geliştirmek bu noktada elzem oluyor. Tam da bu noktada Stanford Üniversitesi ‘nde geliştirilen bir teknoloji sayesinde radyo sinyallerini işleyebilen işlemcilerin boyutunun, milimetre seviyesine kadar indiğini öğreniyoruz. Bu çiplerin boyutu 3,7 X 1,2 [mm] ve herhangi bir enerji kaynağına ihtiyacı yok; enerjilerini kendileri üzerine gönderilen radyo dalgalarından alıyorlar ve sinyali işliyorlar ve tekrar geri gönderiyorlar; üstelik maliyetleri de 5-10 kuruş civarinda. Bu çipler endüstriyel olarak kullanılabilir hale geldiklerinde, yıllardır gelişen ancak bir türlü etiket fiyatları istenen seviyelere inmeyen RFID gibi teknolojilere alternatif olacaktır. Kullanım alanları marketlerden sağlığa, otomotivden giyime, aklınıza gelebilecek her noktada kendine yer bulacaktır.</p>
<p><iframe src="//www.youtube.com/embed/i5bnmRpJmXA" height="390" width="640" allowfullscreen="" frameborder="0"></iframe></p>
<p style="text-align: justify;">CISCO ‘nun yayınladığı bir rapora göre, Nesnelerin İnterneti ekonomik olarak 2020 yılında 19 trilyon dolarlık bir pazar yaratacak. ABD ‘li Cisco ‘nun analizlerine göre, 2020 yılına gelindiğinde, içinde akıllı telefonların, PC ‘lerin, ATM ‘lerin, fabrikalardaki üretim makinelerinin ve nakliyat konteynerlerindeki ürünlerin de olduğu, 50 milyardan fazla cihaz internete bağlanmış olacak. Cisco ‘nun kurumsal yatırım şirketi Cisco Invesments, yeni fonla, nesnelerin interneti odağında 150 milyon dolarlık yatırım yapacağını web sitesinden paylaştı.</p>
<p><a href="http://www.ciscoinvestments.com/news/cisco-investments-allocates-150-million-fund-early-stage-firms-around-globe/">http://www.ciscoinvestments.com/news/cisco-investments-allocates-150-million-fund-early-stage-firms-around-globe/</a></p>
<p><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/Resim-7.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-554" alt="Resim-7" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/Resim-7-300x182.jpg" width="300" height="182" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Teknik taraftaki bir diğer sıkıntı da, ortaya çıkacak veri miktarıdır. Veri miktarı inanılmaz derecede artacak ve bu verinin çözümlenerek işlenmesi ve yorumlanması başlı başına karmaşık bir iş haline gelecektir. Bu konunun muhatabı, doğal olarak “Big Data” ile uğraşan kişilerdir. Bu veriyi hakkıyla işleyebilen, “daha akıllı sistemler” ortaya koyabilecektir. Bu işe el atan devlerden biri de Intel. Intel bu işe çoktan el attı ve “Akıllı Sistemlerin Sistemleri (Intellegent Systems of Systems)” gibi bir kavram ile yola çıktılar bile.</p>
<p>Kısacası, hayatımıza yeni girecek olan akıllı cihazlar ve ekipmanlar hayatımızın her aşamasında, biz insanları bilgilendirici ve yönlendirici olabilecekleri gibi, hayatımızın her anından da veri topluyor olacaklar. Bu sistem, belli bir süre sonra, en güvenilir danışmana dönüşecek olsa da daha ötesinde yerimize karar veren sistemler olarak karşımıza çıkacağından şüphe yok gibi.</p>
<p>Bu sizi korkutmuyor mu ?</p>
<p>Son olarak konuyu özetleyen bir videoyu da aşağıya koymak istiyorum.</p>
<p><iframe src="//www.youtube.com/embed/Q3ur8wzzhBU" height="411" width="676" allowfullscreen="" frameborder="0"></iframe></p>
<p>Kaynakça</p>
<p><a href="http://www.milliyet.com.tr/teknoloji-gelisti-cihazlardile/pazar/haberdetay/03.08.2014/1920141/default.htm">http://www.milliyet.com.tr/teknoloji-gelisti-cihazlardile/pazar/haberdetay/03.08.2014/1920141/default.htm</a></p>
<p><a href="http://www.teknoblog.com/nesnelerin-interneti-nedir-68654/">http://www.teknoblog.com/nesnelerin-interneti-nedir-68654/</a></p>
<p><a href="http://blog.turkcell.com.tr/nesnelerin-interneti-dunyamizi-nasil-degistirecek">http://blog.turkcell.com.tr/nesnelerin-interneti-dunyamizi-nasil-degistirecek</a></p>
<p><a href="http://www.techinside.com/nesnelerin-interneti-sizi-cagiriyor/">http://www.techinside.com/nesnelerin-interneti-sizi-cagiriyor/</a></p>
<p><a href="http://www.capital.com.tr/en-hizli-buyuyen-pazar-haberler/25593.aspx">http://www.capital.com.tr/en-hizli-buyuyen-pazar-haberler/25593.aspx</a></p>
<p><a href="http://www.techinside.com/radyo-teknolojisinde-devrim-kapida/">http://www.techinside.com/radyo-teknolojisinde-devrim-kapida/</a></p>
<p><a href="http://webrazzi.com/2012/09/21/internet-of-things-nesnelerin-interneti/">http://webrazzi.com/2012/09/21/internet-of-things-nesnelerin-interneti/</a></p>
<p><a href="http://webrazzi.com/2013/12/22/akilli-diafon-doorbox/">http://webrazzi.com/2013/12/22/akilli-diafon-doorbox/</a></p>
<p><a href="http://webrazzi.com/2014/05/02/ciscodan-erken-asama-internet-of-things-girisimlerine-toplam-150-milyon-dolar-yatirim/">http://webrazzi.com/2014/05/02/ciscodan-erken-asama-internet-of-things-girisimlerine-toplam-150-milyon-dolar-yatirim/</a></p>
<p><a href="http://bilgicagi.com/Yazilar/17042-nesnelerin_internetine_hazir_miyiz.aspx">http://bilgicagi.com/Yazilar/17042-nesnelerin_internetine_hazir_miyiz.aspx</a></p>
<p><a href="http://www.karel.com.tr/blog/nesnelerin-interneti-nasil-dogdu">http://www.karel.com.tr/blog/nesnelerin-interneti-nasil-dogdu</a></p>
<p><a href="http://mobilgin.com/nesnelerin-interneti/">http://mobilgin.com/nesnelerin-interneti/</a></p>
<p><a href="http://gelecekhane.com/nesnelerin-interneti-ve-sertifikali-profesyoneller/">http://gelecekhane.com/nesnelerin-interneti-ve-sertifikali-profesyoneller/</a></p>
<p><a href="http://www.karel.com.tr/blog/hayatimizin-yeni-normali-nesnelerin-haberlesmesi">http://www.karel.com.tr/blog/hayatimizin-yeni-normali-nesnelerin-haberlesmesi</a></p>
<p><a href="http://www.karel.com.tr/blog/internet-things-nesnelerin-interneti-nedir-cihazlarin-etkilesim-trendleri">http://www.karel.com.tr/blog/internet-things-nesnelerin-interneti-nedir-cihazlarin-etkilesim-trendleri</a></p>
<p><a href="http://psmmag.com/haber/paradigma-degisince-oyun-yeniden-baslar/583947">http://psmmag.com/haber/paradigma-degisince-oyun-yeniden-baslar/583947</a></p>
<p><a href="http://www.technologyreview.com/news/527356/business-adapts-to-a-new-style-of-computer/">http://www.technologyreview.com/news/527356/business-adapts-to-a-new-style-of-computer/</a></p>
<p><a href="http://blog.netas.com.tr/?p=498">http://blog.netas.com.tr/?p=498</a></p>
<p><a href="http://www.zdnet.com/m2m-and-the-internet-of-things-7000008219/">http://www.zdnet.com/m2m-and-the-internet-of-things-7000008219/</a></p>
<p><a href="http://webrazzi.com/2013/05/15/nesnelerin-interneti-alaninda-yatirimlar-nasil-gidiyor/">http://webrazzi.com/2013/05/15/nesnelerin-interneti-alaninda-yatirimlar-nasil-gidiyor/</a></p>
<p><a href="http://webrazzi.com/2012/12/04/smart-things-leweb-paris-12/">http://webrazzi.com/2012/12/04/smart-things-leweb-paris-12/</a></p>
<p><a href="http://toezer.com/iot-internet-of-things-nesnelerin-interneti/">http://toezer.com/iot-internet-of-things-nesnelerin-interneti/</a></p>
<p><a href="http://berkent.blogspot.com.tr/">http://berkent.blogspot.com.tr/</a></p>
<p><a href="http://www.biltekhaber.net/nesnelerin-interneti-turk-sirketlerine-5-alanda-firsat-yaratiyor.html">http://www.biltekhaber.net/nesnelerin-interneti-turk-sirketlerine-5-alanda-firsat-yaratiyor.html</a></p>
<p><a href="http://www.muratcandemir.com/tag/m2m">http://www.muratcandemir.com/tag/m2m</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.internettinabi.com/nesnelerin-interneti-iot-internet-of-things/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SOMA FACİASI UNUTULMAYA BAŞLADI &#8211; Kutsal DURACE</title>
		<link>http://www.internettinabi.com/soma-faciasi-unutulmaya-basladi-kutsal-durace/</link>
		<comments>http://www.internettinabi.com/soma-faciasi-unutulmaya-basladi-kutsal-durace/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2014 10:41:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>internettinabi</dc:creator>
				<category><![CDATA[YAŞAM]]></category>
		<category><![CDATA[kömür madeni]]></category>
		<category><![CDATA[Maden kazaları]]></category>
		<category><![CDATA[madenciler]]></category>
		<category><![CDATA[soma]]></category>
		<category><![CDATA[soma maden kazası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.internettinabi.com/?p=543</guid>
		<description><![CDATA[UNUTMAYALIM UNUTTURMAYALIM ve/veya UNUTURSAK KALBİMİZ KURUSUN şeklindeki sloganlar ile, olay sıcakken söylenenler, bugün unutulmaya hatta unutturulmaya başladı kanısındayım. O nedenle, 14 Mayıs ]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">UNUTMAYALIM UNUTTURMAYALIM ve/veya UNUTURSAK KALBİMİZ KURUSUN şeklindeki sloganlar ile, olay sıcakken söylenenler, bugün unutulmaya hatta unutturulmaya başladı kanısındayım. O nedenle, 14 Mayıs 2014 tarihinde başbakanın basın toplantısının yarattığı sarsıntı ve sonrasındaki öfke ile kaleme almış olduğum yazıyı, konuyu bir kez daha hatırlatmak için, sanki bugün yazılmış gibi düzelterek giriş yazısı olarak kullandım, okumuş olanların anlayışına sığınıyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu arada facianın acısı henüz soğumadan, işçilere tehdit dolu kısa mesajlarla işe başlamaları için çağırmaları, basında çıkan yazılara firma yetkililerinin çok üzülmüş olmaları vs. gibi konular ile, yazıyı daha uzatmadan tamamlayabilmek ve bir parça daha hafızalarda kalmasını sağlamak amacıyla, daha ilginç bulduğum detayları basından derleyerek “Soma Faciasının Ardından” başlığı altında paylaşmak istedim.</p>
<p style="text-align: justify;">14 Mayıs 2014 saat 17:30 civarında Başbakan ‘ın TRT Haber ‘deki konuşmasını hayretler içinde izlemiştim. O saat itibariyle, 238 acı kaybımızın ekranın alt kısmında ilan edildiği basın toplantısında, bir kez daha bazı şeylerin insanları eğitmeden değişmeyeceği inancım pekişti. Bugüne kader ver ekmeği, ver kömürü, al oyu mantığı ile seçime giden bir partiden başka da bir şey beklemek abesle iştigaldi.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu ölümlerin olmasından kaçınmanın mümkün olmadığını, daha baştan kabullenmiş bir ifade ile, insanların dini duygularına hitap ederek, sanki yapılması gereken her şeyi yapmışlar da artık yapacak bir şey kalmadığından cenazelere nasıl iyi muamele edildiği ve kuran kurslarında mevlitler okutulup hatim indirildiğini, devletin tüm kaynaklarını seferber ettiğini, mağduriyetleri engelleyecekleri vs., zaten konuşmanın gidişatını ortaya çıkartmıştı. Yani klasik tribüne yapılan bir konuşmaydı. Bu iş ilk olduğunda Venezüella ‘yı aratıp akıl sordursaydı, devleti bu kadar komik duruma düşürmezdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Soru cevap kısmında bir salon dolusu basın mensubunu ve ekran başındaki milyonlarca izleyiciyi, böyle acı bir olay sonrasında bile aptal yerine koymakta bir sakınca görmediğini, dehşetle izledim. Bir insan sorulan bir soruya bu kadar laf kalabalığı yaparak cevap vermekten kurtulamaz, kurtulmaması da lazım. Çıkıp dürüstçe biz bu işleri bu hale getirdik, diye itiraf etmelidir. “Türkiye ‘de 1942 &#8211; 2010 arasında, 900 madenci, maden kazalarında ölmüştür; bu diğer ülkelerde ölenlerin yanında hiç bir şey değildir; bu ölümler bu işin doğası gereğidir.” şeklinde bir demeç, insanların tüylerini diken diken etmiştir. Bundan daha vahimi, Avrupa ülkelerinden verdiği örnekler de, 1869 ‘lara kadar geri giderek, 150 yıl önceki teknoloji ile, daha yüksek sayıda ölümler olduğunu söylemesiydi. Keşke biraz dürüst olup, o ülkelerin de 1942 &#8211; 2010 arasındaki bilgilerini aktarsaydı. Radikal gazetesinin ekli linkinden göreceğiniz haberde ise, 1941 ‘den bu güne kadar 3.000 ‘den fazla ölü ve 100.000 ‘den fazla yaralı olduğunu söylüyor ve aşağıdaki paragraftaki habere ilişkin detayları da, bu link ile açılan sayfanın sonlarına doğru okuyabilirsiniz;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.radikal.com.tr/turkiye/turkiyede_maden_kazalari_bu_gune_kadar_3_binden_fazla_can_aldi-1191933">http://www.radikal.com.tr/turkiye/turkiyede_maden_kazalari_bu_gune_kadar_3_binden_fazla_can_aldi-1191933</a></p>
<p style="text-align: justify;">Bütün bunlardan daha acıtıcı olanı ise, 2013 Ekim ‘inde CHP Manisa milletvekili Sn. Özgür Özel ve 60 CHP milletvekilinin imzasıyla, Soma ‘da sık sık olan kazaların araştırılması için verdikleri meclis araştırma önergesinin MHP ve BDP ‘nin desteği alınmasına rağmen, 29 Nisan 2014 ‘te iktidar partisinin oyları ile reddedilmiş olmasıdır. Yani, bu olay için takdiri ilahi yada temiz öldüler veya vücutlarında hiç yara bere yoktu gibi, saçma sapan, insanları aptal yerine koyan açıklamaları yapan zihniyetin, araştırma önergesini reddetmesiyle gerçekleşmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Çok daha fazla söyleyecek bir şey olmadığını düşünüyorum. Soma ‘da AK Partiye oy verip, ilçe belediye başkanlığını hediye eden %43.3 Soma vatandaşı, araştırma önergesinin AKP oyları ile reddedildiğini bilselerdi, her halde oylarını verirken iki kere düşünürlerdi; ama iktidar partisi bu konuda da kalitesini ortaya koyarak reddetme işini, seçimden yaklaşık 30 gün sonraya ertelemişti. Muhalefetin böyle bir konuyu, halka anlatamamış olması da, kabul edilebilir bir hata değil.</p>
<p style="text-align: justify;">Lütfen Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerde oyunuzu verirken, bu konuyu bir kez daha hatırlayın ve istikrar, ekonomi, büyüme gibi, sizin cebinizle direk ilişkisi olmayan safsatalara kapılarak, beyninizin yönlendirilmesine izin vermeyin.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Soma Faciasının Ardından</b></p>
<p style="text-align: justify;">Soma ‘daki ilk bilirkişi incelemesi, madendeki koşullar nedeniyle, faciadan ancak dört gün sonra, 16 Mayıs ‘ta yapılabildi. Prof. Dr. Ercüment Yalçın, Prof. Dr. Ahmet Hakan Onur, Prof. Dr. Eyüp Akpınar ve iş güvenliği uzmanı Alpaslan Ertürk ‘ün oluşturduğu heyetin hazırladıkları tutanakta, kömür işletmelerinde hava ile teması sağlanan kömürün, oksitlenmesi sonucunda ısının açığa çıktığını, bu ısı uzaklaştırılmadığı takdirde, ocak yangınlarının oluştuğunu kaydetti. Tutanakta, kömürün kendiliğinden yanması sonucunda karbonmonoksit, karbondioksit, ısı ve nemin açığa çıktığı, bu parametrelerin izlenmesi halinde, yangının takip ve tespit edilebilmesinin mümkün olduğu kaydedildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Kömürlerin kendiliğinden yanmasını belirleyen karbonmonoksit gazına ilişkin, madendeki 48 ayrı sensör üzerinde yapılan incelemede, Mart 2014 ‘ten facianın meydana geldiği 12 Mayıs ‘a kadarki süreçte, madenlerde izin verilen, 50 PPM ‘lik azami yoğunluk düzeyinin aşıldığı ve bu yönde çok sayıda ölçüm kaydı olduğu saptandı. Bilhassa “S panosu S3 klasik ayak hava çıkışındaki 470 numaralı sensörde” yer yer farklı aralıklarla 500 PPM ‘nin çok üzerinde değerler tespit edilmiş. H panosu H3 hava çıkışındaki 490 numaralı sensörde de, 8 &#8211; 13 Mayıs tarihleri arasında, aynı oranda yükselme gözlenmiş. S panosu S2 hava çıkışındaki 536 numaralı sensör ve anayol üzerindeki 415 numaralı sensörde de, benzer bir artış görülmüş.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #000000; text-decoration: underline;">Bilirkişi raporunda, bu oranlar şöyle yorumlandı:</span></span></p>
<p style="text-align: justify;">“Yüksek karbonmonoksit, kömürün kendiliğinden yanmasının en önemli göstergesidir. Madenlerde, iş sağlığı ve güvenliği yönetmeliğine göre, yüzde 19 oksijen değeri altında, maksimum yüzde 5 karbonmonoksit ve maksimum 50 PPM üzerinde karbonmonoksit bulunan ortamlarda çalışılmaz. Yukarıda konumları belirlenen sensörlerde, oksijen değerleri de incelenmiş olup, limit değerinin altında oksijen yoğunluklarına rastlanmıştır.”</p>
<p style="text-align: justify;">Raporda madendeki iş güvenliğinden teknik nezaretçilerin sorumlu olduğu, bu görevlilerin sensörlerden gelen verileri 15 günde bir onaylı nezaretçi defterine kaydetmeleri gerektiği, deftere yazılmayan eksik bilgilerin yerine getirilmesinden, işveren vekili ve şirketin sahibinin yükümlü olduğu ifade edildi. Defter incelendiğinde, Ocak 2014 ‘ten faciaya kadarki dokuz nottan sadece birinde, 24 Şubat ‘ta H panosunda karbonmonoksit artışından söz edildiği, diğer tarihlerde, karbonmonoksit artışına ve oksijen yetersizliğine ilişkin bilgi verilmediği anlaşıldı. 9 Nisan ‘da deftere, “yeni konacak fan için bir irtibat bacasına başlandığı” bilgisi verildiği, bu durumda “ocakta bir hava sıkıntısının olduğunun anlaşıldığı” belirtildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayrıca, 15 Ocak  - 17 Şubat 2014 tarihleri arasında da, iş yeri hekimi gözlem defterinde de gaz anormalliklerine değinilmediği, zaten bu tarihten sonra da toplantı yapılmadığı belirlendi. Bilirkişiler; teknik nezaretçi, işletme müdürü, saha sahibi, iş güvenliği başmühendisleri, şirketin yönetim kurulu başkanı ve vardiya amirlerinin kusurlu olduğu sonucuna vardı.</p>
<p style="text-align: justify;">Soma Cumhuriyet Başsavcılığı ‘nda ifadesi alınan şüpheliler, sadece dinamit atışlarının yapıldığı anlarda PPM değerinin yükseldiğini ve bunun 15 saniye gibi kısa bir süre devam ettiğini, bu yüzden önlem alma gereği hissetmediklerini savundu. İş Güvenliği biriminde çalışan Soner Günay, karbonmonoksit miktarı 50 PPM değerini geçtiğinde, oksijen miktarı yüzde 19 ‘un altına düştüğünde ve metan gazı yüzde 0,5 ‘e çıktığında, sensörlerin kendiliğinden alarm verdiğini belirterek, şöyle dedi:</p>
<p style="text-align: justify;">“Dinamit patlatma esnası dışında sensörler uyarı vermiyordu. İşimiz gereği dinamit patlatmamız gerekiyordu. Dinamit patlattığımız sırada oluşan duman nedeniyle, sensörler uyarı veriyordu. Uyarıları incelediğimizde, 60-70 PPM uyarı verdiğini görüyordum. Sensör 5-15 dakika arasında, uyarı vermeye devam ediyordu. PPM değerinin 50 ‘nin altına düştüğünde, sersör uyarı vermeyi kesiyordu. Eğer dinamit atımından kaynaklanan uyarı değil ise, ayağı hemen boşaltıp gerekli güvenlik tedbirlerini alıyorduk.”</p>
<p style="text-align: justify;">Bilirkişilerden Prof. Ahmet Hakan Onur, madendeki gaz, sıcaklık ve basınç veri kayıtlarına ilişkin, 18 Mayıs ‘ta Soma Başsavcılığı ‘na bilgi sundu. Bu bilgi notuna göre; yeraltında kömürün kendiliğinden yanmasının en önemli delilinin sıcaklık konsantrasyonu ve artışı olduğu belirtildi. Maden ocaklarında havanın nem değerlerine bağlı olarak kuru sıcaklığın 30, yaş sıcaklığın da 25 °C değerini geçmemesi gerektiği ifade edildi. Madende bulunan 428 numaralı sıcaklık sensörü üzerinde yapılan incelemede ise, 6 Nisan ve 5 Mayıs tarihleri arasında sıcaklığın 25 °C değerinden 30 °C değerine yükseldiği, 6 Mayıs ‘tan 13 Mayıs ‘a kadar da, kademeli olarak artarak 46 °C değerine çıktığı belirlendi. Olay anında da sensör, 46 °C değerini gösterdiği anlaşıldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Soma Madencilik ‘in Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan, tutuklanmadan önce savcılıkta alınan ifadesinde, şirketteki tüm yetkilerin Yönetim Kurulu Üyesi Ramazan Doğru ‘ya ait olduğunu, dolayısıyla sorumlunun da Doğru olduğunu savunmuştu. Bu iddiasına ilişkin, yetkilerin Doğru ‘ya devredildiğine dair, 17 Ocak 2014 tarihli şirket karar örneğini sunmuştu. Ramazan Doğru ise bu tutanakta, kendisine ait olduğu iddia edilen imzanın sahte olduğunu savunmuştu.</p>
<p style="text-align: justify;">Soma ‘daki maden faciasında hayatını kaybeden 301 işçi arasında yer alan Sezai Kılınç ‘ın ailesi adına avukat Hamdi Özşarlak, olayda kusuru bulunan şirket ile kamu kurumlarının yanı sıra, üyelerinin kendisine verdiği denetim ve çalışma koşullarının iyileştirilmesine yönelik görevlerini yerine getirmediği gerekçesiyle, Maden &#8211; İş Sendikası ‘na yönelik de, ilk kez tazminat davası açtı. Özşarlak, ayrıca Sezai Kılınç ‘ın eşi ile iki çocuğu adına istedikleri toplam 1 milyon 50 bin TL ‘lik tazminat tutarı için, Türkiye Kömür İşletmeleri, TKİ Eli Müessese Müdürlüğü ile yine Maden İş Sendikası ‘nın da hesaplarına el konulmasını talep etti.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunun yanı sıra olayda hayatını kaybeden işçilerin avukatları, açtıkları tazminat davaları sonrasında, Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. ‘nin mallarına tedbir konulması için müracaatta bulundu. Avukatların başvurularını inceleyen Soma 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, şirketin tüm alacaklarına, banka hesaplarına ve gayrimenkullerine el koydu. Bunun için de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ‘nın yanı sıra, tüm bankaların genel müdürlüklerine ve yine tapu müdürlüklerine yazı yazılmasına karar verdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Soma faciası bilirkişi ön raporunda da altı çizilen ve dijital kayıtlarla uymadığı vurgulanan işletmenin kayıt defterlerine ulaşıldı. Savcılık soruşturmasında ifadelerde dikkat çeken Yeraltı Sabit Cihazlar Gaz Ölçüm Rapor Defteri ile Gaz Ölçüm Kayıt Defteri ‘ndeki verilere göre, facianın meydana geldiği Soma A.Ş. Eynez İşletmesi ‘nde hiçbir olumsuzluk yok. Bilirkişi raporunda yer alan bu tespitler savcılık soruşturma dosyasına da girdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, “Ölçüm cihazlarındaki verilerin deftere işlenmesinde evrakta sahtecilik yapılmış. Bu facianın arka planında kapsamlı bir evrakta sahtecilik suçu ortaya çıkıyor. Oksijen maskelerinin hangi aralıklarla bakıma alındığı tutulan belgelerde bile sahtecilik yapılmış. Kaza olduktan sonra, geriye dönük, maske bakım evrakları düzenledikleriyle ilgili iddiaları da topluyoruz” dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">Maden Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Muhammet Yıldız ise, kayıtların yasal olarak nasıl tutulması gerektiğiyle ilgili şu bilgileri verdi: “Teknik Nezaret Defteri en az 15 günde bir, olumsuzluklar varsa yazılır; teknik nezaretçi imzalar. Ancak burada teknik nezaretçi olan kişi rödevans veya hizmet alınan şirketin de yetkilisi. İş sağlığı ve güvenliği defteri de iş güvenliği uzmanınca tutulur.”</p>
<p style="text-align: justify;">Manisa ‘nın Soma ilçesinde meydana gelen maden faciasının ardından ortaya çıkan birtakım karışıklıklar, Türkiye ‘de iş mahkemelerinin kurulmasına zemin hazırladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Faciada can veren işçilerin ailelerinin firma aleyhine yüzlerce maddi ve manevi tazminat davası açmasi ve yine Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. bünyesinde çalışan yaklaşık olarak 6 bin işçi ile, ilçedeki diğer iş kollarında personelin da yoğun olarak sürdürdüğü dava süreçleriyle alakalı, ihtisas mahkemesine duyulan gereksinim de artmış oldu. İlçede iş davalarına bakan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi ‘nin hem bu konularda uzmanlaşmamış olması, hem de iş yükünün aşırı artması nedeniyle, özellikle avukatlar bunun sıkıntı yaratacağını sık sık dile getirmişti. Böylece Manisa Barosu da, Soma ‘da iş mahkemesi kurulması için, HSYK ‘ya müracaat da bulundu. Bu başvuruyu değerlendiren HSYK, talebi pozitif karşılayıp ilçede iş mahkemesi kurulmasına karar verdi. Bu konudaki yazısını da, Soma ‘nın bağlı olduğu Akhisar Adalet Komisyonu Başkanlığı ‘na da gönderdi.</p>
<p style="text-align: justify;">HSYK, iş mahkemesinin önümüzdeki Eylül ayında başlayacak olan, yeni adli sene ile beraber faaliyete geçmesine de karar verdi. İş mahkemesinde görev yapmaları için de, iş hukuku davalarına bakan Yargıtay 7. Hukuk Dairesi ‘nde görevli olan inceleme hakimi Hamit Çakmak ile Konya ‘nın Cihanbeyli İlçesi ‘ndeki iş mahkemesinde görevli hakim Battal Şener Soma ‘ya atadı. Bu hakimlerin de tekrar adli yılla beraber göreve başlayacakları öğrenildi. Maden faciasıyla alakalı tazminat davaları ile, şirketlerle yaşanan iş anlaşmazlıklarının artık bu mahkemede görüleceği belirtildi.</p>
<p style="text-align: justify;">301 madencinin hayatını kaybettiği faciayı araştıran Meclis Araştırma Komisyonu ‘na bilgi veren Çalışma ve Sosyal Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanı Mehmet Tezel, Işıklar Madeni ‘nde yapılan incelemede, gaz sensörlerine gizli bir boru ile temiz hava üflettirildiğini tespit ettiklerini açıkladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Tezel, bu yöntemle içerideki gerçek gazın tespit edilemediğini ve inceleme yapan müfettişlerin yanıltıldığını ve konuyu savcılığa bildirdiklerini söyledi.</p>
<p style="text-align: justify;">CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, Mehmet Tezel ‘e, “Bir uçak düştü ve 301 kişi öldü, seferler durdu. Şimdi şirket yeniden uçacağım diyor. Siz yakınlarınızı bindirir misiniz? Işıklar Madeni ‘nde çok büyük bir skandal olduğunu duydum; ama skandalın ne olduğu konusunu sorunca “onu bana sormayın, Mehmet Tezel ‘e sorun” yanıtını aldım. Bunu bize açıklayacak mısınız?” sorusunu yöneltti.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu sözler üzerine açıklama yapan Tezel, “Müfettişlerimiz Işıklar ‘da inceleme yaptı ve az daha çalışma izni veriyordu; ancak Oksijen, Karbonmonoksit ve Metan gazını ölçen izleme sensörlerine dışarıdan gizli bir boru ile temiz hava üflettirilerek sistemin ve müfettişlerin kandırılmaya çalışıldığı tespit ettik. Az daha izin verecektik; ancak verilmedi.” dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu açıklama vekillerde şok etkisi yaratırken bu konuda ne yapılacağını sordu. Tezel, sorular üzerine, “Savcılığa suç duyurusunda bulunduk.” yanıtı verirken, “Soma A.Ş. ve TKİ arasındaki ilişki, komisyonunuzca dikkatle incelenmelidir.” sözleri de dikkat çekti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.internettinabi.com/soma-faciasi-unutulmaya-basladi-kutsal-durace/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>REMBRANDT ve ANATOMİ DERSİ RESİMLERİ &#8211; Hülya DÜZENLİ</title>
		<link>http://www.internettinabi.com/rembrandt-ve-anatomi-dersi-resimleri-hulya-duzenli/</link>
		<comments>http://www.internettinabi.com/rembrandt-ve-anatomi-dersi-resimleri-hulya-duzenli/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jul 2014 06:26:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hülya Düzenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[SANAT VE KÜLTÜR]]></category>
		<category><![CDATA[Anatomi]]></category>
		<category><![CDATA[Anatomi Dersi]]></category>
		<category><![CDATA[Anatomi Dersi ve Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Nicolaes Tulp’ın Anatomi Dersi]]></category>
		<category><![CDATA[Joan Deyman’ın Anatomi Dersi]]></category>
		<category><![CDATA[Rembrandt Harmenszoon van Rijn]]></category>
		<category><![CDATA[RESİM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.internettinabi.com/?p=506</guid>
		<description><![CDATA[Yıllar önce Tıp ve Plastik Sanatlar üzerine bir yazı yazmıştım. Bu aslında “Tıp ve Sanat” adlı bir kitabın resim, heykel ve diğer ]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Yıllar önce Tıp ve Plastik Sanatlar üzerine bir yazı yazmıştım. Bu aslında “Tıp ve Sanat” adlı bir kitabın resim, heykel ve diğer plastik sanatların, tıp ile ilişkisi üzerine idi ve müzik, edebiyat ilişkilerini başka yazarlar yazmıştı. Sonra bir nedenle bu bir kitapta toplanan yazılar yayınlanamadı…</p>
<p style="text-align: justify;">Geçenlerde Rubens ve Rembrandt anlatmak için bir sunum hazırlıyordum, birden bu defa “İnternettin Abi” okurları için, Rembrandt ‘ın Anatomi Dersi resimlerini yazmak aklıma geldi. Bu yazı, hem tıp, hem hekimlik hem de yasaklar ve yasaklara rağmen yapılan mücadeleye de değinmiş olacaktı.</p>
<p style="text-align: justify;">Tarih boyunca sanatın işlevi üzerine birçok saptamada bulunabiliriz. Bu çoklu etki içinde resim sanatının, bugünün görsel kayıtları gibi belgeci bir yanı olduğu, su götürmez bir gerçektir. Bu belgeci yan bakın bize neler öğretecek. Ama önce sanatçının hayatına kısaca değinelim;</p>
<p style="text-align: justify;">Rembrandt Harmenszoon van Rijn (1606-1666) bir fırıncının kızı olan Cornelia ve Harmen Gerritsz ‘in oğlu olarak Leiden, Hollanda da doğmuştur. Babası varlıklı bir değirmenci olan sanatçının resimlerinde süzülerek içeri giren ışığı kullanmasının, bu değirmende yaşadığı atmosferle ilgisi olduğu düşünülür.</p>
<p style="text-align: justify;">On çocuklu bir ailenin en küçük oğlu olan sanatçı, resim eğitimine, 1621 2de ressam Jacob van Swanenburgh ‘un yanında başlar ve ona üç yıl çıraklık yapar. Daha sonra Amsterdam ‘a Pieter Lastman ‘ın yanına gider, orada yarım yıl kadar kaldıktan sonra, Leiden ‘e geri döner. Küçük bir atölye açar. Yirmili yaşlarına geldiğinde artık ün kazanmaya başlamıştır. 1631 ‘de Amsterdam ‘a yerleşmek üzere Leiden ‘den ayrılır. Bu arada sanat tüccarı Hendrick Uylenburgh ‘un kuzeni, Saskie Uylenburgh ‘la evlenecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir süre sonra Saskie ölünce, oğlunun bakımı için yanına aldığı Geetrtje Dircx ‘le, birlikte yaşamaya başlar. Toplumdan büyük tepkiler alan bu ilişki 1646 ‘da biter. Bir süre sonra ilk evliliğinden olan oğlu Titus ve sanatçı, Hendrickje Stoffel ‘le birlikte yaşamaya başlarlar. Rembrandt ve Hendrickje ‘nin  bir kızları olur. Zamanla ekonomik durumları iyice bozulan aile, Rozengracht ‘ta bir resim dükkanı açar. Hendrickje ve Titus 1663 ‘teki veba salgını sırasında öldükten biraz daha sonra, sanatçı da hayata gözlerini kapar.</p>
<p style="text-align: justify;">Anatomi Dersleri resimlerine gelince; sanatçının bu konu ile ilgili biri 1632, diğeri 1656 ‘da olmak üzere, iki resmi bulunmaktadır. Onyedinci yüzyılda, özellikle Hollanda ‘da, çok sevilen grup portreleri geleneği içinde de ele alınması mümkün olan bu resimler, yazımızın hekimlik tarihinin de bir belgesi olması açısından, konusu olacaklardır.</p>
<div id="attachment_509" class="wp-caption alignnone" style="width: 310px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/07/1.png"><img class="size-medium wp-image-509" alt="Dr. Nicolaes Tulp’ın Anatomi Dersi" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/07/1-300x222.png" width="300" height="222" /></a><p class="wp-caption-text">Dr. Nicolaes Tulp’ın Anatomi Dersi, 1632, Hollanda</p></div>
<p style="text-align: justify;">Rembrandt, 1632 ‘de yaptığı “Dr Nicolaes Tulp ‘un Anatomi Dersi” resminde kullandığı çabuk çalışma tekniği ile, grup portrelerinde de  yumuşak ve etkin sonuçlar alabilen bir usta olduğunu göstermiştir. Dr. Tulp 1628 ‘de Cerrahlar Loncası ‘ndaki yedi doktor arasında, en başarılı olanlardan biridir. Sanatçı doktorları, resimsel bir zenginlik ve zinde bir tasvir ile ortaya koymuştur. Bu gösteri bütün doktorlarda bir heyecan ve merak uyandırmıştır. Tüm figürler bu olaya kilitlenmiştir. Dikkat ve ilgileri, vücutlarının jestlerinden ve bakışlarından anlaşılmaktadır. Resim anın heyecanını hissettirirken, ışığında etkisiyle, karanlığın içinde yükselen heykelsi bir varlık oluşturur.</p>
<p style="text-align: justify;">Yapıtta psikolojik gerilim ve resimsel başarı çok yüksektir ve bu resim, sanatçı için bir dönüm noktası olmuştur. Zaten olayın kendisi de çok ilgi çekicidir. Zira Amsterdam ‘da 31 Ocak 1632 ‘de yapılmış, bilinen tek disseksiyon olup, kadavra, suçlu bir kişi olan Adriaen Adriaensz ‘ın bedenidir.</p>
<div id="attachment_510" class="wp-caption alignnone" style="width: 236px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/07/2.png"><img class="size-medium wp-image-510" alt="Dr. Nicolaes Tulp’ın Anatomi Dersi" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/07/2-226x300.png" width="226" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">Dr. Nicolaes Tulp’ın Anatomi Dersi, 1632, Hollanda</p></div>
<p style="text-align: justify;">Resimde Dr. Tulp ‘un diğerlerinin bakışları altında açık olarak yaptığı disseksiyon / teşrih / kadavra üzerinde inceleme, çok dikkatli bir biçimde izlenmektedir. Resmin ışığı, doğrudan doğruya bu noktayı işaret eder. Resmin izleyicisi, doktorların yüzlerinden Dr. Tulps ‘un yüzüne ve oradan ellerine ve resmedilen ameliyeye doğru yönlendirilmiştir.</p>
<div id="attachment_511" class="wp-caption alignnone" style="width: 310px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/07/3.png"><img class="size-medium wp-image-511" alt="Dr. Nicolaes Tulp’ın Anatomi Dersi" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/07/3-300x221.png" width="300" height="221" /></a><p class="wp-caption-text">Dr. Nicolaes Tulp’ın Anatomi Dersi, 1632, Hollanda</p></div>
<p style="text-align: justify;">1600 ‘lü yıllarda cerrahi disseksiyon yasal olmadığı gibi, Lonca tarafından denetlenir, kamu yada özel herhangi bir şekilde basılı bir belge yayınlanamazdı. İşte tam da bu nokta, yazımızın başında sözünü ettiğimiz, <b>resim sanatının belgeci kimliğini</b> göstermektedir. Bu resim o yıllarda disseksiyonların nasıl yapıldığını, hangi aletlerin kullanıldığını vb., bilgiler açısından bizlere yardımcı olmaktadır. Dr. Tulps dikkatli bir şekilde, forseps ile diğer hekimlere gösterir bir biçimde, kadavranın sol el parmaklarının tendomlarını tutmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu yazdıklarımız dışında, başka kayıtlara göre de, Dr. Tulp ‘un o yıllarda, Hollanda ‘da çok önemli bir cerrah olduğu, meslekdaşları arasında saygın bir yere sahip olduğu, 1629 ile 1653 arasında, cerrah ve öğretmen olarak görev yaptığı da belgelenmektedir.</p>
<div id="attachment_513" class="wp-caption alignnone" style="width: 310px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/07/4.png"><img class="size-medium wp-image-513" alt="Joan Deyman’ın Anatomi Dersi" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/07/4-300x225.png" width="300" height="225" /></a><p class="wp-caption-text">Joan Deyman’ın Anatomi Dersi, 1656, Hollanda</p></div>
<p style="text-align: justify;">Gelelim hemen yukarıdaki resme; 1632 ‘de Dr. Nicolaes Tulp ‘un Anatomi Dersi ‘nden sonra,  Rembrandt, 1656 ‘da “Dr. Joan Deyman ‘nın Anatomi Dersi” resmini yapar.</p>
<p style="text-align: justify;">Resme 29 Ocak 1656 ‘da başlar ve üç gün süren bir inceleme yapar. O dönemde, doğrudan kadavra üzerinden çalışma yapmak meselesi, toplumsal olarak pek kabul gören bir durum değildir. Doğrudan böyle bir incelemenin yapılabilmesi için, kimse kendi bedeni için izin vermeyeceği gibi, bu inançlı insanlar için son derece tedirgin edici bir olgudur. Tarih boyunca bilim insanları araştırmaları için, bu yaklaşım yada yasaklara pek kulak asmamışlardır. Laf arasında, iyi ki böyle de olmuştur, diyebiliriz. Neyse konumuza dönelim; Dr. John Deyman ‘da 28 Ocak ‘ta asılan Jores Fonteijn van Dienst adlı suçlunun bedenini incelemeye almıştır. Ancak izleyici diğer doktor adayları arasında, derslerde  yapılan bu açık araştırma, büyük bir tartışma konusu olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Rembrandt, bu resmini, Mantegna ‘nın “Ölü İsa ‘ya Ağıt” adlı resminden esinlenerek, kompoze etmiştir.</p>
<div id="attachment_514" class="wp-caption alignnone" style="width: 310px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/07/5.png"><img class="size-medium wp-image-514" alt="Ölü İsa’ya Ağıt" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/07/5-300x253.png" width="300" height="253" /></a><p class="wp-caption-text">Ölü İsa’ya Ağıt, 1480, İtalya</p></div>
<p style="text-align: justify;">Tıp tarihi içinde bir sanatçıdan söz edilecekse, önce ünlü sanatçı Leonardo da Vinci ‘yi anlatmak daha doğru gibi olsa da, bu defa biz Rembrandt ‘ı anlattık. Bir başka yazıda, Leonardo ‘yu konuşmak dileğiyle…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.internettinabi.com/rembrandt-ve-anatomi-dersi-resimleri-hulya-duzenli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BITCOIN (2) – Mehmet Ulaş BAŞLAMIŞ</title>
		<link>http://www.internettinabi.com/bitcoin-2-mehmet-ulas-baslamis/</link>
		<comments>http://www.internettinabi.com/bitcoin-2-mehmet-ulas-baslamis/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 May 2014 06:47:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Ulaş Başlamış</dc:creator>
				<category><![CDATA[BİLİM VE TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[Bitcoin]]></category>
		<category><![CDATA[Sanal Para]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.internettinabi.com/?p=414</guid>
		<description><![CDATA[İlk yazımın üstünden epey geçti. Bu süre zarfında, Bitcoin dünyasında neler olduğuna kısaca bahsetmem gerekir sanırım; Newsweek, yayınlandığı bir makale ile “Satoshi ]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İlk yazımın üstünden epey geçti. Bu süre zarfında, Bitcoin dünyasında neler olduğuna kısaca bahsetmem gerekir sanırım;</p>
<p style="text-align: justify;">Newsweek, yayınlandığı bir makale ile “Satoshi Nakamoto” adıyla bilinen Bitcoin ‘in yaratıcısını bulduğunu açıkladı. Nesweek dergisi muhabirlerinden Leah McGrath Goodman ‘a röportaj veren Nakamoto ‘nun <em>“artık Bitcoin ile ilgilenmiyorum, o iş başkalarına devredildi”</em> demesi bayağı bir tartışma yaratırken, başka bir röportajında da 3 hafta öncesine kadar Bitcoin ‘in ne olduğunu bile duymadığını söylemesi ile beyanlar arasında çelişkilerin ortaya çıkması, üzerindeki şüphelerin yoğunlaşmasına sebep oldu. Oldukça mütevazi bir yaşam süren yada sürüyormuş gözüken Nakamoto ile ilgili sansasyonel haberler, daha çıkacağa benziyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.webrazzi.com/2014/03/07/bitcoinin-mucidi-nakamoto/">http://www.webrazzi.com/2014/03/07/bitcoinin-mucidi-nakamoto/</a></p>
<p style="text-align: justify;">Yine Bitcoin ekosisteminin en büyük platformu olan MtGox ‘un Şubat ayında iflasını açıklaması, tam bir şok etkisi yarattı. Böyle bir iflas, tabiki birçok yatırımcının Bitcoin almadan önce, durup bir daha düşünmesine sebep olacaktır. Bir rivayete göre iflasın nedeni, <strong>744.000 bitcoini</strong> bulan kayıplar. Bu güvenlik sorunu (bir başka deyişle hackerların hesapları boşaltması) Bitcoin ekosistemi için aşılması gereken bir sorun.<b></b></p>
<p style="text-align: justify;">Bundan daha da kötüsü, Mart ayında bazı hackerlardan gelen yayınlar. İddiaya göre, MtGox tarafından çalındığı söylenen bitcoinlerin üzerinde bir miktarı, MtGox, kendi cüzdanlarında tutmaktaymış. Yayınlanan cüzdanlardan (hesap olarak düşünebilirsiniz) bazıları da Mt.Gox ‘un CEO ‘suna ait. Hackerlar tarafından yayınlanan döküman, hesap hareketlerinin olduğu bir excel dosyası. Hackerların iddiasına göre, MtGox, 951.116 bitcoine sahip, bu da MtGox ‘tan çalındığı söylenen 744.000 rakamının üzerinde bir miktar.</p>
<p style="text-align: justify;">MtGoxzedeler de, harekete geçmiş durumda. <a href="http://goxrecovery.com/">http://goxrecovery.com/</a> web sitesi üzerinden iletişim bilgileri verilerek bu şikayetçiler platformuna üye olunabiliyor. Eğer şikayetinizi yasal zemine taşımak istiyorsanız, o da bu web sitesi üzerinden mümkün sanırım.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/05/btc1.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-415" alt="btc1" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/05/btc1-300x180.jpg" width="300" height="180" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Bu yukarıda bahsettiğim gelişmeler olmasaydı, yazımı daha teknik ele alacaktım. Fakat tablo “sanal para &#8211; Bitcoin” için çok ta iyimser gözükmüyor. Buna rağmen “sanal para” pek de kaybolmayacak gibi. Google’dan Jared Cohen, tüm bu yaşananlara rağmen Bitcoin ve türevlerinin kolay kolay ortadan kaybolmayacağını ve bu yaşananların da aslında bir olgunlaşma süreci olduğunu düşünüyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.webrazzi.com/2014/03/10/google-jared-cohen-bitcoin/">http://www.webrazzi.com/2014/03/10/google-jared-cohen-bitcoin/</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/05/btc4.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-422" alt="btc4" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/05/btc4.jpg" width="236" height="225" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Türevleri demişken en çok ilgimi çeken bir sanal para alternatifinden de bahsetmeden geçemeyeceğim; Allahcoin, P2P İslami Para Birimi. Fakat aşağıdaki linkte yer alan haberden anladığım kadarıyla, arkasında belli bir İslami cemiyet var. Bu konulara pek girmek istemiyorum, isteyen nasılsa haberi okur. Fakat demeden geçemeyeceğim, Allah ve Para kelimelerinin yanyana gelmesi ne kadar İslami, tartışılır&#8230;bu arada olur da Allahcoin almak isterseniz : <a href="http://www.allahcoin.org/">http://www.allahcoin.org/</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.psmmag.com/haber/bitcoin_e-karsi-allahcoin/567952">http://www.psmmag.com/haber/bitcoin_e-karsi-allahcoin/567952</a></p>
<p style="text-align: justify;">İlk yazımda çok fazla teknik konulara girmemiştim. Yine çok fazla teknik detaya girmeden, Bitcoin ekosistemi dahilinde kullanılan cüzdan tipleri hakkında kısaca da olsa bahsetmek istiyorum;</p>
<p style="text-align: justify;">1) Yazılım Cüzdanları : Cüzdan bilgisayarınızdadır. Bu da güvenliğinden siz sorumlusunuz demektir.</p>
<p style="text-align: justify;">2) Cep Cüzdanları : Cüzdan akıllı telefonunuzdadır; yani aslında cüzdan bu uygulama ile artık cebinizdedir. Her gün  çantanıza yada cebinize atarak çıktığınız, kimliğinizden banka kartınıza kadar muhafaza ettiğiniz cüzdanınızdan, bir farkı yoktur. Cep telefonunuzun güvenliğinden siz sorumlu olduğunuza göre, cep cüzdanınızın güvenliğinden de otomatik olarak kendiniz sorumlu oluyorsunuz. Bu arada bu cüzdan tipi gençlerin de kaçınılmaz tercihi.</p>
<p style="text-align: justify;">3) Ağ Cüzdanları : Cüzdanınız bir ağdadır. Cüzdanınızın korunması için daha az efor sarfedebilirsiniz; fakat böyle bile olsa, ağ seçimini gerçekten doğru yapmalısınız.</p>
<p style="text-align: justify;">Aslında bu cüzdan sahip olduğunuz bitcoini koyabileceğiniz bir sanal hesap numarası değildir. Cüzdan, aslında, bitcoin bloğunda bulunan (bitcoin zinciri) bitcoin adreslerinizde yer alan bitcoinlerinizi harcamaya yarayan gizli anahtarlarınızı saklar. Her bitcoin cüzdanı tüm bitcoin adreslerinizin toplam bakiyesini gösterir ve belli birine belli bir miktar ödemenizi sağlar, aynı gerçek bir cüzdan gibi. Bu gizli anahtarlar bitcoinlerinizi bitcoin adreslerinden harcamanızı sağlarlar, bu yüzden asla kimseye vermemelisiniz. Kısacası sahip olduğunuz bitcoin, bir bitcoin bloğu içindedir ve siz, onun adresine sahipsinizdir ve cüzdanınız o adreste bulunan bitcoininizin harcamasını sağlayan şifreye saklar. Bu arada kendinize bir cüzdan açmak isterseniz en güvenilir sitelerden biri <a href="http://www.multibit.org/">http://www.multibit.org/</a> olarak gözüküyor. Bu web sitesinden, kendi bilgisayar işletim sisteminize uygun olan yazılımı seçerek indirmeniz ve kurmanız gerekiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Sistem dahilinde üretilen her bitcoinin kendine has (unique) bir kodu mevcut, para dedikleri şey de aslında bu kod. Transferler sırasında ise, zarflar kullanılıyor. Bu zarflar da aslında bir koda sahip; ama bunları tek kullanımlık kod gibi düşünebilirsiniz. İşlem yapabilmeniz için, herkesin bir hesabı yani bir cüzdanı olması gerekiyor. Transfer sırasında cüzdanınıza ulaşabilmeniz için gereken şifreyi unutmanız durumunda, bitcoinlerinize elveda diyebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">Diğer bir teknik detay da, bitcoini “taştan çıkartmak isteyenler” için. Hazırlanmış olan yazılımlar sayesinde, Bitcoin madenciliğine başayabilir ve satın almak zorunda kalmadan Bitcoin sahibi olabilirsiniz. Fakat bu işlem için harcayacağınız elektrik vs. gibi kaynakları ve almanız gereken donanımları da hesaba kattığınızda, her zaman çok karlı olmayacağı çok açık bir gerçek. Daha hızlı sonuç almak isteyenler için ise, “imece usulü üretimler” söz konusu. Bu yöntem ile kullanıcılar bir araya toplandıkları havuzlarda, bir arada madencilik yapabilmektedirler.</p>
<p style="text-align: justify;">Daha fazla bilgi için <a href="https://bitcoin.org/">https://bitcoin.org/</a> adresini ziyaret etmenizi öneririm.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Bitcoin = Dijital Altın</b></p>
<p style="text-align: justify;">Altın ile çok fazla benzer özellikler taşıdığı bir gerçek. Bir kere üretimi sınırlı. Aylık veya yıllık olarak üretim miktarı belli bir algoritma ile sınırlandırılmış. Altın ‘a da baktığımızda yıllık olarak dünya üzerindeki artış miktarı yaklaşık %3 gibi (yıllık rekolte miktarına paralel olarak); yani büyümesi sınırlı. Zaten herkesin de bildiği gibi, altın sistemini / değerini belirleyen en önemli özellik te budur. Bu nokta da bitcoin de benzer özellikler göstermektedir; yani sanaldır, ama aslında temeli sağlamdır; çünkü kopyalanan senaryo doğru yerden kopyalanmıştır.<b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Arzı Kim Yapıyor?</b></p>
<p style="text-align: justify;">Para deyince aklımıza ne gelmeli, yani bir nesnenin para olabilmesi için ne gibi özellikleri taşıması gerekmektedir;</p>
<p style="text-align: justify;">1) Değiş – tokuş işlemini gerçekleştirebilmelidir. (Payment System)</p>
<p style="text-align: justify;">2) Değerlerin tanımlanmasında, kaydedilmesinde ve karşılaştırılmasında bir ölçü birimi olabilmelidir; ki bu noktada en önemli özelliği bölünebilir olabilmesidir. (Unit of Account)</p>
<p style="text-align: justify;">3) Değer taşımalıdır. (Storage of Value)</p>
<p style="text-align: justify;">4) Sözleşmeler dahilinde kullanılabilen bir değer olmalıdır. (Contract Value)</p>
<p style="text-align: justify;">İlk etapta sadece bir değiş-tokuş aracı olarak ortaya çıkan bitcoin, artık bu değiş-tokuş işlemi sırasında değer kazanıp kaybetmeye başlamıştır; yani artık değer taşımaya başlamış ve kimin arz ettiğini ve kontrol ettiğini sormak ta bu noktada en doğal hakkımızdır. Parayı arz eden güvenilir midir? Kamu otoritesinin olmaksızın kullanılıyor olması, genç kuşaklar için oldukça takdir edilesi bir nokta olsa da, spekülatif bir unsur olması, işin ciddi anlamda boyutunu değiştiriyor; spekülatif unsurlar birimizi sevindirirken diğerimizin de kalbini kırıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Internet tabanlı herşeyin güzel olduğu düsturuyla yola çıkanlara arada destur da demek gerekebilir. Geleneksel ekonomilerde parayı yoktan var eden merkezler Merkez Bankaları ‘dır ve bu var etme işlemini de devlet mekanizması ile yani kontrollü şekilde yaparlar (paranın emisyonu). Bu noktada bitcoinler sizin bizim gibi insanlar tarafından, ellerindeki CPU güçleri ile doğru orantılı şekilde üretiliyor. Her ne kadar üretim miktarı çeşitli algoritmalar ile kontrol altına alınmış olsa da, gerçekte bir kontrol yok&#8230;</p>
<p><b>Hukuken Kullanımı</b></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/05/btc2.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-423" alt="btc2" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/05/btc2-300x208.jpg" width="300" height="208" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Son yıllarda teknoloji süreçlerinin insan hayatının her alanında olduğu gibi finansal hayatına da girmiş olmasıyla, “kaydi para” ‘nın kullanımı artmış, kağıt paranın kullanımı ise azalmıştır. Bu 2 para türünün birbirinden en temel farkı, kaydi paranın ne olduğu ile ilgili olarak, tüm kayıtların tutulabiliyor (log) olmasıdır. Buna karşın kağıt paranın bir takibi yoktur. Devletin vergilendirme ve vergi toplama sürecinde, “kaydi para” tabiki en işine gelen para türüdür. Zaman içerisinde kağıt paranın tamamen ortadan kalkması ile de, tüm kayıt dışılık ortadan kalkacaktır. Bu noktada bitcoin de bir “kaydi para” ‘dır. Fakat hukuksal açıdan bakıldığında, uluslar arası terörizm ve diğer kaçakçılık faaliyetleri (özellikle uyuşturucu maddeler uzunca bir süredir Bitcoin ekosistemi üzerinden alınıp / satılıyor) için (Dark Market) bir değiş tokuş aracı olması, devletlerin hışmına bir şekilde uğrama olasılığını da akla getiriyor. Kullanıcılar anonim olduğundan dolayı, bu şekilde yasal olmayan emtia alımları için de kullanıma oldukça elverişli hale geliyor. Diğer bir konu da, loglamanın olmaması ile, devletler için ciddi bir gelir kaybı şu haliyle. Şuan sistemde yaklaşık 1,2 milyar dolar var ve bu paranın değeri biraz da dark markette yapılan alışverişe bağlı. Önümüzdeki yıllarda devletlerin buna kayıtsız kalmayacağı kesin. Bu arada hukuken, bitcoinin Türkiye ‘de kullanımına engel olan herhangi bir kanun maddesi de yoktur.</p>
<p><b>Öğrenilmiş Dersler</b></p>
<p style="text-align: justify;">Bu başlık ile akla ilk gelen müzik ve film endüstrisine yön vermiş olan Peer-to-peer (daha fazla bilgi için bkz. <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Peer-to-peer">http://tr.wikipedia.org/wiki/Peer-to-peer</a>) paylaşımlar. Peer-to-peer yapıları küçümsememek gerekir; hepimiz müzik ve film endüstrisinin (içerik endüstrisi) başına nasıl belalar açtığını iyi biliyoruz. Bitcoin deneyimi ile, yakın gelecekte para sistemlerimizin başına ne geleceğini aslında kestirebilir. Bu deney, aslında merkez bankası olmadan bir para biriminin ayakta durabilme deneyidir. Bu deneyin sahibi kimdir; onu işte bilemiyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu deneyin şimdiden farkında olunmalıdır; Bitcoin tutmasa bile, bundan sonraki dijital para nesli, çok daha farklı argümanlar ile aynı saldırıyı merkeziyetçi finansal yapıya gerçekleştirecektir. Bu farklı argümanların ne olacağını kimse şimdiden kestiremez; ama bundan daha yıkıcı olma olasılığı yüksektir. Şimdi herkes ezberlemiş gibi, bu dijital paranın arkası boş diyor; ama unutmamak gerekir, asıl dijital para USD ‘dir ve Sam Amca ihtiyaç duydukça milyar dolarları sanal ortamda üreterek piyasaya sürmektedir. Şimdi ABD bu tip bir işlemi yaparken bastığı para kadar altın karşılığı aramakta yada ayırmakta mıdır?; tabii ki hayır!, burada kimse kusura bakmasın USD, Bitcoin kadar sanal bir paradır. Bu para emisyonu işleminin her zaman para basma şeklinde olmadığını iyi biliyoruz; sanal şekilde borç aldığı parayı ödeme veya piyasaya tahvil sürme şeklinde, para basma işlemleri, tüm merkez bankaları tarafından hale hazırda yapılan uygulamalardır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Bazı Kritik Eleştiriler</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b></b>1) Bitcoinin arz hızının, global ekonominin büyüme hızından bağımsız olması, haliyle somut bir deflasyonu da beraberinde getireceği gibi bir eleştiri mevcut. Yani 2040 ‘ta sirkülasyonda bulunacak Bitcoin sayısı şimdiden belli ve eğer ekonomi ve bitcoinin kullanım talebi, piyasaya arz edilecek bitcoinlerden fazla olacak olursa, bitcoinler durdugu yerde değer kazanacak ve tabiki sizin eğer bitcoininiz var ise ve bu sürekli değer kazanıyor ise, neden harcayasınızki? İşte bu noktada ekosistem içerisinde deflasyonun karşımıza gelmek olasılığı yüksek.</p>
<p style="text-align: justify;">2) Bu dijital para birimini erken benimseyenlerin (early adopters) halihazırdaki bitcoinlerin çoğuna sahip olması, ekonomik çevreler tarafından da adaletsiz bulunuyor. Hatta bu noktada bu sistemin erken benimseyenler için dizayn edildiği yönünde görüşler de mevcut.</p>
<p style="text-align: justify;">3) Stabil bir kur politikası olamaması nedeniyle, bitcoinin başka para birimlerine çevrilmesi noktasında da çok fazla eleştiri hakim. Hatta, bitcoin bozdurmanın gittigidiyor.com üzerinden cep telefonunuzu satmaktan bir fark olmadığı söyleniyor. Bu noktada da bir para birimi için önemli kriter olan ölçülebilirlik, ortadan kalkıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Bitcoin Tutar mı? Anonim Paracılar (Monetarists Anonymous) savaşlarını kazanma fırsatını internet ortamında mı elde edecekler?</b></p>
<p style="text-align: justify;">Tutar mı tutmaz mı gibi bir öngörüde bulunmak, şu aşamada herkesi açıkçası aşar; ama benim anladığım böyle bir sistemin bu noktaya kadar gelip te mevcut ekonomilerde karşılık bulmaya başlaması, hale hazırda mevcut finansal kurumların silkinerek kendilerine bir bakmasını gerektirmektedir. Çünkü mevcut ekonomi dediğimiz yapı, aslında kapitalist ekonomi ve bu ekonominin başlıca argümanı da <strong>para</strong> ve şimdi bu başlıca argümana alternatif birşey var karşımızda – <b>sanal anonim para</b>. Analiz etmemek, görmezden gelmek büyük bir hata olur ve şu 3 noktayı sanırım zaman içinde hep birlikte izleyip göreceğiz;</p>
<p style="text-align: justify;">1) Bir ekonomi içerisinde kullanılan değiş-tokuş aracı, gerçekten halkın benimsediği midir yoksa devletin yada sistemlerin dayattığı mıdır?</p>
<p style="text-align: justify;">2) Siber dünyada işlemeye başlayan sanal para sistemleri, devletlerin uyguladığı gelenekçi ekonomiyi ne hale getirecektir / nasıl dönüştürecektir?</p>
<p style="text-align: justify;">3) Mevcut zenginliğin adaletsiz dağılımını, nasıl şekillendirecektir?</p>
<p><!-- Start of guardian embedded video --></p>
<p>Yazıma, aşağıdaki video ile son vermek istiyorum;</p>
<p>Link : <a href="http://www.theguardian.com/technology/video/2013/mar/22/bitcoin-currency-video">http://www.theguardian.com/technology/video/2013/mar/22/bitcoin-currency-video</a></p>
<p><iframe src="http://embedded-video.guardianapps.co.uk/?a=false&amp;u=/technology/video/2013/mar/22/bitcoin-currency-video" height="397" width="460" frameborder="0"></iframe><br />
<!-- End of guardian embedded video --></p>
<p><i>Not : Yazı dahilinde bahsettiğim hiçbir rakamın doğruluğunu garanti etmiyorum <img src='http://www.internettinabi.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> &#8230;</i><i><br />
</i></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.internettinabi.com/bitcoin-2-mehmet-ulas-baslamis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DIEGO RIVERA &#8211; Hülya DÜZENLİ</title>
		<link>http://www.internettinabi.com/diego-rivera/</link>
		<comments>http://www.internettinabi.com/diego-rivera/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Apr 2014 20:31:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hülya Düzenli</dc:creator>
				<category><![CDATA[SANAT VE KÜLTÜR]]></category>
		<category><![CDATA[DIEGO RIVERA]]></category>
		<category><![CDATA[MEKSİKA]]></category>
		<category><![CDATA[MEKSİKA 'DA SANAT]]></category>
		<category><![CDATA[RESİM]]></category>
		<category><![CDATA[RESSAM]]></category>
		<category><![CDATA[SANAT TARİHİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.internettinabi.com/?p=187</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba, Yayın hayatına yeni bir başlangıç güzel ve umutlu bir “merhaba” ile başlamalı diye düşünüyorum. Internettinabi web sitesi yayınında emeği geçen tüm ]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Merhaba,</p>
<p style="text-align: justify;">Yayın hayatına yeni bir başlangıç güzel ve umutlu bir “merhaba” ile başlamalı diye düşünüyorum. Internettinabi web sitesi yayınında emeği geçen tüm dostlara ve okurlara teşekkür ederim.</p>
<p style="text-align: justify;">Umarım siz okuyucular bizlerin yazılarından hoşnut kalır, takip edersiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">Bilgi paylaşıldıkça, aynı durum yada olgu hakkında farklı bilgilerle buluşunca, farklı durum ve kavramlarla bağlantılandırıldıkça gelişecek, çoğalacaktır. Bu nedenle tepki ve ilgilerinizi bizlerle paylaşırsanız kendi adıma çok sevinirim.</p>
<p style="text-align: justify;">Benim yazılarım sanatçılar ve yapıtları hakkında olacak. Bir devir, uslup, konu, kavram sıralaması olmaksızın yazmayı düşünüyorum. Bu deneysel bir tutum, ama süprizli bir yaklaşım olacaktır. Böylece bir sonraki yazının sizde bir beklenti yapmasını öngörmemiş olacağım… Beni ne sürükler, neden hangi resim hakkında yazarım nesnel bir cevabım yok. Yalnız şunu söyleyebilirim başyapıtları konuşacağız… Bu defa ve bazen daha önce yazdığım metinleri tekrar ele alacağım…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8220;Tüm tartışmalara rağmen kültürel değerlerine bağlı, kendi ülkesine,  kendi mitine, kendi halkına, tüm dünyada eşitlik ve özgürlük ülküsüne âşık olan sanatçı…&#8221; DIEGO RIVERA</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/01/1.jpg"><img class="size-medium wp-image-189   alignleft" alt="1" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/01/1-171x300.jpg" width="171" height="300" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Dünya görüşünü bildikleri halde Diego Rivera &#8216;ya bir resim sipariş edilir. Sanatçı yapıtının içinde, bir figür-bir portre resmeder. Ancak resim tahrip edilir ve sanatçının işine son verilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Sanatın sanatçının geçirdiği maceralar, demokrasi yada insan hakları üzerine dem vurmaya benzemez&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Bir ülkeye aşık olmak, ona adanmak, kendi mitine, kendi kültürel değerlerine bağlı kalmak! Batı sanatı terbiyesi edinerek kendin olmaya çalışmak ve bütün bunların yanına koyduğun halkın eşitlik ve özgürlüğünü adaletin onurunu yüceltmek isteği… Bu olgular Diego Rivera &#8216;yı anlatmak için yeterli mi… Yoksa bitip tükenmez aldatmalarla dolu evlilikleri, Frida Kahlo ve karısının kız kardeşinin de dahil olduğu sevgili listesi, emperyalizme ve kapitalizme kafa tutarken New York ve Detroit &#8216;te yaptığı muralları, şan şöhret ve yönetici bürokratlarla yaptığı işbirlikleri ile Rivera &#8216;yı anlatmak mümkün mü…</p>
<p style="text-align: justify;">Diego Rivera; Squeros ve Orosco ile birlikte Meksika resminin en büyük sanatçıları olarak bir devre tanık, öncü oldular. Her sanatçı ya da büyük adamın başına gelenler onun-onların da başına geldi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">1905 ile 1916 arasında Rusya &#8216;da ortaya çıkan fikirler, tüm dünyada olduğu gibi Meksikalı aydınları da etkiledi. Eşitlik, özgürlük ve sosyal adaleti öngören, halkların kardeşliğini önemseyen yeni ve özgür bir dünyanın oluşumunu savunan sosyalistlerin düşünceleri benimsenmişti. Kapitalizmin çalışanların, hak ve özgürlüklerini gasp etmesi ve emperyalizmin sömürgeci yaklaşımlarını reddetmek isteyen sanatçılar, biraz da sloganist bir yaklaşımla resimler, heykeller ürettiler. Sosyalist Devrim kendi çocuklarına iki ayrı yol yarattı. Bir tarafta Malevich, Kandinsky, Tatlin vb. soyut bir dile açık olan ve hatta sanatın kendi geçmişine karşı bir devrim yaratan  sanatçılar vardı. Diğer yanda toplumsal değişimleri, topluma iletmeyi önceleyen ve geleneksel olarak figüratif dili tercih eden sanatçılar yer aldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Diego Rivera işte tam anlamıyla bu oluşumların ortasında ele alınmalıdır. Onun yapıtları  olguların bir yansıması gibidir.</p>
<div id="attachment_192" class="wp-caption alignleft" style="width: 280px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/01/3.jpg"><img class=" wp-image-192 " alt="3" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/01/3-300x234.jpg" width="270" height="211" /></a><p class="wp-caption-text">Kızılderili Savaşçılar / Indıan Warrıors mural, 1931</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">8.12.1886 &#8216;da Meksika, Guanajuato &#8216;da doğan Diego ikiz kardeşinin ölümünden bir yıl kadar sonra, daha üç yaşındayken çizim yapmaya başlamıştı. Ailesi her tarafı çizen bu küçük çocuğun duvara gerdikleri bir bez üzerine resim yapmasına izin verdi. Küçücük yaşlarda resim yapmaya başlayan Rivera &#8216;nın adı, ilk gençlik yaşlarında da bir çapkına çıkmıştı. Üç evliliği ve bir erkek üç kız çocuğu oldu. İçlerinde Frida Kahlo ile evliliği filmlere konu oldu…</p>
<p style="text-align: justify;">Sanat eğitimine 1897 &#8216;de Academia de San Carlos eski Escuela Nacional de Bellas-ENBA &#8216;nda (Ulusal Güzel Sanatlar Okulu) başlayan sanatçı bir yıl sonra bir burs kazanarak 1907 &#8216;de sonraki yaşamının 14 yılını geçireceği Avrupa&#8217;ya gitti. Avrupa &#8216;da kaldığı yıllar boyunca, 10 yıldan daha fazla devam eden ve bir milyondan fazla Meksikalı &#8216;nın öldüğü Meksika Devrimi &#8216;ni de sürekli olarak takip etti.</p>
<p style="text-align: justify;">İç savaşı takiben A. Obregón &#8216;un başkanlığı sırasında yazar A. Reyes ve A. Pani &#8216;yi Fransa &#8216;ya Meksika büyükelçisi olarak atadı. O sırada Paris &#8216;de olan Rivera, Devrim sonrası Meksika &#8216;nın yeni ulusal kültürünün tanıtımı için yapılan kampanyalarına katılma olanağı buldu. Meksika hükümetinin desteklediği bir bursla Rönesans sanatçılarının yapıtlarını incelemek üzere, İtalya &#8216;ya gönderildi. 1920 &#8216;nin kış aylarını çizimler yaparak, fresk malzeme ve tekniklerini inceleyerek geçirdi.</p>
<div id="attachment_194" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/01/4.jpg"><img class="size-medium wp-image-194 " alt="4" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/01/4-300x180.jpg" width="300" height="180" /></a><p class="wp-caption-text">Tarım İşçileri mural, 1931</p></div>
<p style="text-align: justify;">1921’de Vasconcelos Eğitim Bakanı olunca, devlet destekli sanat programı çerçevesinde birçok kamu binasını Meksikalı sanatçıların yaptığı resimler ile donattı. Bunlar devrimin ruhunun, fikirlerinin ve toplumsal kalkınmanın anlatıldığı büyük ölçekli mural resimlerdi. Rivera 1928 &#8216;de bu kapsamda amacının “Meksika &#8216;nın sosyal yaşamını yansıtmak ve geleceği yaratacak olan kitlelere gerçekleri göstermek” olduğunu söylediği &#8220;Patio del Trabajo–Emeğin Avlusu&#8221; ve &#8220;Patio de las Fiestas-Bayramların Avlusu&#8221; resimlerini yaptı.</p>
<p style="text-align: justify;">Aynı tarihlerde Rivera &#8216;nın başkanlığında Pintores y Escultores de México &#8211; Meksikalı Tekniker, Ressam ve Heykeltıraşlar Birliği &#8211; köylüler, işçiler, askerler ve kızılderilileri methettikleri, zenginlerin sömürücü yaklaşımlarını kınadıkları, aristokratik sanat anlayışını ayıpladıkları; &#8220;genel olarak halkın yaşadıklarına ilişkin gerçeklikleri dile getiren anıtsal sanat yapıtlarını&#8221; öven bir bildiri yayınladılar. Bu birliğin Partido Comunista de México &#8211; PCM-Meksika Komünist Partisi ile sıkı bağları vardı. 1922 &#8216;de Rivera, partiye katılarak Yürütme Komitesi üyesi oldu. 1925-26 arasında Rivera PCM ile ilişkisini kesti ama etkili siyasal eylemlerin içinde yer alan bir aktivist olarak aralarında oldu.</p>
<div id="attachment_195" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/01/6.jpg"><img class="size-medium wp-image-195 " alt="6" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/01/6-300x235.jpg" width="300" height="235" /></a><p class="wp-caption-text">Ayaklanma / In The Uprising mural, 1931</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Meksika’da gelişen ABD karşıtlığı ve ABD &#8216;nin Orta Amerika &#8216;daki ülkelere müdahalelerine karşı sesini yükselten birçok komitede görev aldı. Rivera, Sovyetler Birliği &#8216;nde, PCM &#8216;in resmi üyesi olarak Ekim Devrimi 10. Yıl kutlamalarına katıldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Gelecekte New York MOMA &#8216;nın Müdürü, A. H. Barr ve gelecekteki Müze Yöneticisi bilim adamı arkadaşı J. Abbott, Moskova ziyaretleri sırasında Rivera ile tanıştılar. Bu tanışıklık sanatçının ABD &#8216;de sergiler açması ve diğer bağlantılarının başlangıcını oluşturdu. 1927 &#8216;de Weyhe Gallery de Rivera &#8216;nın ilk sergisi ve Rockefeller-Funded Art Center &#8216;da Modern Meksika Sergisi vb…</p>
<p style="text-align: justify;">Sanatçı Meksika’ya döndüğünde ulusal politikalarda değişikliklerle karşılaştı. Rivera Secretaría de Educación Pública ile tekrar çalışmaya başladı. “Ballad of the Proletarian Revolution – Proleterya Devriminin Balladı” diye bilinen resminin panellerini tamamladı. Tekrar başkan seçilen Obregón &#8216;a bir suikastden sonra, muhafazakâr general P. E. Calles 1928 yılı boyunca ülkeyi fiilen yönetti. Bu yıllarda Meksika ‘Maximato’ diye anılan ve perde arkasından kontrol edilen arka arkaya üç kukla başkanla yönetilecektir.<br />
1929 &#8216;da otoriter yeni hükümet PCM &#8216;nin merkez komitesini dağıtarak ofisini kapattı. Parti 1935 &#8216;de L. Cárdenas &#8216;ın başkan olmasına kadar yeraltında faaliyetlerine devam etti. Bu sırada Rivera, Palacio Nacional &#8211; Milli Saray &#8216;ın merdiven boşluklarına Meksika tarihi boyunca epik bir seyahati, tarihsel referansları, mitolojiyi ve icatları içeren “Epic of the Mexican People – Meksika Halkı ’nın Destanı” isimli mural resimlerini yaptı.</p>
<div id="attachment_200" class="wp-caption alignleft" style="width: 198px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/01/7.jpg"><img class=" wp-image-200  " alt="7" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/01/7-235x300.jpg" width="188" height="240" /></a><p class="wp-caption-text">Çalışan Amerikalı İşçiler çizim, 1931</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Bu sırada sanatçının -yazımızın konusu olan- ABD ile ilişkilerini de içeren dönemi başladı. Rivera Temmuz &#8216;da ABD &#8216;nin Meksika elçisi D. Morrow ile tanıştı. Bu arada Cortés Sarayı &#8216;na “History of the State of Morelos: Conquest and Revolution &#8211; Morelos Eyaleti &#8216;nin Tarihi: Zafer ve Devrim” adlı resmi için hazırlıklara başladı. Rivera Meksika hükümeti için çalışıyor, fakat ABD ile işbirliği içinde olan Morrow ile resmi görüşmeler yaparak komitenin gözünde anti-komünist rejim ile yakınlaşıyordu. Bu durum PCM &#8216;den kovulmasıyla sonuçlandı.</p>
<p style="text-align: justify;">New York, MOMA müze yöneticisi ve yardımcısı Barr ve Abbott Rivera &#8216;nın dostları, müzenin kurucularından A. Rockefeller ise, sanatçının resimlerinin en önemli alıcısıydı.</p>
<p style="text-align: justify;">Rivera ve Kahlo 10 Kasım &#8216;da San Francisco &#8216;ya vardılar. California Palace of the Legion of Honor &#8216;de sanatçının sergisi açıldı. San Francisco Menkul Değerler Binası Yemek Salonu &#8216;na “California Allegorisi” resmini yaptı. Stern &#8216;lerin evi için küçük bir mural resim, San Francisco Art Instıtude &#8211; California Güzel Sanatlar Okulu için de büyük boyutlu bir mural resim yaptı. Ekim &#8216;de Metropolitan Museum &#8216;da Mexican Arts sergisi açılmıştı, E. Morrow ve kocası D. Morrow, kolleksiyonları için Rivera &#8216;dan da “Pazar Yeri “ isimli taşınabilir bir mural resim aldılar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Rivera &#8216;nın MOMA &#8216;daki sergisi yaklaşırken Paine bazı kaygılarına rağmen Barr &#8216;a sanatçının, New York &#8216;daki projesi hakkında şöyle bilgi veriyordu: “Ben Mr. R. Hood ile Radio Center için yapılacak olan freskler hakkında yaptığımız konuşmadan çok memnun kaldım[ . . . ].” Söz konusu haber yazımızın ana konusu olan resimlerdi. Sanatçı ülkesine dönmeden önce; Rockefeller Center olarak bilinen Jr.’s Radio City binasının mimarı Hood, resimler için ayrılan alanı düzenledi. Sanatçı için Heckscher Building &#8216;in altıncı katında bir atölye hazırlanmıştı. Taşınabilir murallar için metal konstrüksiyonlar kurulmaya başladı. Kasım &#8216;da Rivera, Kahlo, Paine ve Rivera &#8216;nın assistanı R. A. Guadarrama Meksika &#8216;dan New York &#8216;a geldiler. Ertesi gün New York Herald Tribune ‘de sanatçının coşku dolu gelişi hakkında “Geminin yaklaştığı sırada gelenleri karşılayanlar, sanki evine dönen bir New York &#8216;lu gibi coşku dolu biri ile karşılaştılar.” diye yazıyordu.</p>
<div id="attachment_202" class="wp-caption alignleft" style="width: 222px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/01/10.jpg"><img class=" wp-image-202  " alt="10" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/01/10-235x300.jpg" width="212" height="270" /></a><p class="wp-caption-text">Diego Rivera ve Frida Kahlo San Francesco &#8216;da 1930</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<dl class="wp-caption alignleft" id="attachment_203" style="width: 280px;">
<dd class="wp-caption-dd"></dd>
</dl>
<div id="attachment_208" class="wp-caption alignnone" style="width: 310px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/01/14.jpg"><img class="size-medium wp-image-208 " alt="14" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/01/14-300x241.jpg" width="300" height="241" /></a><p class="wp-caption-text">soldan sağa: Frances Flynn Paine, Diego Rivera, Frida Kahlo, Kathryn O’Gorman<br />Hammer, 26 Şubat 1332, Philadelphia Grand Opera Company</p></div>
<p style="text-align: justify;">Aralıkta MOMA &#8216;da Rivera &#8216;nın Meksika kültürü temalarını içeren retrospektiv sergisi açıldı. Serginin açılışı basında çok geniş yer aldı. Bu arada Rivera &#8216;nın etkisi arttı, ama politik görüşleri ve ABD ile yakınlaşması tartışmalar yarattı. Sol görüşlü yazarlar, sanatçılar, gazeteciler onu Kuzey Amerikalı kapitalistlerle işbirliği yaptığı yönünde ve sert bir dille eleştirdiler. Bu tür eleştiriler sağdan da geldi. Haziran &#8216;da Rivera, Founders Society of the Detroit Institute of Arts ile bir fresk yapmak üzere antlaşma imzaladı. Ford Motor Company River Rouge &#8216;da yerleştirilen “Detroit Industry” adlı resme başladı. 9 ay boyunca dört duvarda yer alacak bu resimleri yaptı.</p>
<dl class="wp-caption alignleft" id="attachment_201" style="width: 203px;">
<dt class="wp-caption-dt"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/01/9.jpg"><img class=" wp-image-201  " alt="9" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/01/9-241x300.jpg" width="193" height="240" /></a></dt>
</dl>
<dl class="wp-caption alignleft" id="attachment_201" style="width: 203px;">
<dd class="wp-caption-dd">In Frozen Assets mural, 1931-32</dd>
</dl>
<p style="text-align: justify;">Detroit &#8216;te iken Todd-Robertson-Todd Engineering Corporation and Todd&amp; Brown, Inc. ile Rockefeller Center&#8217;s Radio Corporation of America (RCA) binasına yapacağı resimler için bir kontrat imzaladı. Ve burada yapacağı fresk için hemen eskizlere başladı. Rivera and Kahlo Mart &#8216;ta New York &#8216;a geldiler, Rockefeller Center bu durumu basın açıklamaları ile duyurdu. Sanatçı RCA binasındaki Man at the Crossroads adlı bu mural için çalışmalarına başladı. Politik görüşlerini yakından tanıdıkları sanatçının bu yaklaşımı başlangıçta pek can sıkmıyordu. Rivera &#8216;nın asistanı, Abby ve Nelson Rockefeller çalışmaları yakından izliyorlardı. Ne zaman ki basında &#8220;Rivera Suç Olma Özelliği Taşıyan Sahneler ve Komünist Etkinlik. RCA duvarlarında- Rockefeller, Jr. Foots Bill&#8221; diye bir başlık atıldı o zaman her şey değişiverdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/01/13.jpg"><img class=" wp-image-207 " alt="13" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/01/13-234x300.jpg" width="211" height="270" /></a></p>
<dl class="wp-caption alignleft" id="attachment_207" style="width: 221px;">
<dd class="wp-caption-dd">Rivera &#8216;nın Museum of Modern Art &#8216;daki sergisinde ziyaretçiler Şubat, 1932</dd>
</dl>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">4 Mayıs &#8216;ta N. Rockefeller sanatçıya “eleştirmenlerin dikkat çektikleri detayın Vladimir Lenin &#8216;in portresi olup olmadığını” sordu. Rivera bunu reddetti ancak ortalık kızışmış, dedikodular basının ilgisini çekmişti. 9 Mayıs &#8216;ta RCA yöneticisi Todd-Robertson-Todd sanatçıdan söz konusu kişinin portresini resimden çıkarmasını istedi ve muralların üzeri derhal kapatıldı. Rivera &#8216;nın çalışmasının durdurulması birkaç saat içinde duyuldu, RCA binasının dışında hatırı sayılır sayıda bir protestocu grup toplandı. Takip eden günlerde Rockefeller bu konuda kendilerini eleştiren büyük bir mektup seli ile karşılaştı, bu mektupların bir kısmında sanatçının resmi bitirmesine izin verilmesi isteniyordu. Bugün hala tam olarak bilinmeyen nedenlerle Rockefeller sözleşmeyi iptal etti. Rivera &#8216;nın RCA &#8216;daki muralları 10-11 Şubat 1934 &#8216;teki hafta sonunda parçalanarak doğruca The Museum of Modern Art &#8216;a taşındı.</p>
<div id="attachment_205" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/01/15.jpg"><img class="size-medium wp-image-205 " alt="15" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/01/15-300x212.jpg" width="300" height="212" /></a><p class="wp-caption-text">Leon ve Natalia Trotsky &#8216;nin Meksika &#8216;ya Varışı ’nda Frida Kahlo Tarafından Karşılanıyorlar &#8211; 1937</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Rivera, Rockefeller Center &#8216;da ki bu büyük bozgundan sonra da bazı zorluklar yaşadı. Chicago Dünya Fuar &#8216;ında General Motors için tasarladığı mural da iptal edildi.<br />
Herşeye rağmen B. Wolfe, Temmuz &#8216;da New York&#8217;s New Workers&#8217; School &#8216;da bir taşınabilir mural serisi yapmasını organize etti. O zamana kadar aldığı paraları resimleri yapmak için kullanmıştı ve ekonomik olarak parlak bir durumu yoktu. Yine de Rivera ve Kahlo Meksika’ya dönünce önce Mexico City &#8216;nin güneybatısında ki San Ángel de mimar ve muralist Juan O&#8217;Gorman &#8216;ın tasarladığı evlerini bitirebildiler.</p>
<p style="text-align: justify;">Meksika hükümeti RCA &#8216;daki resmin gözden geçirilmiş bir versiyonunun uyarlanması için Palacio de Bellas Artes &#8216;in duvarlarını sanatçıya tahsis etti. 1935-1954 arasında Rivera pek çok büyük duvar projesi üstlendi. Rivera &#8216;nın Partido Comunista de México ile çatışmalı ilişkileri Meksika &#8216;ya dönüşünde devam etti. Trotsky &#8216;nin ülkeye girmesine yardımcı olması, Stalinist partinin hoşuna gitmemişti. Ağustos 1955 &#8216;de Moskovskaia Akademiia Khudozhestv &#8211; Moskova Güzel Sanatlar Akademisi &#8216;nden aldığı bir davet üzerine USSR &#8216;a bir seyahat yaptı; Sovyetler Birliği &#8216;nde iken kanser teşhisi kondu. Nisan 1956 &#8216;da Meksika’ya dönen Rivera 24 Kasım 1957 &#8216;de San Ángel &#8216;da atölyesinde öldü.</p>
<p style="text-align: justify;">Diego Rivera &#8216;nın murallerinin sergilenmekte olduğu sırada 13 Ocak 2011 Cuma günü Occupy Museums, New York , MOMA &#8216;da bir eylem yaptı.1938 &#8216;de Diego Rivera &#8216;nın da aralarında olduğu “Bağımsız ve Devrimci Bir Sanat İçin” manifestosundan bir bölüm okuyarak, pankart astılar. Bu eylemi bir cuma günü yaptılar çünkü 1970 &#8216;lerde “Artists Workers Coalition” hareketinin sayesinde müzeye herkesin girebilmesi için, bedava olmasını sağladıkları gün Cuma günü idi. 2011 &#8216;de New York MOMA &#8216;da gezdiğim Rivera sergisinden sonra yazmıştım…</p>
<div id="attachment_206" class="wp-caption alignleft" style="width: 280px"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/01/16-Trotsky_-_Rivera_-_Breton.jpg"><img class=" wp-image-206 " alt="16 Trotsky_-_Rivera_-_Breton" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/01/16-Trotsky_-_Rivera_-_Breton-300x225.jpg" width="270" height="203" /></a><p class="wp-caption-text">Trotsky, Rivera ve Breton</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Tüm çelişki ve tartışmalara rağmen kültürel değerlerine bağlı kalarak kendi ülkesine, kendi mitine, kendi halkına, tüm dünyada eşitlik ve özgürlük ülküsüne aşık olan sanatçı DIEGO RIVERA &#8216;dan söz ettik&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>SEÇİLMİŞ KAYNAKÇA</strong></p>
<p>http://www.e-skop.com/skopbulten/bagimsiz-ve-devrimci-bir-sanat-icin-occupy-moma/539</p>
<p>http://www.felsefeekibi.com/sanat/sanatakimlari/sanat_akimlari_SosyalistGercekcilik.html</p>
<p>Modern Çağda Sanat, Amy Dempsey, Çeviri: Osman Akınhay, Akbank Yayınları</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.internettinabi.com/diego-rivera/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
