<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İnternettin Abi &#187; BİLİM VE TEKNOLOJİ</title>
	<atom:link href="http://www.internettinabi.com/category/bilim-ve-teknoloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.internettinabi.com</link>
	<description>İnternettin abinin söyleyecekleri var</description>
	<lastBuildDate>Sat, 06 Dec 2014 11:40:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.6.1</generator>
		<item>
		<title>Nesnelerin İnterneti (IoT &#8211; Internet of Things) &#8211; Mehmet Ulaş BAŞLAMIŞ</title>
		<link>http://www.internettinabi.com/nesnelerin-interneti-iot-internet-of-things/</link>
		<comments>http://www.internettinabi.com/nesnelerin-interneti-iot-internet-of-things/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2014 07:13:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Ulaş Başlamış</dc:creator>
				<category><![CDATA[BİLİM VE TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[Akıllı Cihazlar]]></category>
		<category><![CDATA[Akıllı Sistemler]]></category>
		<category><![CDATA[Akıllı Termostad]]></category>
		<category><![CDATA[Ev Otomasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[IoT]]></category>
		<category><![CDATA[Nesnelerin İnterneti]]></category>
		<category><![CDATA[RFID]]></category>
		<category><![CDATA[Sensörler]]></category>
		<category><![CDATA[Sistemlerin Sistemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.internettinabi.com/?p=548</guid>
		<description><![CDATA[Akıllı cihazların internet üzerinden iletişimi denince, henüz son tüketici seviyesinde algılanan kısıtlı bir kapsam olsa da, teknoloji sektörünün lideri birçok firma, birkaç ]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Akıllı cihazların internet üzerinden iletişimi denince, henüz son tüketici seviyesinde algılanan kısıtlı bir kapsam olsa da, teknoloji sektörünün lideri birçok firma, birkaç yıl önce konuya ilişkin ARGE yatırımlarımlarını yaparak çalışmalarını başlattı bile. Aslında endüstriyel otomasyon alanında, nesneler “scada” gibi sistemlerin yardımıyla, çoktan insanlar ve birbirleri ile konuşuyor ve dertlerini insanlara anlatıyorlardı. Tabii bu iletişim daha çok fabrika içersindeki yerel bir ağda gerçekleşiyordu.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Çeşitli haberleşme protokolleri sayesinde, birden fazla cihazın birbirini tanıması ve birbiri ile gerçek zamanlı (çevrimiçi) konuşması ve bir platformda buluşarak bilgi paylaşması ile bir alt sistem oluşuyor. Daha sonra o alt sistemler bir araya gelerek daha büyük sistemleri oluşturuyorlar.</b> Bu tanım, biraz teknik bir tanım olması sebebiyle, aşağıdaki örnekler ile daha fazla anlaşılacaktır. <b>Nesnelerin İnterneti teknolojisinin temel amacı, insanların bilgiye, bilgisayar başına oturmadan veya başka bir insan ile iletişime geçmeden ulaşması olarak tarif ediliyor. Fakat, şimdiden görünen o ki, nesnelerin internetinin bizleri getireceği nokta, insanın günlük bazı bilgilere ulaşma ihtiyacı olmaksızın, gündelik yaşam akışını düzenleyebilecek olmasıdır.</b> İnsanların buna artık eskisinden daha fazla ihtiyacı olduğu bir gerçek ve artık insanlar zaman, dikkat ve kesinlik konularında daha fazla sıkıntılılar; çünkü gündelik yaşamda zaten çok fazla detay ile uğraşır hale geldiğimiz bir gerçek. Libelium ‘un hazırladığı “Akıllı Dünya Görseli” nin büyük halini görmek için aşağıdaki linke tıklayınız.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://mobilgin.com/wp-content/uploads/2014/07/IoT_Libelium_Smart_World_Big.png">http://mobilgin.com/wp-content/uploads/2014/07/IoT_Libelium_Smart_World_Big.png</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/Resim-2.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-549" alt="Resim-2" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/Resim-2-300x214.jpg" width="300" height="214" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Aslında rivayet odur ki herşey 1991 yılında başlamış. Cambridge Üniversitesi ‘nde onlarca akademisyenin bulunduğu bir binada herkesin kullanabileceği sadece 1 adet kahve makinası bulunmaktaymış. Kahve makinasının bulunduğu kattaki çalışanlar için olmasa da, diğer katlarda bulunan akademisyenler için onlarca basamak merdiven çıkıp kahve makinasının içinin boş olduğu görmek, sinir bozucu bir hal almış. Bunun üzerine bir grup akademisyen, dakikada 3 görüntü yakalayan ve bu görüntüleri herkesin kendi bilgisayarına aktarmasını sağlayan bir sistem tasarlamışlar. Böylelikle her akademisyen, kahve miktarını çevrimiçi ve gerçek zamanlı görmeyi başarmak suretiyle, Nesnelerin İnterneti ‘nin ilk fikir temelleri için ufuk oluşturmuş oldular. Hatta bir rivayete göre, bu ünlü kahve makinesi, eBay aracılığı ile yapılan bir açık arttırmada 5.000 USD ‘nin üstünde bir fiyata satılmış. Aşağıda, bu kahve makinesinden alınan görüntüyü bulabilirsiniz. Konuyla ilgili daha fazla detay için ise aşağıdaki linkten faydalanabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/Resim-3.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-550" alt="Resim-3" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/Resim-3.jpg" width="192" height="214" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Fakat, nesnelerin birbirleri ile bağlantısı fikri 1999 yılında Kevin Ashton tarafından ortaya net olarak atıldı ve o zaman için bu kavram, RFID etiketleri sayesinde, radyo frekansı üzerinden birbirleriyle haberleşen cihazları kapsıyordu. Kevin Ashton, bu fikri, P&amp;G ‘nin tedarik zincirinde verimliğini arttırmak için ortaya atmıştı; yani o zaman için aslında endüstriyel bir çözümdü. Ancak haberleşme noktasında gelişen teknolojinin, radyo frekansın dışında da çözümler üretmesi ile konsept çok daha geniş bir vizyona erişti.</p>
<p><b></b><b>Hayatımızı Nasıl Değiştirecek?</b></p>
<p>Sanırım bu konuyu aşağıdaki örnekler ile açıklamaya çalışmak daha doğru olacaktır :</p>
<p><b>Örnek 1</b></p>
<p style="text-align: justify;">Evinizin bir bahçesi olduğunu ve bu bahçenin de periyodik olarak sulanması gerektiğini düşünelim.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>1) </b>Elimize bir hortum alarak bahçemizi sulayabiliriz ve bu yaptığımız işi tamamen kendi algılarımıza göre (bahçenin toprağının kuruluğunun gözlenmesi vs.) yönetiriz. Burada otomasyon sıfırdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>2) </b>Bahçeye bir sulama sistemi yaptırırız ve bu sulama sistemini de hergün saat 08:00 ‘de devreye girip 10 dakika devrede kalacak şekilde ayarlarız. Hava yağışlı olsa da, bahçenin sulamaya ihtiyacı olmasa da bahçe böyle bir sistemde, belirtilen saatlerde, sulanmaya devam edecektir. Burada otomasyon vardır ama bu akıllı bir sistem olmaktan çok uzaktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>3) </b>Şimdi bu 2 numaralı ev çözümünü, bir de akıllı telefonumuz ile entegre edelim ve uzaktan manuel müdahaleye açalım. Bizim teknolojik olarak geldiğimiz nokta, aslında tam burasıdır. Bu noktada da aslında, akıllı telefonumuz ile bahçe sulama sistemi arasında kurduğumuz ilişki, televizyon ve uzaktan kumandası ilişkisinden farklı değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">IoT ile gelmeyi hayal ettiğimiz ilk nokta, bahçe içine gömdüğümüz bir nem sensörü grubunun ölçüm verilerini sürekli olarak platformun veri tabanına kaydetmek ve sulama sisteminin de, bu platformdan bu verileri okuyarak hareket etmesini sağlamaktır. Bu çözüm, aslında tam anlamıyla – istenildiği kadar &#8211; daha “akıllı” değildir. Konuya bir de önümüzdeki 3 günün hava durumu verilerini de katarsak ve yarına yağmur yağma olasılığını bu sistemin platformu tarafından algılanmasını sağlarsak ve sulama aktivitesini de buna göre düzenlersek, işte bu sistem artık tam anlamıyla “akıllı” olmuştur ve insan hayatına değer katacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu örnek üzerinden gidersek, buradaki platformu bir orkestra şefi olarak düşünebilirsiniz ve temsil ettiği sistem de aslında küçük bir ev sistemidir (yukarıda “alt sistem” olarak tanımlamıştık). Kimin platformu iyiyse (örneğin; entegre olabileceği cihaz çeşidi), bu yarışı o önde götüteceği kesin. İşte tam da bu sebeple, Google, Apple, Microsoft ve Oracle gibi teknoloji devi şirketler, bu cihazların buluşacağı platform konusunda ARGE çalışmalarına ve yatırımlarına birkaç yıldır devam ediyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/Resim-4.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-551" alt="Resim-4" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/Resim-4-300x221.jpg" width="300" height="221" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Örnek 2</b></p>
<p style="text-align: justify;">Şehir dışında bir toplantınız var ve toplantıya trenle gidiceksiniz;</p>
<p style="text-align: justify;"><b>1) </b>Müşteri sabahki toplantıyı 45 dakika ileri alıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>2) </b>Arabanız benzin deposunu kontrol ediyor ve tren istasyonuna gidebilmeniz için yakıt almanız gerektiğini biliyor. Bu yakıt doldurma işleminin tahmini 5 dakika süreceğini hesaplıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>3) </b>Aynı anda trafik durumu kontrol ediliyor ve istasyona giden yolda kaza olduğunu öğreniliyor, alternatif yolun ise size 15 dakika zaman kaybettireceği hesaplanıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>4) </b>Tren ise 20 dakika rötar yapacağını bildiriyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>5) </b>Tüm bu bilgiler, yatağınızın başındaki saatinize bildiriliyor ve alarmınız 5 dakika daha geç çalıyor, bu da 5 dakika daha çok uyumanızı sağlıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>6) </b>Saatiniz arabanıza da haber veriyor ve evden çıkış saatinizden 5 dakika önce çalışmaya ve motoru ısıtmaya başlıyor. Ayrıca kahve makinasına da 5 dakika daha geç çalışmasını söylüyor.</p>
<p>Şimdi IoT için örnekleri biraz daha çoğaltalım;</p>
<p>- Evinizin kapısına gelen kişi için, siz evde olmasanız da, kapıyı açan telefonunuz ile haberleşen bir mekanizma,</p>
<p><iframe src="//www.youtube.com/embed/ouOrfvqUGbI" height="510" width="854" allowfullscreen="" frameborder="0"></iframe></p>
<p>- Sahibinin ajandasını kontrol ederek ilk randevu saatine ve hava durumuna göre onu uyandıran bir çalar saat,</p>
<p>- Ev sahibi uyanmadan 30 dakika önce banyo veya kullanılacak diğer odaları ısıtmaya başlayan bir ısıtma sistemi,</p>
<p>- Trafik durumundan sürücüyü anında haberdar eden bir araba,</p>
<p>- Yatağından kalkmadan kısa bir süre önce kahve için su hazırlamaya başlayan bir kettle,</p>
<p><iframe src="//www.youtube.com/embed/i8SrbL5mz_E" height="510" width="854" allowfullscreen="" frameborder="0"></iframe></p>
<p>- Ev dahilinde kullanılan, termostat, duman ve karbonmonoksit dedektörleri (Dünyanın ilk akıllı termostatı ile Nest, Google Ventures ‘dan 80 Milyon USD ‘lik yatırım aldı),</p>
<p><iframe src="//www.youtube.com/embed/L8TkhHgkBsg" height="450" width="800" allowfullscreen="" frameborder="0"></iframe></p>
<p style="text-align: justify;">Tabi işin çok farklı bir boyutu da var. Platform üzerinde biriken kişisel verilerin kimin tarafından sahip olunacağı tartışılması gereken apayrı bir konu. Facebook, Google ve benzerleri tarafından zaten kişisel alışkanlıklarımızın takip edildiği bir dünyada bir de bunları evimize davet etmemiz, aslında bir yanıyla da korkutucu ve daha düne kadar bilim kurgu filmlerine konu olan bir durumdu. Özellikle kişisel bilgilerin gizliliği ve korunması konusunun ileriki yıllarda sıkça tartışılacağı bir gerçek.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/Resim-6.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-553" alt="Resim-6" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/Resim-6-300x231.jpg" width="300" height="231" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">IoT ‘in, sadece ev otomasyonu çözümleri sunmayacağı, endüstriyel çözümler de sunacağı kesin. Hali hazırda büyük baş süt çiftliklerinde kullanılması mümkün hayvan takip sisteminden söz etmek istiyorum. Hayvanın kulağına ve midesine yerleştirilen birer sensör ile hayvanın sürekli olarak vücut sıcaklığının ve midesinin pH değerinin izlenmek suretiyle, hayvan sağlık durumu takip ediliyor ve herhangi bir anormallikte (bunun tespiti tabiki olması gereken değerler ile karşılaştırmak suretiyle ortaya çıkacaktır) çiftçinin bilgisayarına yada cep telefonuna mesaj gidiyor. Tabii bu noktada kritik konu sadece verinin depolanacağı platform yada sensörler ile iletişimin kurulması için yazılım çözümü değil, sensörlerin kendisi de oluyor. Sensörlerin maliyetleri azalmadığı sürece, böyle bir sistemin kullanılabilirliğinin artacağı öngörüsünde bulunmak ta yanlış olacaktır. Sadece maliyet te değil; sensörlerin boyutları küçülmelidir, bu da doğaldırki ARGE yatırımı demektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Zaten, konu eğer cihazlar arasında bir haberleşme ise, ki bir uç örnek olarak,  yumurtanın kalmaması durumunda buzdolabınızın siz süper markette iken telefonunuza mesaj atmasını istiyorsanız, buzdolabının da yumurta kalmadığını anlaması lazımdır. Bu da bir şekilde buzdolabı içindeki, bir sensör yardımıyla olacaktır. IoT konusunun paralelinde sensörlerin de teknolojisini takip etmek ve geliştirmek bu noktada elzem oluyor. Tam da bu noktada Stanford Üniversitesi ‘nde geliştirilen bir teknoloji sayesinde radyo sinyallerini işleyebilen işlemcilerin boyutunun, milimetre seviyesine kadar indiğini öğreniyoruz. Bu çiplerin boyutu 3,7 X 1,2 [mm] ve herhangi bir enerji kaynağına ihtiyacı yok; enerjilerini kendileri üzerine gönderilen radyo dalgalarından alıyorlar ve sinyali işliyorlar ve tekrar geri gönderiyorlar; üstelik maliyetleri de 5-10 kuruş civarinda. Bu çipler endüstriyel olarak kullanılabilir hale geldiklerinde, yıllardır gelişen ancak bir türlü etiket fiyatları istenen seviyelere inmeyen RFID gibi teknolojilere alternatif olacaktır. Kullanım alanları marketlerden sağlığa, otomotivden giyime, aklınıza gelebilecek her noktada kendine yer bulacaktır.</p>
<p><iframe src="//www.youtube.com/embed/i5bnmRpJmXA" height="390" width="640" allowfullscreen="" frameborder="0"></iframe></p>
<p style="text-align: justify;">CISCO ‘nun yayınladığı bir rapora göre, Nesnelerin İnterneti ekonomik olarak 2020 yılında 19 trilyon dolarlık bir pazar yaratacak. ABD ‘li Cisco ‘nun analizlerine göre, 2020 yılına gelindiğinde, içinde akıllı telefonların, PC ‘lerin, ATM ‘lerin, fabrikalardaki üretim makinelerinin ve nakliyat konteynerlerindeki ürünlerin de olduğu, 50 milyardan fazla cihaz internete bağlanmış olacak. Cisco ‘nun kurumsal yatırım şirketi Cisco Invesments, yeni fonla, nesnelerin interneti odağında 150 milyon dolarlık yatırım yapacağını web sitesinden paylaştı.</p>
<p><a href="http://www.ciscoinvestments.com/news/cisco-investments-allocates-150-million-fund-early-stage-firms-around-globe/">http://www.ciscoinvestments.com/news/cisco-investments-allocates-150-million-fund-early-stage-firms-around-globe/</a></p>
<p><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/Resim-7.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-554" alt="Resim-7" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/10/Resim-7-300x182.jpg" width="300" height="182" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Teknik taraftaki bir diğer sıkıntı da, ortaya çıkacak veri miktarıdır. Veri miktarı inanılmaz derecede artacak ve bu verinin çözümlenerek işlenmesi ve yorumlanması başlı başına karmaşık bir iş haline gelecektir. Bu konunun muhatabı, doğal olarak “Big Data” ile uğraşan kişilerdir. Bu veriyi hakkıyla işleyebilen, “daha akıllı sistemler” ortaya koyabilecektir. Bu işe el atan devlerden biri de Intel. Intel bu işe çoktan el attı ve “Akıllı Sistemlerin Sistemleri (Intellegent Systems of Systems)” gibi bir kavram ile yola çıktılar bile.</p>
<p>Kısacası, hayatımıza yeni girecek olan akıllı cihazlar ve ekipmanlar hayatımızın her aşamasında, biz insanları bilgilendirici ve yönlendirici olabilecekleri gibi, hayatımızın her anından da veri topluyor olacaklar. Bu sistem, belli bir süre sonra, en güvenilir danışmana dönüşecek olsa da daha ötesinde yerimize karar veren sistemler olarak karşımıza çıkacağından şüphe yok gibi.</p>
<p>Bu sizi korkutmuyor mu ?</p>
<p>Son olarak konuyu özetleyen bir videoyu da aşağıya koymak istiyorum.</p>
<p><iframe src="//www.youtube.com/embed/Q3ur8wzzhBU" height="411" width="676" allowfullscreen="" frameborder="0"></iframe></p>
<p>Kaynakça</p>
<p><a href="http://www.milliyet.com.tr/teknoloji-gelisti-cihazlardile/pazar/haberdetay/03.08.2014/1920141/default.htm">http://www.milliyet.com.tr/teknoloji-gelisti-cihazlardile/pazar/haberdetay/03.08.2014/1920141/default.htm</a></p>
<p><a href="http://www.teknoblog.com/nesnelerin-interneti-nedir-68654/">http://www.teknoblog.com/nesnelerin-interneti-nedir-68654/</a></p>
<p><a href="http://blog.turkcell.com.tr/nesnelerin-interneti-dunyamizi-nasil-degistirecek">http://blog.turkcell.com.tr/nesnelerin-interneti-dunyamizi-nasil-degistirecek</a></p>
<p><a href="http://www.techinside.com/nesnelerin-interneti-sizi-cagiriyor/">http://www.techinside.com/nesnelerin-interneti-sizi-cagiriyor/</a></p>
<p><a href="http://www.capital.com.tr/en-hizli-buyuyen-pazar-haberler/25593.aspx">http://www.capital.com.tr/en-hizli-buyuyen-pazar-haberler/25593.aspx</a></p>
<p><a href="http://www.techinside.com/radyo-teknolojisinde-devrim-kapida/">http://www.techinside.com/radyo-teknolojisinde-devrim-kapida/</a></p>
<p><a href="http://webrazzi.com/2012/09/21/internet-of-things-nesnelerin-interneti/">http://webrazzi.com/2012/09/21/internet-of-things-nesnelerin-interneti/</a></p>
<p><a href="http://webrazzi.com/2013/12/22/akilli-diafon-doorbox/">http://webrazzi.com/2013/12/22/akilli-diafon-doorbox/</a></p>
<p><a href="http://webrazzi.com/2014/05/02/ciscodan-erken-asama-internet-of-things-girisimlerine-toplam-150-milyon-dolar-yatirim/">http://webrazzi.com/2014/05/02/ciscodan-erken-asama-internet-of-things-girisimlerine-toplam-150-milyon-dolar-yatirim/</a></p>
<p><a href="http://bilgicagi.com/Yazilar/17042-nesnelerin_internetine_hazir_miyiz.aspx">http://bilgicagi.com/Yazilar/17042-nesnelerin_internetine_hazir_miyiz.aspx</a></p>
<p><a href="http://www.karel.com.tr/blog/nesnelerin-interneti-nasil-dogdu">http://www.karel.com.tr/blog/nesnelerin-interneti-nasil-dogdu</a></p>
<p><a href="http://mobilgin.com/nesnelerin-interneti/">http://mobilgin.com/nesnelerin-interneti/</a></p>
<p><a href="http://gelecekhane.com/nesnelerin-interneti-ve-sertifikali-profesyoneller/">http://gelecekhane.com/nesnelerin-interneti-ve-sertifikali-profesyoneller/</a></p>
<p><a href="http://www.karel.com.tr/blog/hayatimizin-yeni-normali-nesnelerin-haberlesmesi">http://www.karel.com.tr/blog/hayatimizin-yeni-normali-nesnelerin-haberlesmesi</a></p>
<p><a href="http://www.karel.com.tr/blog/internet-things-nesnelerin-interneti-nedir-cihazlarin-etkilesim-trendleri">http://www.karel.com.tr/blog/internet-things-nesnelerin-interneti-nedir-cihazlarin-etkilesim-trendleri</a></p>
<p><a href="http://psmmag.com/haber/paradigma-degisince-oyun-yeniden-baslar/583947">http://psmmag.com/haber/paradigma-degisince-oyun-yeniden-baslar/583947</a></p>
<p><a href="http://www.technologyreview.com/news/527356/business-adapts-to-a-new-style-of-computer/">http://www.technologyreview.com/news/527356/business-adapts-to-a-new-style-of-computer/</a></p>
<p><a href="http://blog.netas.com.tr/?p=498">http://blog.netas.com.tr/?p=498</a></p>
<p><a href="http://www.zdnet.com/m2m-and-the-internet-of-things-7000008219/">http://www.zdnet.com/m2m-and-the-internet-of-things-7000008219/</a></p>
<p><a href="http://webrazzi.com/2013/05/15/nesnelerin-interneti-alaninda-yatirimlar-nasil-gidiyor/">http://webrazzi.com/2013/05/15/nesnelerin-interneti-alaninda-yatirimlar-nasil-gidiyor/</a></p>
<p><a href="http://webrazzi.com/2012/12/04/smart-things-leweb-paris-12/">http://webrazzi.com/2012/12/04/smart-things-leweb-paris-12/</a></p>
<p><a href="http://toezer.com/iot-internet-of-things-nesnelerin-interneti/">http://toezer.com/iot-internet-of-things-nesnelerin-interneti/</a></p>
<p><a href="http://berkent.blogspot.com.tr/">http://berkent.blogspot.com.tr/</a></p>
<p><a href="http://www.biltekhaber.net/nesnelerin-interneti-turk-sirketlerine-5-alanda-firsat-yaratiyor.html">http://www.biltekhaber.net/nesnelerin-interneti-turk-sirketlerine-5-alanda-firsat-yaratiyor.html</a></p>
<p><a href="http://www.muratcandemir.com/tag/m2m">http://www.muratcandemir.com/tag/m2m</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.internettinabi.com/nesnelerin-interneti-iot-internet-of-things/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BITCOIN (2) – Mehmet Ulaş BAŞLAMIŞ</title>
		<link>http://www.internettinabi.com/bitcoin-2-mehmet-ulas-baslamis/</link>
		<comments>http://www.internettinabi.com/bitcoin-2-mehmet-ulas-baslamis/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 May 2014 06:47:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Ulaş Başlamış</dc:creator>
				<category><![CDATA[BİLİM VE TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[Bitcoin]]></category>
		<category><![CDATA[Sanal Para]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.internettinabi.com/?p=414</guid>
		<description><![CDATA[İlk yazımın üstünden epey geçti. Bu süre zarfında, Bitcoin dünyasında neler olduğuna kısaca bahsetmem gerekir sanırım; Newsweek, yayınlandığı bir makale ile “Satoshi ]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İlk yazımın üstünden epey geçti. Bu süre zarfında, Bitcoin dünyasında neler olduğuna kısaca bahsetmem gerekir sanırım;</p>
<p style="text-align: justify;">Newsweek, yayınlandığı bir makale ile “Satoshi Nakamoto” adıyla bilinen Bitcoin ‘in yaratıcısını bulduğunu açıkladı. Nesweek dergisi muhabirlerinden Leah McGrath Goodman ‘a röportaj veren Nakamoto ‘nun <em>“artık Bitcoin ile ilgilenmiyorum, o iş başkalarına devredildi”</em> demesi bayağı bir tartışma yaratırken, başka bir röportajında da 3 hafta öncesine kadar Bitcoin ‘in ne olduğunu bile duymadığını söylemesi ile beyanlar arasında çelişkilerin ortaya çıkması, üzerindeki şüphelerin yoğunlaşmasına sebep oldu. Oldukça mütevazi bir yaşam süren yada sürüyormuş gözüken Nakamoto ile ilgili sansasyonel haberler, daha çıkacağa benziyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.webrazzi.com/2014/03/07/bitcoinin-mucidi-nakamoto/">http://www.webrazzi.com/2014/03/07/bitcoinin-mucidi-nakamoto/</a></p>
<p style="text-align: justify;">Yine Bitcoin ekosisteminin en büyük platformu olan MtGox ‘un Şubat ayında iflasını açıklaması, tam bir şok etkisi yarattı. Böyle bir iflas, tabiki birçok yatırımcının Bitcoin almadan önce, durup bir daha düşünmesine sebep olacaktır. Bir rivayete göre iflasın nedeni, <strong>744.000 bitcoini</strong> bulan kayıplar. Bu güvenlik sorunu (bir başka deyişle hackerların hesapları boşaltması) Bitcoin ekosistemi için aşılması gereken bir sorun.<b></b></p>
<p style="text-align: justify;">Bundan daha da kötüsü, Mart ayında bazı hackerlardan gelen yayınlar. İddiaya göre, MtGox tarafından çalındığı söylenen bitcoinlerin üzerinde bir miktarı, MtGox, kendi cüzdanlarında tutmaktaymış. Yayınlanan cüzdanlardan (hesap olarak düşünebilirsiniz) bazıları da Mt.Gox ‘un CEO ‘suna ait. Hackerlar tarafından yayınlanan döküman, hesap hareketlerinin olduğu bir excel dosyası. Hackerların iddiasına göre, MtGox, 951.116 bitcoine sahip, bu da MtGox ‘tan çalındığı söylenen 744.000 rakamının üzerinde bir miktar.</p>
<p style="text-align: justify;">MtGoxzedeler de, harekete geçmiş durumda. <a href="http://goxrecovery.com/">http://goxrecovery.com/</a> web sitesi üzerinden iletişim bilgileri verilerek bu şikayetçiler platformuna üye olunabiliyor. Eğer şikayetinizi yasal zemine taşımak istiyorsanız, o da bu web sitesi üzerinden mümkün sanırım.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/05/btc1.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-415" alt="btc1" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/05/btc1-300x180.jpg" width="300" height="180" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Bu yukarıda bahsettiğim gelişmeler olmasaydı, yazımı daha teknik ele alacaktım. Fakat tablo “sanal para &#8211; Bitcoin” için çok ta iyimser gözükmüyor. Buna rağmen “sanal para” pek de kaybolmayacak gibi. Google’dan Jared Cohen, tüm bu yaşananlara rağmen Bitcoin ve türevlerinin kolay kolay ortadan kaybolmayacağını ve bu yaşananların da aslında bir olgunlaşma süreci olduğunu düşünüyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.webrazzi.com/2014/03/10/google-jared-cohen-bitcoin/">http://www.webrazzi.com/2014/03/10/google-jared-cohen-bitcoin/</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/05/btc4.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-422" alt="btc4" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/05/btc4.jpg" width="236" height="225" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Türevleri demişken en çok ilgimi çeken bir sanal para alternatifinden de bahsetmeden geçemeyeceğim; Allahcoin, P2P İslami Para Birimi. Fakat aşağıdaki linkte yer alan haberden anladığım kadarıyla, arkasında belli bir İslami cemiyet var. Bu konulara pek girmek istemiyorum, isteyen nasılsa haberi okur. Fakat demeden geçemeyeceğim, Allah ve Para kelimelerinin yanyana gelmesi ne kadar İslami, tartışılır&#8230;bu arada olur da Allahcoin almak isterseniz : <a href="http://www.allahcoin.org/">http://www.allahcoin.org/</a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.psmmag.com/haber/bitcoin_e-karsi-allahcoin/567952">http://www.psmmag.com/haber/bitcoin_e-karsi-allahcoin/567952</a></p>
<p style="text-align: justify;">İlk yazımda çok fazla teknik konulara girmemiştim. Yine çok fazla teknik detaya girmeden, Bitcoin ekosistemi dahilinde kullanılan cüzdan tipleri hakkında kısaca da olsa bahsetmek istiyorum;</p>
<p style="text-align: justify;">1) Yazılım Cüzdanları : Cüzdan bilgisayarınızdadır. Bu da güvenliğinden siz sorumlusunuz demektir.</p>
<p style="text-align: justify;">2) Cep Cüzdanları : Cüzdan akıllı telefonunuzdadır; yani aslında cüzdan bu uygulama ile artık cebinizdedir. Her gün  çantanıza yada cebinize atarak çıktığınız, kimliğinizden banka kartınıza kadar muhafaza ettiğiniz cüzdanınızdan, bir farkı yoktur. Cep telefonunuzun güvenliğinden siz sorumlu olduğunuza göre, cep cüzdanınızın güvenliğinden de otomatik olarak kendiniz sorumlu oluyorsunuz. Bu arada bu cüzdan tipi gençlerin de kaçınılmaz tercihi.</p>
<p style="text-align: justify;">3) Ağ Cüzdanları : Cüzdanınız bir ağdadır. Cüzdanınızın korunması için daha az efor sarfedebilirsiniz; fakat böyle bile olsa, ağ seçimini gerçekten doğru yapmalısınız.</p>
<p style="text-align: justify;">Aslında bu cüzdan sahip olduğunuz bitcoini koyabileceğiniz bir sanal hesap numarası değildir. Cüzdan, aslında, bitcoin bloğunda bulunan (bitcoin zinciri) bitcoin adreslerinizde yer alan bitcoinlerinizi harcamaya yarayan gizli anahtarlarınızı saklar. Her bitcoin cüzdanı tüm bitcoin adreslerinizin toplam bakiyesini gösterir ve belli birine belli bir miktar ödemenizi sağlar, aynı gerçek bir cüzdan gibi. Bu gizli anahtarlar bitcoinlerinizi bitcoin adreslerinden harcamanızı sağlarlar, bu yüzden asla kimseye vermemelisiniz. Kısacası sahip olduğunuz bitcoin, bir bitcoin bloğu içindedir ve siz, onun adresine sahipsinizdir ve cüzdanınız o adreste bulunan bitcoininizin harcamasını sağlayan şifreye saklar. Bu arada kendinize bir cüzdan açmak isterseniz en güvenilir sitelerden biri <a href="http://www.multibit.org/">http://www.multibit.org/</a> olarak gözüküyor. Bu web sitesinden, kendi bilgisayar işletim sisteminize uygun olan yazılımı seçerek indirmeniz ve kurmanız gerekiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Sistem dahilinde üretilen her bitcoinin kendine has (unique) bir kodu mevcut, para dedikleri şey de aslında bu kod. Transferler sırasında ise, zarflar kullanılıyor. Bu zarflar da aslında bir koda sahip; ama bunları tek kullanımlık kod gibi düşünebilirsiniz. İşlem yapabilmeniz için, herkesin bir hesabı yani bir cüzdanı olması gerekiyor. Transfer sırasında cüzdanınıza ulaşabilmeniz için gereken şifreyi unutmanız durumunda, bitcoinlerinize elveda diyebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">Diğer bir teknik detay da, bitcoini “taştan çıkartmak isteyenler” için. Hazırlanmış olan yazılımlar sayesinde, Bitcoin madenciliğine başayabilir ve satın almak zorunda kalmadan Bitcoin sahibi olabilirsiniz. Fakat bu işlem için harcayacağınız elektrik vs. gibi kaynakları ve almanız gereken donanımları da hesaba kattığınızda, her zaman çok karlı olmayacağı çok açık bir gerçek. Daha hızlı sonuç almak isteyenler için ise, “imece usulü üretimler” söz konusu. Bu yöntem ile kullanıcılar bir araya toplandıkları havuzlarda, bir arada madencilik yapabilmektedirler.</p>
<p style="text-align: justify;">Daha fazla bilgi için <a href="https://bitcoin.org/">https://bitcoin.org/</a> adresini ziyaret etmenizi öneririm.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Bitcoin = Dijital Altın</b></p>
<p style="text-align: justify;">Altın ile çok fazla benzer özellikler taşıdığı bir gerçek. Bir kere üretimi sınırlı. Aylık veya yıllık olarak üretim miktarı belli bir algoritma ile sınırlandırılmış. Altın ‘a da baktığımızda yıllık olarak dünya üzerindeki artış miktarı yaklaşık %3 gibi (yıllık rekolte miktarına paralel olarak); yani büyümesi sınırlı. Zaten herkesin de bildiği gibi, altın sistemini / değerini belirleyen en önemli özellik te budur. Bu nokta da bitcoin de benzer özellikler göstermektedir; yani sanaldır, ama aslında temeli sağlamdır; çünkü kopyalanan senaryo doğru yerden kopyalanmıştır.<b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Arzı Kim Yapıyor?</b></p>
<p style="text-align: justify;">Para deyince aklımıza ne gelmeli, yani bir nesnenin para olabilmesi için ne gibi özellikleri taşıması gerekmektedir;</p>
<p style="text-align: justify;">1) Değiş – tokuş işlemini gerçekleştirebilmelidir. (Payment System)</p>
<p style="text-align: justify;">2) Değerlerin tanımlanmasında, kaydedilmesinde ve karşılaştırılmasında bir ölçü birimi olabilmelidir; ki bu noktada en önemli özelliği bölünebilir olabilmesidir. (Unit of Account)</p>
<p style="text-align: justify;">3) Değer taşımalıdır. (Storage of Value)</p>
<p style="text-align: justify;">4) Sözleşmeler dahilinde kullanılabilen bir değer olmalıdır. (Contract Value)</p>
<p style="text-align: justify;">İlk etapta sadece bir değiş-tokuş aracı olarak ortaya çıkan bitcoin, artık bu değiş-tokuş işlemi sırasında değer kazanıp kaybetmeye başlamıştır; yani artık değer taşımaya başlamış ve kimin arz ettiğini ve kontrol ettiğini sormak ta bu noktada en doğal hakkımızdır. Parayı arz eden güvenilir midir? Kamu otoritesinin olmaksızın kullanılıyor olması, genç kuşaklar için oldukça takdir edilesi bir nokta olsa da, spekülatif bir unsur olması, işin ciddi anlamda boyutunu değiştiriyor; spekülatif unsurlar birimizi sevindirirken diğerimizin de kalbini kırıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Internet tabanlı herşeyin güzel olduğu düsturuyla yola çıkanlara arada destur da demek gerekebilir. Geleneksel ekonomilerde parayı yoktan var eden merkezler Merkez Bankaları ‘dır ve bu var etme işlemini de devlet mekanizması ile yani kontrollü şekilde yaparlar (paranın emisyonu). Bu noktada bitcoinler sizin bizim gibi insanlar tarafından, ellerindeki CPU güçleri ile doğru orantılı şekilde üretiliyor. Her ne kadar üretim miktarı çeşitli algoritmalar ile kontrol altına alınmış olsa da, gerçekte bir kontrol yok&#8230;</p>
<p><b>Hukuken Kullanımı</b></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/05/btc2.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-423" alt="btc2" src="http://www.internettinabi.com/wp-content/uploads/2014/05/btc2-300x208.jpg" width="300" height="208" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Son yıllarda teknoloji süreçlerinin insan hayatının her alanında olduğu gibi finansal hayatına da girmiş olmasıyla, “kaydi para” ‘nın kullanımı artmış, kağıt paranın kullanımı ise azalmıştır. Bu 2 para türünün birbirinden en temel farkı, kaydi paranın ne olduğu ile ilgili olarak, tüm kayıtların tutulabiliyor (log) olmasıdır. Buna karşın kağıt paranın bir takibi yoktur. Devletin vergilendirme ve vergi toplama sürecinde, “kaydi para” tabiki en işine gelen para türüdür. Zaman içerisinde kağıt paranın tamamen ortadan kalkması ile de, tüm kayıt dışılık ortadan kalkacaktır. Bu noktada bitcoin de bir “kaydi para” ‘dır. Fakat hukuksal açıdan bakıldığında, uluslar arası terörizm ve diğer kaçakçılık faaliyetleri (özellikle uyuşturucu maddeler uzunca bir süredir Bitcoin ekosistemi üzerinden alınıp / satılıyor) için (Dark Market) bir değiş tokuş aracı olması, devletlerin hışmına bir şekilde uğrama olasılığını da akla getiriyor. Kullanıcılar anonim olduğundan dolayı, bu şekilde yasal olmayan emtia alımları için de kullanıma oldukça elverişli hale geliyor. Diğer bir konu da, loglamanın olmaması ile, devletler için ciddi bir gelir kaybı şu haliyle. Şuan sistemde yaklaşık 1,2 milyar dolar var ve bu paranın değeri biraz da dark markette yapılan alışverişe bağlı. Önümüzdeki yıllarda devletlerin buna kayıtsız kalmayacağı kesin. Bu arada hukuken, bitcoinin Türkiye ‘de kullanımına engel olan herhangi bir kanun maddesi de yoktur.</p>
<p><b>Öğrenilmiş Dersler</b></p>
<p style="text-align: justify;">Bu başlık ile akla ilk gelen müzik ve film endüstrisine yön vermiş olan Peer-to-peer (daha fazla bilgi için bkz. <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Peer-to-peer">http://tr.wikipedia.org/wiki/Peer-to-peer</a>) paylaşımlar. Peer-to-peer yapıları küçümsememek gerekir; hepimiz müzik ve film endüstrisinin (içerik endüstrisi) başına nasıl belalar açtığını iyi biliyoruz. Bitcoin deneyimi ile, yakın gelecekte para sistemlerimizin başına ne geleceğini aslında kestirebilir. Bu deney, aslında merkez bankası olmadan bir para biriminin ayakta durabilme deneyidir. Bu deneyin sahibi kimdir; onu işte bilemiyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu deneyin şimdiden farkında olunmalıdır; Bitcoin tutmasa bile, bundan sonraki dijital para nesli, çok daha farklı argümanlar ile aynı saldırıyı merkeziyetçi finansal yapıya gerçekleştirecektir. Bu farklı argümanların ne olacağını kimse şimdiden kestiremez; ama bundan daha yıkıcı olma olasılığı yüksektir. Şimdi herkes ezberlemiş gibi, bu dijital paranın arkası boş diyor; ama unutmamak gerekir, asıl dijital para USD ‘dir ve Sam Amca ihtiyaç duydukça milyar dolarları sanal ortamda üreterek piyasaya sürmektedir. Şimdi ABD bu tip bir işlemi yaparken bastığı para kadar altın karşılığı aramakta yada ayırmakta mıdır?; tabii ki hayır!, burada kimse kusura bakmasın USD, Bitcoin kadar sanal bir paradır. Bu para emisyonu işleminin her zaman para basma şeklinde olmadığını iyi biliyoruz; sanal şekilde borç aldığı parayı ödeme veya piyasaya tahvil sürme şeklinde, para basma işlemleri, tüm merkez bankaları tarafından hale hazırda yapılan uygulamalardır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Bazı Kritik Eleştiriler</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b></b>1) Bitcoinin arz hızının, global ekonominin büyüme hızından bağımsız olması, haliyle somut bir deflasyonu da beraberinde getireceği gibi bir eleştiri mevcut. Yani 2040 ‘ta sirkülasyonda bulunacak Bitcoin sayısı şimdiden belli ve eğer ekonomi ve bitcoinin kullanım talebi, piyasaya arz edilecek bitcoinlerden fazla olacak olursa, bitcoinler durdugu yerde değer kazanacak ve tabiki sizin eğer bitcoininiz var ise ve bu sürekli değer kazanıyor ise, neden harcayasınızki? İşte bu noktada ekosistem içerisinde deflasyonun karşımıza gelmek olasılığı yüksek.</p>
<p style="text-align: justify;">2) Bu dijital para birimini erken benimseyenlerin (early adopters) halihazırdaki bitcoinlerin çoğuna sahip olması, ekonomik çevreler tarafından da adaletsiz bulunuyor. Hatta bu noktada bu sistemin erken benimseyenler için dizayn edildiği yönünde görüşler de mevcut.</p>
<p style="text-align: justify;">3) Stabil bir kur politikası olamaması nedeniyle, bitcoinin başka para birimlerine çevrilmesi noktasında da çok fazla eleştiri hakim. Hatta, bitcoin bozdurmanın gittigidiyor.com üzerinden cep telefonunuzu satmaktan bir fark olmadığı söyleniyor. Bu noktada da bir para birimi için önemli kriter olan ölçülebilirlik, ortadan kalkıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Bitcoin Tutar mı? Anonim Paracılar (Monetarists Anonymous) savaşlarını kazanma fırsatını internet ortamında mı elde edecekler?</b></p>
<p style="text-align: justify;">Tutar mı tutmaz mı gibi bir öngörüde bulunmak, şu aşamada herkesi açıkçası aşar; ama benim anladığım böyle bir sistemin bu noktaya kadar gelip te mevcut ekonomilerde karşılık bulmaya başlaması, hale hazırda mevcut finansal kurumların silkinerek kendilerine bir bakmasını gerektirmektedir. Çünkü mevcut ekonomi dediğimiz yapı, aslında kapitalist ekonomi ve bu ekonominin başlıca argümanı da <strong>para</strong> ve şimdi bu başlıca argümana alternatif birşey var karşımızda – <b>sanal anonim para</b>. Analiz etmemek, görmezden gelmek büyük bir hata olur ve şu 3 noktayı sanırım zaman içinde hep birlikte izleyip göreceğiz;</p>
<p style="text-align: justify;">1) Bir ekonomi içerisinde kullanılan değiş-tokuş aracı, gerçekten halkın benimsediği midir yoksa devletin yada sistemlerin dayattığı mıdır?</p>
<p style="text-align: justify;">2) Siber dünyada işlemeye başlayan sanal para sistemleri, devletlerin uyguladığı gelenekçi ekonomiyi ne hale getirecektir / nasıl dönüştürecektir?</p>
<p style="text-align: justify;">3) Mevcut zenginliğin adaletsiz dağılımını, nasıl şekillendirecektir?</p>
<p><!-- Start of guardian embedded video --></p>
<p>Yazıma, aşağıdaki video ile son vermek istiyorum;</p>
<p>Link : <a href="http://www.theguardian.com/technology/video/2013/mar/22/bitcoin-currency-video">http://www.theguardian.com/technology/video/2013/mar/22/bitcoin-currency-video</a></p>
<p><iframe src="http://embedded-video.guardianapps.co.uk/?a=false&amp;u=/technology/video/2013/mar/22/bitcoin-currency-video" height="397" width="460" frameborder="0"></iframe><br />
<!-- End of guardian embedded video --></p>
<p><i>Not : Yazı dahilinde bahsettiğim hiçbir rakamın doğruluğunu garanti etmiyorum <img src='http://www.internettinabi.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> &#8230;</i><i><br />
</i></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.internettinabi.com/bitcoin-2-mehmet-ulas-baslamis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>20. YÜZYIL’DA İKTİSAT DÜŞÜNCESİ &#8211; Taylan URBAY</title>
		<link>http://www.internettinabi.com/20-yuzyilda-iktisat-dusuncesi-taylan-urbay/</link>
		<comments>http://www.internettinabi.com/20-yuzyilda-iktisat-dusuncesi-taylan-urbay/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Apr 2014 13:32:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Taylan Urbay</dc:creator>
				<category><![CDATA[BİLİM VE TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[marksist iktisat]]></category>
		<category><![CDATA[modern iktisat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.internettinabi.com/?p=270</guid>
		<description><![CDATA[20. YÜZYIL’DA İKTİSAT DÜŞÜNCESİ Yazımızın başlığı metodolojik yönden belli bir zorluğa işaret ediyor: Aristo’dan beri iktisat üzerine yazmış olan düşünürler sistemlerini oluştururken ]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">20. YÜZYIL’DA İKTİSAT DÜŞÜNCESİ</p>
<p style="text-align: justify;">Yazımızın başlığı metodolojik yönden belli bir zorluğa işaret ediyor: Aristo’dan beri iktisat üzerine yazmış olan düşünürler sistemlerini oluştururken kendilerinden çok önce yaşamış olanlara da atıfta bulunurlar, diğer bir deyişle iktisadi sistemler zamansal olarak geniş bir yelpazede kurulduğu için belki de onları zaman boyutuna göre tasnif etmek güçlük doğurabilir. Bu sorunun üstesinden konuyu şöyle koyarak gelinebilir: Belli bir zaman dilimi içinde egemen olmuş ekolleri saptamak ve bu ekollerin genel çerçevelerini ortaya sermek daha uygundur.20 Yy.’daki iktisat düşüncesinin genel hatlarını, 19. Yy’da temelleri atılan modern iktisat biliminde ortaya çıkan iki ana eğilimin çerçevesinde, bazen de ana akımlardan fazla uzaklaşmaksızın birer varyant olarak nitelenebilecek yaklaşımlar etrafında kavramak olasıdır. Bahsettiğimiz iki ana akım Adam Smith’ ile başlayan Klasik İktisat ve Karl Marx’la başlayan Marksist İktisat’dir.</p>
<p style="text-align: justify;"> 19. yy’dan 20 yy’a geçerken Walras, Menger, Jevons üçlüsü ekonomi bilimini bir moral felsefesi olarak konumlandıran erken 19.yüzyıl anlayışından koparan ‘marjinalist’ devrimi gerçekleştirilmiş bulunmaktaydı. Bu sistem Adam Smith’in ekonomide ahlak felsefesinin yerine dair yapıtları ile başlayan ve doruğuna MaxWeber ile varan sosyoloji tabanlı ve ekonomik ‘’aktör’’ün ekonomik eylemini kültürel değerlere ve birey psikolojisi üzerine dayandıran yaklaşımdan önemli bir kopuşu simgelemektedir. Buradan itibaren artık ekonomi bilimi temel Newtonyen paradigma olan ‘’denge’’ kavramına içeriğinde daha fazla yer vererek daha ‘’bilimsel’’ bir temele oturuyordu. Anılan iktisatçıların yapıtları Jeremy Bentham’ın siyasal iktisat düzeyinde sistemleştirdiği ‘’fayda’’ kavramını matematiksel ve türevlendirilebilir bir çerçevede ele olarak günümüzdeki çağdaş mikro-ekonomik teorinin temellerini atmışlardır. Bu noktada artık fayda ‘’optimize’’ edilmesi gereken bir değişken olarak kavranmaya başlanmış ve Vilfredo Pareto’nun ‘’Pareto Optimalliği’’ ilkesi ekonomik kaynak dağılımının araştırılmasında en önemli temel taş haline gelmiştir.Yine aynı dönemde önemli eseri ‘Principles of Economics’ adlı eserini yayımlayan Alfred Marshall, Leon Walras’ın bir ekonomide üretilen tüm malların net talebinin sıfır olması gerektiğini öneren statik genel denge ilkesine zaman boyutunu ekleyip tek tek sektörlere uygulayarak, statik ve dinamik kısmı denge analizini geliştirmiş ve ölçek ekonomileri ilkesini ekleyerek bir ekonomide fiyat oluşum mekanizmalarını araştırmıştır.Yine Walras’ın genel denge ilkesi 20.yy’ın ortalarında artık gelişmiş bulunan ekonometrik teknikler ile- özelde eşanlı denklem sistemleri ile- Joan Robinson tarafından daha analitik bir şekilde formüle edilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ne var ki 1929 büyük buhranı belki de o güne kadar ekonomi biliminin gittiği kanalları kökten bir biçimde değiştirecek ve makro-ekonomi disiplininin doğmasına yol açacaktır. Krizden çıkış yollarına yönelik çabalar Theodeor W.Roosvelt’in 1933’te uygulamaya koyduğu ‘New Deal’ programı ile sonuçlanmış ve hemen ardından John Maynard Keynes’in 1936’da yayımladığı, para ve mal piyasalarının genel dengesi üzerine IS-LM analizini oluşturduğu başyapıtı “Paranın, İstihdamın ve Faizin Genel Teorisi” ile teorik içeriğini bulmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Keynes’in yaklaşımı, o güne kadar hakim olan görüş olan ve piyasaların kendi kendilerini düzenleyebileceklerini öneren Smithyen ‘Görünmez El’ yaklaşımına önemli bir alternatif oluşturmaktadır. Keynes para politikası alanında, belli bir faiz oranının altında para talebinin faiz esnekliğinin sonsuz olduğunu göstererek ‘likidite tuzağı’ kavramını ortaya atmış ve Keynesyen okulun sonraki temsilcilerinin daha da geliştireceği ‘piyasa yetersizlikleri’ kavramını temellendirmiştir. Keynes böylece tasarruf-yatırım dengesinin kurulmasında otomatik olarak faizin belirleyici olduğuna dair klasik anlayıştan kopmuştur. Piyasa yetersizlikleri yaklaşımı- ilginç bir şekilde başta liberalizmin kalesi olan ABD olmak üzere- sonraki 50 yıl boyunca devlet müdahaleciliğinin, karma ekonomik sistemlerin ve sosyal refah devleti uygulamalarının temelini oluşturmuştur. Bu yaklaşımı genel olarak 1929 Büyük Buhranına yol açan eksik talep/yetersiz tüketim olgusuna verilen bir cevap olarak değerlendirmek mümkündür. Gerçekte Keynes’in önerdiği sistem, 20. yy.’ın başından itibaren teknolojinin üretim süreçlerinde artan oranlarda kullanılması sebebiyle oluşan verimlilik patlamalarıyla ortaya çıkan arz fazlalarının, üretimi yapan aynı ekonomik alan içinde tüketilebilmesini sağlayabilecek makro-ekonomik bir araç işlevi görmekteydi.</p>
<p style="text-align: justify;">İkinci Dünya Savaşının ardından P.A.Samuelson, J.Tobin, ve J.R. Hicks tarafından klasik iktisat düşüncesi ile Keynes’in sistemini birleştirmeyi deneyen kısa ömürlü Neo-Klasik sentez dönemi bulunmaktadır.Ardından 70’li yıllarda ise eşanlı olarak hem Neo-Klasik, Hem de Neo-Keynesyen görüşlerin yükseldiği görülmektedir. Başını Robert Lucas ve Thomas Sargent’in çektiği Neo-Klasik görüşün temelinde iktisadi aktörlerin ekonomi hakkında sağlıklı enformasyona sahip olduklarında bunun üzerine rasyonel davranışlar oluşturacaklarını varsayan ‘Rasyonel Beklentiler’ hipotezi bulunmaktadır. Bu görüşe göre merkez bankaları hedefledikleri sonuçları elde etmek için çeşitli alanlardaki para politikası, enflasyon, istihdam- politikalarını kamuoyu ile şeffaf bir şeklide paylaşmalıdırlar.  Gregory Mankiw, Lavrence Summers, Olivier Blanchard, Joseph Stiglitz gibi Neo-Keynesyen iktisatçılar ise piyasa yetersizlikleri kavramı üzerinde kavramı çeşitlendirerek durmuşlardır. ‘Ters seçim’, ‘asimetrik enformasyon’ ve ‘ahlaki risk’ olgularını ortaya koyarak piyasa yetersizliklerine daha yeni somut örnekler getirmişlerdir. Aynı dönemde siyasal-ekonomik yaklaşım kategorisinde ortaya konan ve çok daha az ses getiren iki yaklaşım ise Bruno S. Frey tarafından öne sürülen Fırsatçı Model ve DoglasA.Hibbs tarafından öne sürülen ‘Partizan Model’dir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kesnesyen ekonomi anlayışının krize girmesi için dönüm noktası olarak 1973 petrol krizini göstermek yanlış olmayacaktır. 1970’li yıllardan itibaren, ama özellikle 1976’da Nobel ekonomi ödülünü alan Milton Friedman’ın başını çektiği Monetarizm çeşitli aralıklarla o tarihten günümüze kadar olan süreçte hakim ekonomik paradigma olacak ve 1980’lerin başından itibaren siyasal düzlemde Regan, Theatcher, Kohl üçlüsü tarafından Neoliberal siyasi düzlemde temsil edilecektir.1970’li yıllar gelişmiş Batı ekonomilerinde stagflasyon (paradoksal olarak durgunluk + enflasyon) olgusunun görüldüğü zaman dilimidir. Bu bağlamda Monetarizmin Keynesyen anlayışa tamamen zıt bir sistem önerdiği dikkatleri çekmektedir: Artan bütçe açıkları ve enflasyonla mücadele amacıyla kamunun ekonomik faaliyetlerinin küçültülmesi, siyasal düzeyde bireycilik ve girişim özgürlüğü, talep yönlü yerine arz yönlü ekonomik yaklaşım, piyasa ekonomisine duyulan Smithgil güvenin itibarının iadesi.</p>
<p style="text-align: justify;">Monetarizme göre enflasyon özünde parasal bir olgudur ve enflasyonla mücadele için para politikası araçlarının etkin bir şekilde kullanılması, özetle para arzının genişlemesinin dizginlenmesi gerekmektedir. Monetarist yaklaşımın Keynesyen sistemden ana kopuş noktaları, para talebinin faiz esnekliğinin empirik verilere göre oldukça düşük olması ve likidite tuzağının geçersiz olmasından hareketle piyasa yetersizliklerinin reddi ve mal piyasaları, istihdam,talep gibi kavramların yerine servet ve portföy yönetimi üzerine odaklanmasıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">1990’ların ikinci yarısı ve 2000’li yıllarda ise iktisat çalışmalarında 1960’larda Daniel Kahneman’ın temelini attığı, mikro-ekonomik tercihlerde bireyin psikolojisi üzerinde duran ‘’davranışal iktisat’’ yaklaşımı ön plana çıkmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Karl Marx’ın 19.yy’ın ortasından itibaren geliştirdiği son derece kapsamlı ekonomik felsefesi Ludwig Feurbach’ın materyalizmi, Hegel’in diyalektiği ve İngiliz ekonomi-politiği üzerinde şekillenmiştir. Marxist ekonomik bakış mikro düzeyde temel bir sosyolojik nosyon olan geçimlik üretim/pazar için üretim ayrımına dayanmaktadır ve Marx’ın metaların değerinin iki yönü olarak belirlediği kullanım değeri ve değişim değeri arasındaki ayrıma göre belirlenmektedir. Bir meta olarak işgücü de bu ayrıma tabidir ve işgücü piyasasında girişimci tarafından satın alınmaktadır.Bu bağlamda modern endüstriyel kapitalist üretim biçiminde üretim faktörlerinin-yani sermaye, doğa, makine ve işgücü- maliyetleri içinde diğerleri verili olarak sabit olduğundan, sadece ve sadece işgücü bir maliyet unsuru olarak girişim karının kaynağı olabilmektedir ve kar oranı işgücünün ürettiği ürünün ödenmeyen kısmı olan artık ürüne, yani artık-değere bağlı olarak oluşmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Buradan hareketle, Marx, işgücünün tamamını oluşturan grubun bir özbilinç kazanması ile işçi sınıfını oluştuğunu, ve bu sınıf ile girişimci grup olan burjuva sınıfının ekonomik çıkarları arasında uzlaşmaz bir çelişki bulunduğunu ifade eder. “Diyalektik Tarihsel Materyalizm” adını verdiği tarih felsefesine göre toplumsal sistemler ilkel komünal toplum-köleci toplum-feodal toplum-burjuva toplumu süreçlerinden sonra burjuva ve işçi sınıfları arasındaki çatışmanın sonucunda komünal toplum evresine geçecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Karl Marx’ın yaşadığı dönemden Sovyetler Birliği’nin kuruluşuna kadar geçen sürede Marksist iktisat anlayışının bir uygulama alanı bulduğunu iddia etmek mümkün değildir.20.yy’da Marksist ekonomik yaklaşımın iki ana Neo-Marxist koldan sürdüğü görülmektedir. Bu kollardan birincisi tüm Doğu Bloku ülkelerinin ekonomi yönetimlerince benimsenen ve merkezi planlamanın temelini oluşturan Vassiliy Leontief’in girdi çıktı tabloları yaklaşımıdır. Leonid Kantorovich’in doğrusal programlama tekniği yardımcı olarak önemli ölçüde kullanılmıştır. Burada işletmeler tarafından üretilen ara malların diğer işletmeler için girdi olduğu varsayımıyla, hammaddeden nihai üreticiye ulaşan son ürünün oluşumuna kadarki katma değer zincirinin miktar ve fiyat olarak belirlenmesi ve böylece nihai ürünün miktar ve fiyatının piyasa koşullarına bırakılmadan saptanması hedeflenmiştir. Bu teknik Doğu Bloku Ülkelerindeki merkezi planlama komiteleri tarafından uygulanarak planlı ekonomilerin temelini oluşturmuştur. Burada Oskar Lange ve Janos Kornai’nin planlı ekonominin teorik temellerini geliştiren önemli iktisatçılar olarak ön plana çıktıkları görülmektedir. Gerçekte planlı ekonomi uygulamaları Karl Marx’ın geliştirdiği ekonomi teorisi ile oldukça az ilişkili olup 1. Dünya Savaşı sırasında Almanya’da uygulanan ‘planlı savaş ekonomisi’nin geliştirilmiş halidir.</p>
<p style="text-align: justify;">İkinci kol ise Marxist olmayan Batı ülkelerinde, Fernand Braudel’in 1960’larda Akdeniz havzasının ekonomik tarihi üzerine kurduğu gündelik tarihsel-ekonomi ekolü üzerine şekillenmiştir ve ‘Bağımlılık Okulu’  adını almıştır. En önemli temsilcileri Immanuel Wallerstein, Giovanni Arrighi ve Christopher Chase-Dunn’dır ve Wallerstein’in coğrafi keşiflerden günümüze kadar getirdiği ‘modern dünya sistemi’ yaklaşımına dayanır. Bu görüşe göre dünya ekonomisi rekabetçi meta üretiminin dağılımına göre şekillenen merkez, çevre ve yarı-çevre ülkelerini içerir. Merkez ülkeleri yüksek teknolojili, katma değeri yüksek meta üretimini gerçekleştirir, çevre ülkeleri ise merkez ülkelerdeki bu üretim biçimine ucuz işgücü ile ürettikleri hammaddeleri sağlayarak uluslararası iş bölümü içindeki yerlerini almaktadırlar. Bu iki blok arasındaki ticari alışveriş ise ‘eşitsiz değişim’ ilkesine göre gerçekleşmektir ve bu yolla artık değerin az gelişmiş ülkelerden gelişmiş ülkelere transferi sağlanmaktadır. Diğer yandan, özellikle Giovanni Arrighi eserlerinde ‘Dünya Sistemi’ perspektifine Rus iktisatçı Nikolai Kondratieff’in uzun vadeli fiyat serilerine dayanarak geliştirdirdiği, ‘Kondratieff Dalgaları’nı’ ekleyerek uzun konjonktür devreleri ve sistemik birikim daireleri anlayışını geliştirmiştir.Kondratieff Dalgası, yarısı yatırım artışları, fiyat yükselişleri, yüksek istihdam oranları ile karakterize edilen ekonomik canlanma ve takip eden diğer yarısı durgunluk ile karakterize edilen dünya ölçeğinde 40-60 yıl arası süren ekonomik periyottur. Kontradieff Dalgaları savaş, devrim vb. gibi makro düzeyde siyasi gelişmelerle doğrudan ilişkilidir. Bir dalganın başında genellikle belli endüstrilerin gelişmesine yol açan bir bilimsel/teknolojik devrim söz konusudur.Simon Kuznets daha sonra aynı yaklaşımı sadece gelişmiş merkez ülkelerine uygulayarak ‘Kuznets Dalgalarını’ ortaya koymuştur.Bu bağlamda Arrighi Modern Dünya sistemininin başlangıcı olan 16.yy’dan günümüze kadar olan dönemde yaklaşık 120 yıllık dönemler halinde birbirini takip eden 4 adet sistemik birikim coğrafyası tespit etmiştir: Venedik, Hollanda, İngiltere ve ABD.Bu ekol içinde Ernest Mandel, Paul Sweezy gibi yazarların ‘’Geç Kapitalizm’ üzerine geliştirdikleri tezler ayrıca önemli bir yer tutmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yazımızda birbiri ile iç içe geçtiği ölçüde 19.yy.’a dönerek 20. yy.’ın iktisat anlayışlarının genel bir panoramasını çizmeye çalıştık. Şüphesiz bahsedilen her olgunun çok daha ayrıntısına girmek gerekebilir ancak bu çaba daha başka yazıların konusu olacaktır. Bu bağlamda önümüzdeki yazımızda sosyoloji tabanlı ekonomik yaklaşımın en önemli temsilcisi MaxWeber ve onun sistemi üzerine eğileceğiz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.internettinabi.com/20-yuzyilda-iktisat-dusuncesi-taylan-urbay/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
